kabil ile cümle
kabil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ariovistus kendine bağışlanan arazilere kendi kabilesinden olan 120.000 kişinin yerleşmesini sağladı.Ariovist je na podarjeno ozemlje naselil 120.000 svojih podložnikov.
Macar kabileleri 10. yüzyılda Hristiyanlığı kabul ettiler.Prebivalci Krfa so sprejeli krščansko vero v 3. stoletju.
Beni Adiyy kabilesinin kölelerindendi.Bili so vazali Oglejskega patriarha.
Aeduiler İmparator Claudius tarafından verilen jus honorum nişanını alan ilk Galyalı kabiledir.Edui so bili prvo galsko pleme, ki je od cesarja Klavdija dobilo naslov ius honorum.
Venetler denizci bir kabile idi ve Morbihan Körfezi'nde bir yelkenli gemiler filosu işletmekte idiler.Veneti so bili pomorsko ljudstvo, ki je imelo svoje ladjevje jadrnic zasidrano v Morbihanskem zalivu.
Bir doğu Germen kabilesi olan Teuringi, Hun istilasından kaçmak için topraklarını terk etmişti.Vzhodnogermansko pleme Tervingi je zaradi napadov Hunov pobegnilo iz svoje domovine.
300 kabileye boyun eğdirilmiş ve 800 kent yıkılmıştır.Rimljani so podjarmili 300 plemen in osvojili 800 mest.
İlk Kronik'e göre Rurik, Vareg kabilelerinden biri olan Rus'lardandı.Ruska Primarna kronika pravi, da je bil Oleg sorodnik, verjetno svak, prvega ruskega vladarja Rurika.
Dahası, İtalya birde 3. yüzyılda barbar kabilelerin saldırılarıyla uğraşmak zorunda kalacaktı.Poleg tega so proti koncu 3. stoletja na italijansko ozemlje začela vdirati barbarska plemena.
Burada insanlar 13 kabileden oluşuyordu.Tovrstni gradovi so bili grajeni v 13.
Almanya, ödeme kabiliyetinin çok üstünde bir savaş tazminatıyla da yükümlü tutuluyordu.Nemčija je morala sama kriti stroške gradnje.
Sırplar ve Hırvatlar'ın dahil olduğu kabileler Herakleios döneminde Balkanlar'ın kuzeybatısına yerleştirildi.Plemena Srbov in Hrvatov so se kasneje med vladanjem cesarja Heraklija naselila na severozahodnem Balkanu.
Zengin sınıfların kabileleri yoksul sınıflara oranla daha az üyeye sahipti.Kazen je bila milejša za tiste, ki so dolgovali članu nižjega razreda.
Kervanlar Türk kabileleri için büyük gelir kaynağıydı.Polotok je imel pomembna nahajališča turkizov.
Menapiler, Roma öncesi dönemde ve Romalılar döneminde Kuzey Galyada yaşamış bir Belgic kabilesi.Atrebas), belgijsko pleme, ki je pred rimsko okupacijo prebivalo v Galiji in Veliki Britaniji.
Bu göçmen Arap kabileleri Arap Yarımadası'ndan gelmiş ve Ürdün topraklarına yerleşmişlerdir.Izhaja iz arabskih plemen, ki so se naselili v Zgornjem Egiptu.
Söz konusu bu ilçelerin her biri kendi içerisinde bir kabile reisi tarafından yönetilmektedir.Vsa Sirija je končno združena pod enotnim voditeljem.
Başlangıçta zaman kazanmak için Germen kabileleri satın almaya çalıştı.Iš pradžių jis manė papirkti germanų gentis, kad laimėtų laiko.
Bu 12 oğuldan doğan nesil 12 kabilelik İsrailoğullarını oluşturur.Biblijoje rašoma, kad 12 sūnų tapo 12-os Izraelio genčių pradininkais.
Bu tanklar mekanik olarak çok güvenilirdi ve yüksek hareket kabiliyetine sahipti.Šie lengvieji tankai buvo mechaniškai labai patikimi, judrūs, tačiau buvo per aukšti.
Taboo, Meksika asıllı olup Shoshone kabilesindendir.Taboo yra meksikiečių ir Shoshone (indėnų genties) palikuonis.
Yerel Yahudi kabileleri Banu Nadir, Banu Kureyza ve Banu Kaynuka idi.Kadangi kaime gyventa žydų šeimos, tai jame būta ir karčemos.
Kabile kanunları hala çok kuvvetli derecede kullanılmaktadır ve uygulanmaktadır.Šiandien konstitucinė priežiūra visuotinai pripažįstama ir būtina.
Kureyşan aşireti 7-8 kabileye ayrılmıştır.Jie buvo nevienodo dydžio, skiriami į 7-8 gentis.
Anglo-Sakson Kronolojisine göre Wessex, Cerdic ve oğlu Cynric adındaki kabile şefleri tarafından kurulmuştur.Pagal Anglosaksų kroniką, Veseksą įkūrė Kerdikas ir Kinrikas, Gewisse klano vadai.
Kalmuk kabileleri hala vadinin kuzey batısından sessizce gelir.Toliau Nemenčinės miškais teka į šiaurės vakarus giliu slėniu.
Efsaneye göre, Roi Mata oradaki toprakları fethedince, ilk amacı kabileleri birleştirmekti.Pagal legendą, Roi Mata užkariavo šias žemes ir stengėsi suvienyti vietines gentis.
Ayrıca yerli kabilelere ait 5 kolej ve 4 özel okul bulunmaktadır.Yra 5 valstybiniai ir 4 privatūs universitetai.
Konuşan kabileler: Qaernermiut, (?)Hõimud: Qaernermiut, (?)
