12. kabin.Vagonul 12.
12. kabin.Wagen 12.
12. kabin.Wagen 12. Vorsicht mit dem Koffer, bitte.
12. kabin.Αμάξι 12.
12. kabin.Лъжички? Вагон 12.
18 Ekim'de başka bir silahlı saldırı kabile reislerini öldürmeye çalıştı.El 18 de octubre, un nuevo ataque trató de asesinar a los dirigentes indígenas.
18 Ekim'de başka bir silahlı saldırı kabile reislerini öldürmeye çalıştı.Il 18 Ottobre, un nuovo attacco volto a uccidere i capi indigeni.
18 Ekim'de başka bir silahlı saldırı kabile reislerini öldürmeye çalıştı.Le 18 octobre, les chefs indigènes sont attaqués une nouvelle fois.
1994'te, Ruanda, Afrika'da büyük bir felaket oldu. İki kabile, Hutu ve Tutsi, birbirleriyle savaştılar.Bei dem großen Desaster 1994 in Ruanda, Afrika, bekämpften sich die Bevölkerungsgruppen der Hutu und Tutsi.
1.kural Kabile ayrımı veya politik ayrımlar bulunmayacak.A primeira regra: não há distinção de clãs ou divisões políticas na sociedade da Somália.
1.kural Kabile ayrımı veya politik ayrımlar bulunmayacak.Az első: nincsenek törzsi és politikai megkülönböztetések a szomáli társadalomban.
1.kural Kabile ayrımı veya politik ayrımlar bulunmayacak.Die erste Regel: es gibt keine Stammes- oder politischen Unterschiede in der somalischen Gesellschaft.
1.kural Kabile ayrımı veya politik ayrımlar bulunmayacak.La première règle : pas de distinction de clan et pas de division politique dans la société somalienne.
1.kural Kabile ayrımı veya politik ayrımlar bulunmayacak.La prima: niente distinzioni di clan né divisioni politiche nella società.
1.kural Kabile ayrımı veya politik ayrımlar bulunmayacak.La primera: no hay clanes con privilegios ni división política en la sociedad somalí.
1.kural Kabile ayrımı veya politik ayrımlar bulunmayacak.Prima regulă: nu se face diferenţa între clanuri şi diviziunea politică în societatea somaleză.
1.kural Kabile ayrımı veya politik ayrımlar bulunmayacak.Prvo pravilo: v somalski družbi ni razlik med klani in ni politične delitve.
1.kural Kabile ayrımı veya politik ayrımlar bulunmayacak.Thứ nhất: không có dòng tộc được đối xử đặc biệt hay bè phái chính trị nào trong xã hội Somali cả.
1.kural Kabile ayrımı veya politik ayrımlar bulunmayacak.Yang pertama: tidak ada pembedaan suku dan politik dalam masyarakat Somalia.
1.kural Kabile ayrımı veya politik ayrımlar bulunmayacak.Πρώτος κανόνας: δεν υπάρχει καμιά ρατσιστική και πολιτική παράταξη στην κοινωνία της Σομαλίας.
1.kural Kabile ayrımı veya politik ayrımlar bulunmayacak.Первое: в обществе Сомали нет деления по кланам или по политическим мотивам.
1.kural Kabile ayrımı veya politik ayrımlar bulunmayacak.Перше правило: у сомалійській спільноті немає розрізнення за політичною ознакою чи клановою приналежністю.
1.kural Kabile ayrımı veya politik ayrımlar bulunmayacak.Първо правило: няма кланово разграничение и политическо разделение в сомалийското общество.
5 h?z?ndayd?m hatta 6 ya bile c?kabilirdim.Ich war in der 5. Gangschaltung und musste sogar einen Gang höher schalten.
5 h?z?ndayd?m hatta 6 ya bile c?kabilirdim. Insanlar? hayal k?r?kl?g?na ugratmamal?yd?m. TV Sovuydu.Jel jsem skutečně na pětku a musel dokonce přeřadit na šestku, nemohl jsem zklamat lidi, byla to TV show.
5 h?z?ndayd?m hatta 6 ya bile c?kabilirdim.Πήγαινα ήδη με 5η ταχύτητα και έπρεπε να βάλω 6η.
5 h?z?ndayd?m hatta 6 ya bile c?kabilirdim.Я был действительно на пятой скорости и должен был переключиться на шестую.
Acı çekme kabiliyeti ya da yalnızlık.Capacitate de a simţi durere sau singurătate.
Acı çekme kabiliyeti ya da yalnızlık.Förmågan att känna smärta och ensamhet.
Acı çekme kabiliyeti ya da yalnızlık.Het vermogen om pijn te lijden, eenzaam te zijn.
Acı çekme kabiliyeti ya da yalnızlık.Jejich schopnost prožívat bolest a samotu.
Acı çekme kabiliyeti ya da yalnızlık.Kemampuan untuk merasakan sakit atau kesepian.
Acı çekme kabiliyeti ya da yalnızlık.고통이나 외로움을
Acı çekme kabiliyeti ya da yalnızlık.La loro capacità di provare dolore e solitudine.
Acı çekme kabiliyeti ya da yalnızlık.Tud szenvedni a fájdalomtól, magánytól.
