Ana içeriğe geç
Sözlük

kaş ile cümle

kaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kasabaya giden yoldaydım.I was on the road to the town.
Evet, bunu kasıtlı yaptım.Yes, I did this intentionally.
Kalp bir kastır.The heart is a muscle.
Bir kaşık, bir çatal ve bir bıçağa ihtiyacım var. Teşekkür ederim.I need a spoon, a fork, and a knife. Thank you.
O, onun kasabadan ayrılmasını bekliyordu.She expected him to leave town.
Çok turist var kasabada.There are many tourists in town.
Kasabaya geldin mi?Did you come to town?
Gözde kas araban nedir?What's your favorite muscle car?
Amerika'da en sevdiğin küçük kasaba hangisi?What's your favorite small town in America?
Sen başka bir şey kastettin.You alluded to something else.
Biz bu kasabayı Sırp ulusuna veririz.We give this town to the Serb Nation.
Kasanın anahtarına sahibim.I have the key to the safe.
Kasırga demek azgın fırtına demektir.Hurricanes are violent storms.
Kasırgalar şiddetli fırtınalardır.Hurricanes are violent storms.
Kasırgalar genellikle haziran ayında meydana gelirler.Hurricanes usually occur in June.
Kasırgalar çok yıkıcıdırlar.Hurricanes are very destructive.
Bir kasırganın kategorisi rüzgar hızına bağlıdır.The category of a hurricane depends on its wind speed.
Kategori 5 kasırgalar en kötüsüdürler.Category 5 hurricanes are the worst.
Kategori 5 bir kasırga maksimum hasara neden olur.A category 5 hurricane causes maximum damage.
Kategori 5 bir kasırga saatte yaklaşık 155 mil hıza ulaşabilir.A category 5 hurricane can reach speeds of about 155 miles per hour.
Bir kasırganın gözü onun merkezidir.The eye of a hurricane is its center.
Bir düzine kaşık ve iki düzine kaşık aldım.I bought a dozen spoons and two dozen forks.
Tek berberi olan bir kasabada, berberi kim tıraş eder?In a town with only one barber, who shaves the barber?
Kahvaltı için kasadilla yedim.I ate quesadillas for breakfast.
Bu gece kasabaya gidelim ve biraz eğlenelim.Let's hit the town tonight and have some fun.
Lütfen patates cipslerini kaseye koy. Onları direkt olarak torbadan yeme.Please put the potato chips in the bowl. Don't eat them directly from the bag.
Doğduğum kasaba güzeldir.The town where I was born is beautiful.
İki hamlede, Kasparov meydan okuyucu kontrol edecektir.In two moves, Kasparov will check the challenger.
Düşman kasabaya ulaşmadan önce, onların ilerlemesini durdurun.Check the enemy's progress before they reach the town.
Ona bir şey söylemediğini mi kastediyorsun?You mean you didn't tell him anything?
O kasede değişik türde şekerleme var.There are various kinds of candy in that bowl.
Ayılar sık ​​sık sırtlarını ağaçların kabuğunda kaşırlar.Bears often scratch their backs on the bark of trees.
Sıkıldım bu yüzden kasabayı dolaştım.I was bored, so I wandered around town.
O kasvetli bir yerdir.It's a dreary place.
Lütfen kasayı kilitle.Please lock the safe.
Tom bir süre kasabanın dışına çıkmak istediğini söyledi.Tom said he wanted to get out of town for a while.
Tom hâlâ kasabanın dışında.Tom is still out of the town.
Tom bu ayın sonunda kasabanın dışına taşınıyor.Tom is moving out of town at the end of this month.
Tom kasabanın etrafındaki yolunu bilmiyor.Tom doesn't know his way around town.
Tom bunu kasten yapmadı.Tom didn't do it on purpose.
Tom bir kaşık dolusu fıstık ezmesi yedi.Tom ate a spoonful of peanut butter.
Tom'un bu kasabada tanıdığı tek kişiyim.I'm the only person Tom knows in this town.
Tom'un herhangi bir zarar kastettiğinden şüpheliyim.I doubt that Tom meant any harm.
Tom sadece Mary'yi kızdırmak için gömleğini kasıtlı olarak ters giydi.Tom purposely wore his shirt inside out just to irritate Mary.
Tom Mary'nin kasabada olduğunu bilmiyordu.Tom didn't know that Mary was in town.
Tom Mary'nin ona kaşını niçin çattığını anlayamadı.Tom couldn't understand why Mary frowned at him.
Mary'nin kasabayı terk ettiğini ona söylediğimde, Tom gerçekten şaşırmış görünüyordu.Tom seemed genuinely surprised when I told him that Mary had left town.
Kasırga zaten Karayipler'de hasara neden oldu.The hurricane has already caused havoc in the Caribbean.
Tom vurulduğu zaman kasabanın diğer tarafındaydı.Tom was on the other side of town at the time of the shooting.
Tom kaseden bir avuç patlamış mısır aldı.Tom took a handful of popcorn from the bowl.
Tom burnunu kaşıdı.Tom scratched his nose.
Tom değerli eşyalarını bir kasaya koydu.Tom put his valuables in a safe.
Tom kimsenin kapılarını kilitlemediği küçük bir kasabada yaşıyor.Tom lives in a small town where nobody locks their doors.
Tom bu kasabada bir yabancıdır.Tom is a stranger in this town.
Tom Mary'ye tereyağlı patlamış mısır kasesini uzattı.Tom handed the bowl of buttered popcorn to Mary.
Tom küçük bir kasabada yetişmesine rağmen Boston'da yaşamaya çalıştı.Tom got used to living in Boston even though he'd grown up in a small town.
Tom Mary'nin yazar kasadan para çaldığını öğrendi.Tom found out Mary was stealing from the cash register.
Tom her gün en az üç kase pirinç pilavı yer.Tom eats at least three bowls of rice every day.
Mary'nin kasabayı niçin terk ettiğini Tom kesinlikle biliyor.Tom certainly knows why Mary left town.
Tom bir kase deniz tarağı çorbası yedi.Tom ate a bowl of clam chowder.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod