Krallar sırayla Roma'nın başlıca kabilelerinden seçiliyordu.في البداية، كان روما يحكمها ملوك، الذين يتم انتخابهم من كل واحدة من كبرى القبائل في روما بدورها.
1945 Martında kabinedeki kilit pozisyonları Moskova'da sürgünde bulunan komünistlere teslim etti.في مارس 1945، وقدم المناصب الوزارية الرئيسية للمنفيين الشيوعي التشيكوسلوفاكي في موسكو.
Bir kabın içerisine alınarak içerisine su katılarak iyice yoğurulur.ذُيول كارِهة للماء مِن الدهون تواجه بعضها البعض، وتغطي رؤوس ماء من البروتينات.
Özlem Zengin kabineye girdi mi?"."لماذا كلف ماجد القصبي بوزارة البلديات ؟".
1980-1981 yılları arası Jean-Maurice Dehousse kabinesinde siyasi kariyerine başladı.بدأ مسيرته السياسية في ملحق مجلس الوزراء جان موريس ديهوس في 1980-1981.
Lazanya sözcüğü, başta pişirme kabının adı olsa da, günümüzde sadece yemeğin adına lazanya denilmektedir..كلمة لازانيا، التي في الأصل معناها قدر الطبخ، الآن تستعمل لوصف هذه الأكلة.
Bakanlık Kabine'nin bir üyesi olan Hazine Bakanı tarafından yönetilir. ^ 14تُدار الوزارة من قبل وزير الخزانة الأمريكي والذي هو عضو في مجلس الوزراء.
Kısa dönemde, yerel Berberi kabileleri Müslüman Arap kabileleriyle bütünleştiler.ومع هذا، كان ابن النغريلة مندمجاً تماماً في الحضارة العربية الإسلامية.
Bunun üzerine Haccâc ve kabilesi Taif'i terk ederek Suriye'ye yerleşti.فكان من علية الأنصار وعلمائهم، ومن أبناء البدريين، وصلي بالناس إمامًا عندما حوصر عثمان بن عفان.
51 adet havaalanı bulunan Afganistan'ın en büyük havalalanı Kabil Uluslararası Havaalanı'dır.ويوجد في أفغانستان نحو 53 مطارًا أكبر هذه المطارات هو مطار كابل الدولي.
Bu kabilelerden birçoğu ortak bir dili ve kültürü paylaşıyorlardı.اشتركت الممالك الثلاث ثقافة ولغة متشابهة.
Bu haldeyken, kendi kabından dışarı çıkmaya kalkışır.فور خروجه من السجن يسعى للهرب من ماضيه.
Tabi önce o kabı da ondan daha büyük olan başka bir kaba koyun.ثم تُرفعُ له شجرةٌ هي أحسنُ من الأولى.
"Ferah Bir Kabin, Şık İç Tasarım"."مدينة جميلة، بل تلامس الأناقة.
Bir dizi iç savaşın ardından Kâbil, 1996 yılında Talibanın kontrolüne geçti.بعد سلسلة من الانقلابات العسكرية أنشئت الجمهورية الدستورية في عام 1991.
Bu daha sonra kabine tarafından ve daha sonra kraliçe tarafından teyit edildi.ثم احتدمت الخلافات بينه وبين الملكة بعد ذلك.
Düzenek şöyleydi: Sunak taşının (A) altındaki boru su dolu bir kabın (B) içine giriyor.و ذات السّليم: ماء لبنى صخر بن ضمرة قرب الجار.
Eylül 2003'te, Muhammed Naci el-Utri kabinesinde Tarım ve Tarım Reformu Bakanı olarak atandı.في أيلول 2003 تم تعيين عادل سفر وزيراً للزراعة والإصلاح الزراعي في حكومة محمد ناجي العطري.
Abdiraşid Darood kabilesinden doğdu Warsangali.نصبه هو من قبيلة وارسنغالي الطاروديه.