Acı çekme kabiliyeti ya da yalnızlık. Ve korku duymak.Khả năng chịu đau đớn hay cô đơn, và nỗi sợ hãi
Acı çekme kabiliyeti ya da yalnızlık. Ve korku duymak.La capacité d'éprouver de la douleur ou de la solitude.
Acı çekme kabiliyeti ya da yalnızlık.Здатність відчувати біль чи самотність.
Acı çekme kabiliyeti ya da yalnızlık.Они страдают от боли и одиночества.
Acı çekme kabiliyeti ya da yalnızlık.Способноста да изпитва болка или самота.
Acı çekme kabiliyeti ya da yalnızlık.היכולת לסבול כאב או בדידות.
Acı çekme kabiliyeti ya da yalnızlık.動物の痛みや孤独 恐怖に 耐える力に気づくはずです
Afganistan, Kabil'deki güvenlik güçlerinin 17 Eylül'deki beyanatı:아프가니스탄 카불에서 9월 17일, ISAF측 발표에서
Afganistan, Kabil'deki güvenlik güçlerinin 17 Eylül'deki beyanatı:le dichiarazioni dell'ISAF, da Kabul, Afghanistan, il 17 settembre:
Afganistan, Kabil'deki güvenlik güçlerinin 17 Eylül'deki beyanatı:הודעה של ה ISAF מקבול, אפגניסטן ב 17 בספטמבר אמרה:
Afganistan, Kabil'deki güvenlik güçlerinin 17 Eylül'deki beyanatı:صدر بيان حلف شمال الاطلسي من كابل بافغانستان في السابع عشر من سبتمبر
Afganistan, Kabil'deki güvenlik güçlerinin 17 Eylül'deki beyanatı:「アフガニスタンの国際治安支援部隊司令官
Afganistan, Kabil'de merkez pazarı iç savaşın sonunda şehir Taliban'a yenik düşmeden kısa süre önce.탈레반에게 점령당하기 조금 전, 내전이 끝나갈 무렵의 아프가니스탄, 카불의 중앙 상업지구입니다.
Afganistan, Kabil'de merkez pazarı iç savaşın sonunda şehir Taliban'a yenik düşmeden kısa süre önce.To centrum handlowe Kabulu, w Afganistanie, pod koniec wojny domowej, wkrótce miasto przejmą Talibowie.
Afganistan, Kabil'de merkez pazarı iç savaşın sonunda şehir Taliban'a yenik düşmeden kısa süre önce.המחוז המסחרי המרכזי של קאבול שבאפגניסטן בתום מלחמת האזרחים, קצת לפני שהעיר נפלה לידי הטליבאן.
Afganistan, Kabil'de merkez pazarı iç savaşın sonunda şehir Taliban'a yenik düşmeden kısa süre önce.写真で、町が タリバンの手に落ちる直前のものです
Afrika'nın tamamına bakarsak, çok daha fazla bilgi edinebilirdik, mesela kabile bölünmeleri gibi.Als we kijken naar heel Afrika, kunnen we zeker veel meer tribale grenzen herkennen, enzovoort.
Afrika'nın tamamına bakarsak, çok daha fazla bilgi edinebilirdik, mesela kabile bölünmeleri gibi.Dacă ne uităm la întreaga Africa am putea în mod sigur recunoaște mult mai multe diviziuni tribale, etc.
Afrika'nın tamamına bakarsak, çok daha fazla bilgi edinebilirdik, mesela kabile bölünmeleri gibi.Ha egész Afrikát nézzük, biztosan sokkal többet fogadhatnánk el, törzsi felosztásokat és így tovább.
Afrika'nın tamamına bakarsak, çok daha fazla bilgi edinebilirdik, mesela kabile bölünmeleri gibi.Jeśli przyjrzymy się Afryce, na pewno dostrzeżemy o wiele więcej podziałów plemiennych itp.
Afrika'nın tamamına bakarsak, çok daha fazla bilgi edinebilirdik, mesela kabile bölünmeleri gibi.아프리카 전역을 보면 부족간 분쟁이 훨씬 더 만연하다는 것을 알 수 있습니다.
Afrika'nın tamamına bakarsak, çok daha fazla bilgi edinebilirdik, mesela kabile bölünmeleri gibi.Se osservassimo l'Africa per intero, troveremmo un quadro molto più ricco, con divisioni tribali e altro.
Afrika'nın tamamına bakarsak, çok daha fazla bilgi edinebilirdik, mesela kabile bölünmeleri gibi.Si mirásemos todas en África sin duda reconoceríamos bastantes más divisiones tribales, etc.
Afrika'nın tamamına bakarsak, çok daha fazla bilgi edinebilirdik, mesela kabile bölünmeleri gibi.Si nous regardions toute l'Afrique nous pourrions certainement reconnaître bien plus de divisions tribal, etc.
Afrika'nın tamamına bakarsak, çok daha fazla bilgi edinebilirdik, mesela kabile bölünmeleri gibi.אם באמת היינו מסתכלים על אפריקה, כמעט בוודאות היינו מזהים עוד הרבה חלוקות שבטיות וכדומה.