kaçamak ile cümle

kaçamak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Öğleden sonra kaçamak yaptık.We had the afternoon off.
O, kaçamak cevap veriyor.She's hedging.
Sadece bir kaçamaktı.It was just a fling.
Kaçamak davranıyorsun.You're being evasive.
O kaçamak bir cevap verdi.He was given an evasive answer.
Neden bu kadar kaçamak davranıyordun?Why were you being so evasive?
Tom tekrar kaçamak oluyor.Tom is being evasive again.
Tom kaçamak bir cevap verdi.Tom gave an evasive answer.
Kaçamak yanıt verdi.Her reply was evasive.
Detaylar hakkında kaçamaklı cevap verme.Don't quibble about the details.
O kaçamak bromürlerle konuştu.She spoke in evasive bromides.
Kaçamaklı konuşmayalım.Let's not quibble.
Sami, Leyla'nın cinsel kaçamaklarıyla ilgili her şeyi biliyordu.Sami knew everything about Layla's sexual escapades.
Vejetaryenlerin kaçamak günü var mı?Do vegetarians have cheat days?
Ben onun hakkında kasten kaçamak yapmıyorum, sadece söylenecek çok az şeyin olduğunu belirtiyorum.I'm not being deliberately evasive about him, it's just that there's so little to say."
Kaçamak (yemek), yöresel bir yemek.Street Food, comer en la calle (in Spanish).
Paula, kocasının arkadaşı Jack (James Brolin) ile kaçamak bir ilişki yaşar.Paula carries on an affair with Jack, a friend of her husband.
Görevlilerin davranışları kaçamaklıydı.The responses of government ministers were evasive.
Bu bir kaçamak değil miydi?Wasn 't this just a fling?
"Bu durumda, efendim, biraz kaçamak cevap vermek akıllıca olabilir.""In that event, sir, it may be judicious to prevaricate a little."
Kaçamak vakti geldiyse, sınır tanımaz eğlence arkadaşınız daima peşinizde.However you choose to escape, your ultimate entertainer is ready to follow.
Kusursuz arabayla yapılan kusursuz kaçamak.The perfect getaway in your perfect car.
Onları telaşa düştükleri zaman görsen: Artık kaçamak yoktur.And couldst thou see the time when they shall be terrified!
Onları telaşa düştükleri zaman görsen: Artık kaçamak yoktur. Yakın yerden yakalanmışlardır.Couldst thou but see when they are terrified with no escape, and are seized from near at hand,
Bazı sorulara kaçamak yanıt verse de, bunu yaparken bile karizmatikti.Although he evaded some questions, he was charismatic in doing so.
Bulgar elçisinin gergin gülümsemesi, Çin konsolosunun kaçamak bakışları. . .The tight smile of the Bulgarian emissary, the averted glance of the Chinese consul . . .
Gertrud kaçamak sözler söyler; başlarda arkadaş kalmak ister.Gertrud weicht aus; sie wolle zunächst bei der Freundschaft bleiben.
Görevlilerin davranışları kaçamaklıydı.Entlassungen von Mitarbeitern waren unvermeidbar.
Ben onun hakkında kasten kaçamak yapmıyorum, sadece söylenecek çok az şeyin olduğunu belirtiyorum.Je ne suis pas délibérément évasive à son sujet, c'est juste qu'il n'y a pas grand-chose à dire.
Fakat bu kaçamak evlerine hırsız girmesiyle son bulur.La situation se complique quand des cambrioleurs tentent de pénétrer dans leur maison.
Paula, kocasının arkadaşı Jack (James Brolin) ile kaçamak bir ilişki yaşar.Elle eut parfois des différends avec son mari, James White.
Kaçamak (yemek), yöresel bir yemek.Street Food, comer en la calle.
Heidegger'in kimi soruları verdiği cevaplar kaçamaklıdır.Conrad stawiał pytania, na które niełatwo odpowiedzieć.