Kabile şu anda Idaho'da bir rezervasyonda idare ve ikamet etmektedir.Atualmente a tribo governa e habita uma reserva em Idaho.
Emil Boc'un kabinesinde 2008 - 2009 yılları arası Parlamento ile İlişkiler Bakanı Delegesi oldu.No gabinete Emil Boc, ele foi ministro-delegado para as relações com o Parlamento Europeu entre 2008 e 2009.
1862'de de Tounens diğer kabileleri de ziyaret etmiştir.Em 1862 de Tounens procedeu para visitar outras tribos.
DSE kartı kontrol kabininde yer alırken RDW kartı robot soketinde yer almaktadır.O cartão EED está no gabinete de controle, enquanto que o cartão RDW encontra-se no robô.
Onu kendi kabilelerinin üyelerine karşı yolsuzlukla suçladılar.Acusaram-no de corrupção contra membros de sua própria tribo.
Eylül ayında, Konrad Adenauer'in ilk kabinesinde Ekonomi Bakanı olarak atandı.Em setembro, ele foi indicado ministro da Economia no primeiro gabinete de Konrad Adenauer.
Senato olup bitenleri öğrenince, Sezar tüm Belgic kabilelerinden bunun intikamını almaya yemin etti.Quando o Senado Romano soube dos eventos, César jurou subjugar todas as tribos belgas.
837: Balkanlar'da Smolyani Slav kabilesinin isyanı.837: Revolta da tribo eslava dos esmolenos nos Bálcãs.
Osage kabilesi Kendilerini Wazhazhe olarak adlandırırlar.Seus habitantes são chamados senabentenses.
Bu yönüyle daha çok kabile temeli üzerinde yürüyen Taliban'dan farklılık gösterir.Isso os coloca em desacordo com os talibãs mais orientados para a tribo.
İspanya İç Savaşı sırasında nüfusunun önemli bir kısmıyla beraber üretim kabiliyetinin de çoğunu kaybetmişti.A Espanha havia perdido, na guerra, uma parte significativa de sua população e de sua capacidade produtiva.
1996 yılında Milli Savunma Bakanlığı kabine üyesi olarak döndü.Em 1996 regressou ao Ministério da Defesa como membro do gabinete.
İngilizlerin Kabil'den bu aşağılayıcı çekilmesinin ardından Afganistan'da hırslarını frenlemek zorunda kaldı.Os britânicos limitaram as suas ambições no Afeganistão após esta humilhante retirada de Cabul.
Stalin ulusu "ne ırksal ne kabilesel, sadece ve sadece ortak tarihleri olan insan topluluğu" olarak tanımlar.Stalin definiu a nação como "nem racial nem tribal, mas uma comunidade de pessoas formada historicamente".
Orada, Bizanslılar isyankar Moro kabileleriyle uzun süren bir savaşa girdiler.Lá, os bizantinos estavam em guerra prolongada com as tribos mouras rebeldes.
Sonunda, 12 Kasım gecesi, Taliban güçleri gecenin karanlığında gizlenerek Kabil şehrini terk ettiler.Na noite de 12 de novembro, as forças talibãs fugiram de Cabul na calada da noite.
Efsaneye göre, Roi Mata oradaki toprakları fethedince, ilk amacı kabileleri birleştirmekti.De acordo com a lenda, quando Roi Mata conquistou a terra, seu primeiro objetivo foi unificar as tribos.
Kabul University (KU) is Afganistan'ın başkenti Kabil'de bulunmaktadır.A Universidade de Cabul está localizada em Cabul, capital do Afeganistão.
Birçok işgalci Germen kabilesi çoktan Hristiyanlaşmıştı, yine de birçoğu Aryanizm'in takipçisiydi.Muitas das tribos germânicas já eram cristianizadas, mas a maioria delas era seguidora do Arianismo.