Kuveyt'teki Şimar (veya Şammar) Bedevi kabilesi %43 oranıyla Orta Doğu'da en yüksek frekansı göstermektedir.Suurim sagedus (43%) on Lähis-Idas Kuveidis Shimari beduiinide hõimus.
Konuşan kabileler: (?)Hõimud: (?)
Konuşan kabileler: Kanghiryuatjagmiut, Kanghirjuarmiut, (?)Hõimud: Kanghiryuatjagmiut, Kanghirjuarmiut, (?)
Árpád, tüm Macar vakanüvislere göre Macar kabilelerinin konfederasyonunun ilk başkanı olan Álmos'un oğludur.Árpád oli Álmose, keda mainitakse kõigis Ungari kroonikates madjarite hõimuliidu esimese juhina, poeg.
Kabil, Alex'tir ve kardeşini öldürmüştür.Simon oli surnud... ja Jack oli...
Bu kabilelerden birçoğu ortak bir dili ve kültürü paylaşıyorlardı.Ba hõimud erinesid üksteisest üsna palju nii keele kui kultuuri poolest.
Ondan öncesinde sadece kızılderili kabileler ve balıkçılar orada yaşıyordu.Enne seda valitsesid seal meresõitjatest indialased.
Kureyş'in Beni Sehm kabilesindendi.Zemgale läti kütipolgu komandöriks.
Yelkovan kuşlarının yön bulma kabiliyetleri güçlüdür.Rookassi hüppevõime on ka lindude püüdmiseks piisavalt hea.
Konuşan kabileler: Kingarmiut ya da Sikosuilarmiut (İng.Hõimud: Kingarmiut või Sikosuilarmiut (ingl.
Duyma kabiliyetleri çok iyidir.Tema teesklemisoskus on suurepärane.
Yemaek kabilesi ilk olarak M.Ö 1. yüzyılda ortaya çıkmıştır.Uuspütagoorlus tekkis 1. sajandil e.m.a.
Yasa, kabilenin (consorteria) her üyesini diğer tüm üyeler için kefil olmasını zorunlu kılmaktaydı.Iga hõimu pealik pidi maksu oma hõimu liikmetelt sisse nõudma.
Venetler denizci bir kabile idi ve Morbihan Körfezi'nde bir yelkenli gemiler filosu işletmekte idiler.Üks kontoriüürnike oli laevapukseerimise ettevõte Moran.
Çok az sayıda teslim olabilen ve esir alınan kabile mensupları ise sonradan salıverilmişlerdir.Mõni tuhat vähem aktiivset kommunisti lasti vabaks.
Yerine oğlu Joseph Kabila geçti.Uueks presidendiks sai tema poeg Joseph Kabila.
Kabul University (KU) is Afganistan'ın başkenti Kabil'de bulunmaktadır.Kabuli Ülikool (dari keeles پوهنتون کابل ) on ülikool Afganistani pealinnas Kabulis.
İlkel kabilelerde aynı klanın üyeleri birbirleriyle evlenemez ve cinsel ilişkiye giremezdi.Klanni liikmed ei tohi omavahel abielluda.
Kendisi öylesine bu kabiliyet yarışmasına katıldıysa'da bu onun kazanmasına sebep oldu.Kui ta jõuab säärase täiuslikkuse piirini, teeb see talle rõõmu.
Bu bölgelerde sürekli olarak birbiriyle savaşan kabileler yaşıyordu.Rahvas jagunes maakondadeks, mis omavahel pidevalt sõdisid.
Amucalar, zaman içinde çoğalıp kabile haline gelmişler ve güçlenmişlerdi.Ja siis hakkas metsaline väledalt liigutama ja sai tugevamaks ja muutus võimsamaks ja paljunes.
Afganistan'ın başkenti Kabil'de bir kadın linç edilerek öldürüldü.Afganistani pealinnas Kabulis rünnati välismaalaste seas populaarset restorani.
Dünyanın en canlı, en kuvvetli ve yayılma kabiliyeti en yüksek olan orman tipidir.Tänapäeva maailma kõrgeim, suurim, kõige paksem ja vanim organism on kõik paljasseemnetaimed.
Her kabilenin kendi sinyal verme sistemi vardı.Igal hõimul oli ka oma põlvnemislugu.
Yönetime daha çok bu kabileler hakim oluyordu.Tema õukonnas domineerisid majordoomused.
Toplar tekrar standartlaştı ve manevra kabiliyeti tekrar öncelik kazandı.Kitarr aga parandati kiiresti ja tuurid jätkusid sama instrumendiga.
Constantius, aynı kabileyi Vindonissa savaşı'nda (Windisch, İsviçre) bir kez daha yendi.Vindonissa lahing – Constantius võitis taas alemanne.
18 Ekim'de başka bir silahlı saldırı kabile reislerini öldürmeye çalıştı.El 18 de octubre, un nuevo ataque trató de asesinar a los dirigentes indígenas.
18 Ekim'de başka bir silahlı saldırı kabile reislerini öldürmeye çalıştı.Il 18 Ottobre, un nuovo attacco volto a uccidere i capi indigeni.
18 Ekim'de başka bir silahlı saldırı kabile reislerini öldürmeye çalıştı.Le 18 octobre, les chefs indigènes sont attaqués une nouvelle fois.
1994'te, Ruanda, Afrika'da büyük bir felaket oldu. İki kabile, Hutu ve Tutsi, birbirleriyle savaştılar.Bei dem großen Desaster 1994 in Ruanda, Afrika, bekämpften sich die Bevölkerungsgruppen der Hutu und Tutsi.