Ana içeriğe geç
Sözlük

kaşe ile cümle

kaşe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Onu bir spagetti kasesine benzetebiliriz: bazen ne olduğunu öğrenmek için yemek zorundasınızdır.Môže to byť ako misa špagiet. Niekedy ich proste musíte zjesť, aby ste videli, čo sa stane.
Onu bir spagetti kasesine benzetebiliriz: bazen ne olduğunu öğrenmek için yemek zorundasınızdır.Nó có thể giống một đĩa mỳ Ý: đôi khi bạn phải ăn để xem chuyện gì sẽ xảy ra.
Onu bir spagetti kasesine benzetebiliriz: bazen ne olduğunu öğrenmek için yemek zorundasınızdır.Poate să fie ca o farfurie cu spaghete. Uneori nu trebuie decât să o manânci şi să vezi apoi ce se întâmplă.
Onu bir spagetti kasesine benzetebiliriz: bazen ne olduğunu öğrenmek için yemek zorundasınızdır.Pode ser como um prato de esparguete: às vezes, temos de o comer e ver o que acontece.
Onu bir spagetti kasesine benzetebiliriz: bazen ne olduğunu öğrenmek için yemek zorundasınızdır.Può essere un po' come un piatto di spaghetti: a volte bisogna solo mangiarlo per vedere che succede.
Onu bir spagetti kasesine benzetebiliriz: bazen ne olduğunu öğrenmek için yemek zorundasınızdır.Suara dapat menyerupai semangkuk spageti: kadang-kadang anda harus memakannya dan melihat apa yang terjadi.
Onu bir spagetti kasesine benzetebiliriz: bazen ne olduğunu öğrenmek için yemek zorundasınızdır.Μπορεί να είναι κάπως σαν ένα πιάτο σπαγγέτι: μερικές φορές απλά πρέπει να φας για να δεις τι συμβαίνει.
Onu bir spagetti kasesine benzetebiliriz: bazen ne olduğunu öğrenmek için yemek zorundasınızdır.Его можно сравнить с тарелкой спагетти: иногда, чтобы узнать, что получится, надо просто съесть.
Onu bir spagetti kasesine benzetebiliriz: bazen ne olduğunu öğrenmek için yemek zorundasınızdır.Це може бути схоже на миску спагеті: іноді ви просто повинні з'їсти його і подивитися, що буде.
Onu bir spagetti kasesine benzetebiliriz: bazen ne olduğunu öğrenmek için yemek zorundasınızdır.זה קצת כמו קערת ספגטי: לפעמים צריך פשוט לאכול את זה ולראות מה קורה.
Onu bir spagetti kasesine benzetebiliriz: bazen ne olduğunu öğrenmek için yemek zorundasınızdır.فيكمن أن نصفه كأنه صحن من معكرونة الاسبغتي .. أحياناً يجب أن تأكله بأكمله لترى ما الذي سيحدث
Onu bir spagetti kasesine benzetebiliriz: bazen ne olduğunu öğrenmek için yemek zorundasınızdır.時にはまず食べてみてどうなるか試してみなければいけません 今日のお話で音について皆さんに意識して頂ければ幸いです
Onun kutsal kase olmadığı ortaya çıkar.Alat tersebut batal menjadi Cawan Suci.
Onun kutsal kase olmadığı ortaya çıkar.Beh, si scopre che non è il Santo Graal.
Onun kutsal kase olmadığı ortaya çıkar.Bem, acontece que não era o Santo Graal.
Onun kutsal kase olmadığı ortaya çıkar.Bueno, resultó no ser el Santo Grial.
Onun kutsal kase olmadığı ortaya çıkar.Det visar sig att det inte är den Heliga Graal.
Onun kutsal kase olmadığı ortaya çıkar.En fin de compte ce n'est pas le Saint Graal.
Onun kutsal kase olmadığı ortaya çıkar.Es stellt sich heraus, dass es nicht der Heilige Gral ist.
Onun kutsal kase olmadığı ortaya çıkar.Het blijkt niet de Heilige Graal te zijn.
Onun kutsal kase olmadığı ortaya çıkar.Hóa ra thiết bị này không phải là chiếc cốc thánh.
Onun kutsal kase olmadığı ortaya çıkar.Kiderült, hogy ez nem a Szent Grál.
Onun kutsal kase olmadığı ortaya çıkar.글쎄요, 판명된 바로는 그것은 성배가 아니었습니다
Onun kutsal kase olmadığı ortaya çıkar.No, ukázalo se, že to není tak docela Svatý grál.
Onun kutsal kase olmadığı ortaya çıkar.Okazuje się, że to jednak nie Graal.
Onun kutsal kase olmadığı ortaya çıkar.Se dovedește că nu e Sf. Graal.
Onun kutsal kase olmadığı ortaya çıkar.Προκύπτει λοιπόν ότι δεν είναι το Άγιο Δισκοπότηρο.
Onun kutsal kase olmadığı ortaya çıkar.Е, оказало се че не е Светият Граал.
Onun kutsal kase olmadığı ortaya çıkar.Ну, виявляється, це зовсім і не Святий Грааль.
Onun kutsal kase olmadığı ortaya çıkar.Оказывается, это не Священный Грааль.