1945 Martında kabinedeki kilit pozisyonları Moskova'da sürgünde bulunan komünistlere teslim etti.Em março de 1945, deu as posições-chave do gabinete para os comunistas checoslovacos exilados em Moscou.
Ayrıca havadan-karaya kabiliyetlerini geliştirmek için daha fazla mühimmat taşıyabiliyordu.Também com capacidade de carregar mais armamentos, melhorando suas capacidades de combate ar-terra.
Hareket kabiliyetini geri kazandı, fakat bir bacağı iyileşmedi.Ele voltou a ganhar mobilidade, ficando deficiência em uma perna.
Afganistan millî futbol takımı Kabil'deki Ghazi Stadyumu'nda maçlarını oynamaktadır.A seleção nacional do Afeganistão faz seus jogos no Ghazi National Olympic Stadium, em Cabul.
Model 221 kapalı bir kabinde altı yolcu kapasitesine sahipti.O segundo, o modelo 221, teve uma cabine de 6 passageiros.
Julia Jones, Leah Clearwater: Kabilenin kurt kızı.Julia Jones como Leah Clearwater, a primeira e única mulher do bando.
1977-1981 yılları arasında Başkan Jimmy Carter'ın kabinesinde ABD Savunma Bakanı olarak görev yaptı.Foi vice-presidente dos Estados Unidos entre 1977 e 1981, na gestão do presidente Jimmy Carter.
Kabızlığa genel nüfusta %2-30 arasında rastlanır.Na população em geral, a incidência de obstipação é de 2 a 30%.
Oireachtas’ın iki kabinesi de, güney yakasındaki önceden dükalık sarayı olan Leinster Sarayı’nda toplanır.Ambas as câmaras do Oireachtas reúnem-se em Leinster House, um antigo palácio ducal, na zona sul.
Kuzey Su Kabilesi şefi Unalaq'ın abisidir.Unalaq é o Comandante da Tribo da Água do Norte.
Kâbir âlemi olarak da bilinir.(No fundo Fradique é OMNISCIENTE).
Bilici Gad, Gad kabilesinin bir mensubuydu.Mas isso pareceu banal, para um bobo do valor de Triboulet.
Beş yaşındayken yetenekli bir şarkıcı olarak kabiliyetleri fark edilmeye başlandı.Aos 15 anos, se profissionalizou como cantora.
Cuba (Bari) yerli kabilesi ile mükemmel ilişkileri vardı.Mantinham boas relações com as tribos berberes locais.
Taylor Lautner, Jacob Black: Bella'nın çocukluk arkadaşı ve Quileute kabilesi üyesi olan kızılderili.Taylor Lautner como Jacob Black, um amigo de infância de Bella, membro da tribo Quileute.
Salyut 6'nın yedek istasyonu olarak fırlatılmıştır, donanım ve kabiliyetleri ona benzer.Era um veículo de substituição para a Salyut 6 e era muito similar em equipamentos e capacidades.
Avrupa'da Avar kabileleri etnik olarak Avrupalıdır.Os coelhos, como já mencionado, é originário da Europa.
Kabine İstihbarat Müdür Yardımcısı (次長?)Senado Federal (Subsecretaria de Informações).
Kendilerini herhangi bir kabileyle bağdaştırmazlar.Não estão relacionados geneticamente com nenhum outro povo.
Silahın üzerinde atış kabiliyetini üstün kılan unsurlar bulunmaktadır.Pensa mais em ganhar do que em atirar.
Ana madde: Rusya tarihi Tarih öncesi zamanlarda Güney Rusya'nın geniş bozkırları göçebe kabilelerin vatanıydı.Em tempos pré-históricos, as vastas estepes do sul da Rússia eram o lar de tribos de pastores nômades.
Bu iki proto-Gotik kabile birçok birbirine benzer karakterler taşımaktaydı.Estas divindades pan-finlandesas controlavam vários aspectos da natureza.