Karıştırıldıktan sonra kaçamak helva kıvamına gelir.Misslyckas man, hamnar man i helvetet...
Karıştırıldıktan sonra kaçamak helva kıvamına gelir.У розпачі, він збентежено йде геть.
Paula, kocasının arkadaşı Jack (James Brolin) ile kaçamak bir ilişki yaşar.Paula pokračuje v románku s Jackem (James Brolin), kamarádem svého manžela.
Kaçamak ya da mamaliga, mısır unundan yapılan bir yemektir.Vhodná je propustná, humózní, nebo hlinitá výživná půda.
Türk mutfağındaki kaçamak gibidir.Hasonlít a török konyhához is.
Fakat bu kaçamak evlerine hırsız girmesiyle son bulur.Raivoissaan se lähtee etsimään varkaita.
Paula, kocasının arkadaşı Jack (James Brolin) ile kaçamak bir ilişki yaşar.Paula berselingkuh dengan Jack (James Brolin), teman suaminya.
Süreya, beraber olduğu kadınları kıskanırken kendisi evliyken kaçamak yapmıştır.^ 諸葛誕の反乱後も、他家に嫁いでいたことを理由に連座を免れていた。
Kaçamak (yemek), yöresel bir yemek.עקרונית, אם ישנו מקום אכילה משותף (חדר אוכל או מטבח.
Ben onun hakkında kasten kaçamak yapmıyorum, sadece söylenecek çok az şeyin olduğunu belirtiyorum.הבה לא נשקר לעצמנו: זה לא עומד להיות עניין קצר מועד.
Heidegger'in kimi soruları verdiği cevaplar kaçamaklıdır.Конрад задава въпроси, на които не е лесно да се отговори.
Ben onun hakkında kasten kaçamak yapmıyorum, sadece söylenecek çok az şeyin olduğunu belirtiyorum.Ne izmikam se mu namerno, a povem mu lahko le nekaj malega.
Görevlilerin davranışları kaçamaklıydı.Töömehe käed jäid tegevuseta.
Bu bir kaçamak değil miydi?Bukankah ini hanya selingan ?
Bu bir kaçamak değil miydi?우리 여기서 엔조이 아니었어?
Bu bir kaçamak değil miydi?Não foi apenas um caso?
Bu bir kaçamak değil miydi?¿No fuimos una aventura?
Bu bir kaçamak değil miydi?Ми хіба не розбіжимося?
Bu bir kaçamak değil miydi?ألن تكن هذه مجرد علاقة عابرة؟
"Bu durumda, efendim, biraz kaçamak cevap vermek akıllıca olabilir.""Dalam acara itu, Sir, mungkin bijaksana untuk berbohong sedikit."
"Bu durumda, efendim, biraz kaçamak cevap vermek akıllıca olabilir.""Dans ce cas, monsieur, il peut être judicieux de tergiverser un peu."
"Bu durumda, efendim, biraz kaçamak cevap vermek akıllıca olabilir.""Ebben az esetben, uram, lehet, hogy megfontolt to kertel egy kicsit."
"Bu durumda, efendim, biraz kaçamak cevap vermek akıllıca olabilir.""În acest caz, domnule, acesta poate fi judicios spre tărăgănare un pic."
"Bu durumda, efendim, biraz kaçamak cevap vermek akıllıca olabilir.""In dat geval, meneer, kan het verstandig om een beetje liegen."
"Bu durumda, efendim, biraz kaçamak cevap vermek akıllıca olabilir.""In diesem Fall, Herr, kann es zweckmäßig sein, einen kleinen Ausflüchte."
"Bu durumda, efendim, biraz kaçamak cevap vermek akıllıca olabilir.""In tal caso, signore, può essere giudizioso a tergiversare un po '."
"Bu durumda, efendim, biraz kaçamak cevap vermek akıllıca olabilir.""I så fald, sir, kan det være fornuftigt at komme med udflugter lidt."
İlgili Sayfalar