Onun kutsal kase olmadığı ortaya çıkar.ובכן, מסתבר שהיא לא הגביע הקדוש.
Onun kutsal kase olmadığı ortaya çıkar.لقد تبين ان الجهاز ليس الكأس المقدسة
Onun kutsal kase olmadığı ortaya çıkar.完璧な条件下であれば
Öyle ki, beni elimde röportajın kasediyle yanına götürtmeyi ve제에게 녹음한 테이프를 받아가서는
Öyle ki, beni elimde röportajın kasediyle yanına götürtmeyi veואז היא הכריחה אותי לבוא עם הקלטת של זה
Öyle ki, beni elimde röportajın kasediyle yanına götürtmeyi veثم جعلتني أُظهِر الشريط المسجل للمقابلة
Öyle ki, beni elimde röportajın kasediyle yanına götürtmeyi veジョージ・アボットがトークをできることを証明したのでした
Piposunu Ocağın kırık yatıyordu, yerine çeşme kırık bir kase.Cachimbo jazia quebrado na lareira, em vez de uma bacia quebrada na fonte.
Piposunu Ocağın kırık yatıyordu, yerine çeşme kırık bir kase.Dýmku ležel zlomený na krbu, místo z mísy roztříští nad zřídlem.
Piposunu Ocağın kırık yatıyordu, yerine çeşme kırık bir kase.Fajkę leżały połamane paleniska, zamiast muszli złamane przy fontannie.
Piposunu Ocağın kırık yatıyordu, yerine çeşme kırık bir kase.Fajku ležal zlomený na krbu, miesto z misy roztriešti nad žriedlom.
Piposunu Ocağın kırık yatıyordu, yerine çeşme kırık bir kase.널빤지 침대. 그의 파이프는 화로에 깨진하다, 대신 분수대에서 깨진 그릇니다.
Piposunu Ocağın kırık yatıyordu, yerine çeşme kırık bir kase.La pipa estaba roto en el hogar, en lugar de un plato roto en la fuente.
Piposunu Ocağın kırık yatıyordu, yerine çeşme kırık bir kase.La pipa giaceva spezzato sul focolare, invece di una ciotola rotta alla fontana.
Piposunu Ocağın kırık yatıyordu, yerine çeşme kırık bir kase.Njegova cev postaviti zdrobljen na ognjišču, namesto s skledo zdrobljen v vodnjak.
Piposunu Ocağın kırık yatıyordu, yerine çeşme kırık bir kase.Ống đặt bị hỏng trên lò sưởi, thay vì một bát vỡ tại đài phun nước.
Piposunu Ocağın kırık yatıyordu, yerine çeşme kırık bir kase.Piben lå brudt på ildstedet, i stedet af en skål brudt ved springvandet.
Piposunu Ocağın kırık yatıyordu, yerine çeşme kırık bir kase.Piippunsa antaa rikki lieden sijaan on kulho rikkoutuvat suihkulähde.
Piposunu Ocağın kırık yatıyordu, yerine çeşme kırık bir kase.Pipáját feküdt törött a kandalló helyett Egy tál megtört a szökőkút.
Piposunu Ocağın kırık yatıyordu, yerine çeşme kırık bir kase.Pipan låg brutna i spisen, istället av en skål bruten vid fontänen.
Piposunu Ocağın kırık yatıyordu, yerine çeşme kırık bir kase.Pipa pune defalcate pe vatra, în loc să dintr-un castron spart de la fântână.
Piposunu Ocağın kırık yatıyordu, yerine çeşme kırık bir kase.Pipa tergeletak rusak di perapian, bukan semangkuk rusak pada air mancur.
Piposunu Ocağın kırık yatıyordu, yerine çeşme kırık bir kase.Zijn pijp lag gebroken op de haard, in plaats van een kom gebroken bij de fontein.
Piposunu Ocağın kırık yatıyordu, yerine çeşme kırık bir kase.Σωλήνα του θέσει σπασμένα για την εστία, αντί να από ένα μπολ σπασμένα στο σιντριβάνι.
Piposunu Ocağın kırık yatıyordu, yerine çeşme kırık bir kase.Его труба лежала разбитой на очаге, вместо того, чтобы чаши сломанной у фонтана.
Piposunu Ocağın kırık yatıyordu, yerine çeşme kırık bir kase.Його труба лежала розбитою на вогнищі, замість того, щоб чаші зламаною біля фонтану.
Piposunu Ocağın kırık yatıyordu, yerine çeşme kırık bir kase.Лулата си лежеше счупена на огнището, вместо на купа, счупват при фонтана.
Piposunu Ocağın kırık yatıyordu, yerine çeşme kırık bir kase.קרש המיטה. הצינור היה מונח על האח שבור, במקום קערה שבורה ליד המזרקה.
Piposunu Ocağın kırık yatıyordu, yerine çeşme kırık bir kase.لوح السرير. وضع غليونه المكسورة على الموقد ، بدلا وعاء من كسر في النافورة.
Piposunu Ocağın kırık yatıyordu, yerine çeşme kırık bir kase.噴水で切断ボウルの。 彼は私に告白したの最後は、彼の死の象徴とされていないことができませんでした、その
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod