Son treni kaçırmış olabilir.He may have missed the last train.
Öğretmeniyle buluşmak için kaçtı.He ran off to meet his teacher.
O, hapishaneden kaçtı.He escaped from prison.
Vergi kaçırmakla suçlandı.He was accused of evading tax.
Vergi kaçakçılığı suçundan tutuklandı.He was arrested on charges of tax evasion.
O her kaçışında bu bölgeye geri döndü.Each time he escaped, he returned to this region.
O, treni kaçırmış olabilir.He may have missed the train.
Yolda onunla karşılaşmaktan kaçındı.He avoided meeting her on the way.
Kaçmak konusunda umutsuzdu.He was desperate to escape.
O, yeniden yakalandığında güçlükle kaçmıştı.He had scarcely escaped when he was recaptured.
Mümkün olan her kaçış vasıtasını aradı.He looked for every possible means of escape.
Onun kaçmaktan başka seçeneği yoktu.He had no choice but to run away.
O, kaçma girişiminde bulundu.He attempted to escape.
O, uçağı kaçırmış olabilir.He may have missed the plane.
Uçağı kaçırmış olabilir.He may have missed the plane.
Duvardan tırmanarak hapishaneden kaçtı.He escaped from prison by climbing over a wall.
O her gün gazete okumayı asla kaçırmaz.He never misses reading the papers every day.
Hayatı için kaçtı.He ran away for his life.
O, çocuk kaçırmakla suçlanıyor.He is accused of kidnapping.
O, treni kaçırmamak için bir taksiye bindi.He took a taxi in order not to miss the train.
O, treni kaçırmamak için aceleyle istasyona gitti.He hurried to the station so he wouldn't miss the train.
Onların hapishaneden nasıl kaçtıkları bir sırdır.It is a mystery how they escaped from prison.
Onların karşılaşmaları kaçınılmazdı.It was inevitable that they would meet.
Onlar treni kaçırdılar.They missed the train.
Onlar treni kaçırmış olabilirler.They may have missed the train.
Onlar kendilerini balıkçı olarak kamufle etti ve bir tekne ile kaçtı.They disguised themselves as fishermen and escaped in a boat.
Onlar hapishaneden kaçtı.They escaped from prison.
Onlar iyi bir fırsat kaçırdı.They missed a good chance.
Onlar başlangıcı kaçırmamak için erken geldi.They came early so they wouldn't miss the prelude.
Onlar kaçma girişiminde bulundular.They attempted to escape.
Cezalandırılırılmaktan kaçtılar.They escaped being punished.
O, kapıyı açar açmaz bir kedi dışarı kaçtı.No sooner had she opened the door than a cat ran out.
O dışarıdayken hırsız onun mücevherleriyle kaçtı.While she was out the thief got away with her jewels.
O sadece sorumluluktan kaçtı.She just blew it off.
Onunla tanışma fırsatını kaçırdığım için üzgünüm.I regret missing the chance to meet her.
Kızı genç bir yazarla kaçtı.Her daughter ran away with a young author.
7:00 trenini kaçırmış olabilir.She may have missed the 7:00 train.
O her zaman topu kaçırıyor.She is always missing the ball.
O, kaçamak cevap veriyor.She's hedging.
O yakalanma korkusuyla kaçtı.She fled for fear of being caught.
Kendisini Beatles dinlemeye öylesine kaptırmıştı ki onunla olan randevusunu kaçırdı.She got so carried away listening to the Beatles that she missed the date with him.
Onun kaç yaşında olduğunu düşünüyorsun?How old do you think she is?
Onun kaç tane dolma kalemi var?How many pens does she have?
Bana kaç dil konuştuğumu sordu.She asked me how many languages I spoke.
O benim soruları yanıtlamaktan kaçındı.She avoided answering my questions.
O küçük bir korku çığlığı attı ve banyoya kaçtı.She gave a small cry of alarm and fled to the bathroom.
Narita Havalimanı'na saat kaçta vardı?What time did she arrive at Narita Airport?
O, trenini kaçırmış olabilir.She may have missed her train.
Sadece bir kaç saat Japonca dersler alabilir.She could only take Japanese lessons for a few hours.
O, kediyi korkutup kaçırdı.She scared the cat away.
O, sırrı ağzından kaçırdı.She let the secret out.
Ünlü şarkıcıyı görme fırsatını kaçırdı.She missed her chance to see the famous singer.
O, yumurtalarla birlikte kaçtı.She ran away with the eggs.
O, tren kaçırabilir diye endişeliydi.She was anxious lest she might miss the train.
O, treni kaçırmamak için hızla istasyona gitti.She hurried to the station so as not to miss the train.
O kaçırılan torununu aradı.She searched for her granddaughter who had been taken away.
Ona bir kaçma şansı verdiler.They gave him a chance to escape.
O, ağzından kaçırabilir.She may spill the beans.
Ben uçuşumu kaçırmak istemiyorum.I don't want to miss my flight.
Uçağı kaçırmayayım diye apar topar havaalanına gittim.I hurried to the airport lest I should be late for the plane.