kaçın ile cümle

kaçın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bir gün Fransa'ya gitmem kaçınılmaz, sadece ne zaman olduğunu bilmiyorum.It is inevitable that I go to France someday, I just don't know when.
Kaçıncı sınıftasın?What grade are you in?
Büyük güce sahip egemen milletler olduğu sürece savaş kaçınılmazdır.As long as there are sovereign nations possessing great power, war is inevitable.
Ağlamaktan kaçınmaya çalış.Try to keep from crying.
Eğer acelem varsa burada caddeyi geçmekten kaçınırım.I avoid crossing the street here if I am in a hurry.
Lütfen sigara içmekten kaçının.Please refrain from smoking.
İnsanlar basit deneyimlerle birçok hatadan kaçınabilirlerdi.People could have avoided many mistakes by simple experiments.
Dışişleri Bakanı, savaşın kaçınılmaz olduğunu söyledi.The Foreign Minister said that war was inevitable.
İşteyken sigara içmekten kaçınmayı kabul ettik.We agreed to refrain from smoking while we are at work.
Ne yaparsan yap,doğru adımla başlamak kaçınılmazdır.Whatever you're doing, starting off on the right foot is essential.
Atletler genellikle sigaradan kaçınırlar.Athletes usually abstain from smoking.
Yağmur yağarken bu caddeyi geçmekten kaçının.Avoid crossing this street when it is raining.
Kötü şirketten kaçınmaya çalışın.Try to avoid bad company.
Gerçekleri bilseydi, kazadan kaçınılabilirdi.Had he known the facts, the accident might have been avoided.
Mary okula gitmekten kaçınmak için hasta gibi davrandı.Mary pretended she was sick to avoid going to school.
Mayuko zor iş yapmaktan kaçındı.Mayuko avoided doing hard work.
Hideo bisikletliden kaçınmak için direksiyonu hızlıca çevirdi.Hideo turned the steering wheel sharply to avoid the bicyclist.
Hassas konulardan kaçındım.I steered clear of sensitive topics.
Tom soğuk kanlılığını o kadar çabuk kaybediyor ki herkes ondan kaçınıyor.Tom loses his temper so easily that everybody avoids him.
Bu arada, kaçınız bir günlük tutuyor?By the way, how many of you are keeping a diary?
Ondan kaçınabilirsem herhangi bir ilaç almayı tercih etmiyorum.I'd rather not take any medicine if I can avoid it.
Konumunu yitirdi çünkü yalan söylemekten kaçınmıştı.He lost his position just because he refused to tell a lie.
Böyle bir hata yapmaktan kaçınmalısın.You should avoid making such a mistake.
Hırsız yakalanmaktan nasıl kaçınabildi?How did the thief manage to avoid being caught?
Böyle hatalar yapmaktan kaçınmalısın.You must avoid making such mistakes.
Stresten kaçınmak gereklidir.It's necessary to avoid stress.
Jack vergilerini ödemekten kaçınmaya çalıştı.Jack tried to evade paying his taxes.
Jack her zaman diğerlerinin hatalarını bulur. Herkesin ondan kaçınmasının nedeni budur.Jack always finds fault with others. That's why everybody avoids him.
Daha fazla sorun çıkarmaktan kaçınmaya çalış.Try to avoid making any more trouble.
Bu kaçınılmaz gibi gözüküyor.This appears to have been inevitable.
Lütfen bu odada sigara içmekten kaçının.Please refrain from smoking in this room.
Lütfen burada sigara içmekten kaçının.Please refrain from smoking cigarettes here.
Amerikalıların işlerinde daha az etkileri olsaydı savaştan iyi kaçınılabilirdi.If the Americans had had less influence on affairs, war might well have been avoided.
Büyük bir hata yapmaktan kaçınmak için daha dikkatli olmalısın.You must be more careful to avoid making a gross mistake.
İz kapanana kadar sigara içmekten kaçınmanız isteniyor.You are asked to refrain from smoking until the sign is switched off.
Çocuklar buradayken lütfen sigara içmekten kaçınır mısın?Would you please refrain from smoking when babies are here?
Pencere açmaktan kaçının; Sırtımda hava akımlarını hissetmek için büyük arzusu yok.Avoid opening the window; I have no great desire to feel air currents on my back.
Koşullar altında iflâs kaçınılmazdır.Under the circumstances, bankruptcy is inevitable.
Bu koşullar altında, iflas kaçınılmazdır.Under the circumstances, bankruptcy is inevitable.
Biz yoğun trafikten kaçınmak amacıyla, Noel için evde kaldık.We stayed home for Christmas, so as to avoid heavy traffic.
Lütfen halka açık yerlerde sigara içmekten kaçının.Please refrain from smoking in public places.
Kaçınamadığımız bazı sorunlar vardır.There are a lot of problems we can't avoid.
Biz yoğun trafikten kaçınmak için, bir arka yoldan gittik.We took a back road to avoid the heavy traffic.
Babam içki içmekten kaçınmaya çalışıyor.My father tries to abstain from drinking.
İçmekten kaçınırım.I refrain from drinking.
Elimden gelse hava yoluyla seyahat etmekten kaçınırım.I avoid traveling by air, if I can help it.
Mümkün olduğu kadar tünellerden kaçınmaya çalışacağım.I will try to avoid tunnels as much as possible.
Ben çatışmadan kaçınmaya çalıştım.I tried to avoid conflict.
Et yemekten kaçındım.I abstained from taking meat.
Onun gözlerine bakmaktan kaçınmaya çalıştım.I tried to avoid looking at her eyes.
Anne babam eve gelene kadar yemek yemekten kaçındım.I refused to eat until my parents came home.
Bir trafik sıkışıklığından kaçınmak için şafak vakti kalktık.We got up at dawn to avoid a traffic jam.
Kazalar kaçınılmaz.Accidents are inevitable.
İşin doğrusu iflas kaçınılmaz.As a matter of fact, bankruptcy is inevitable.
Din ve siyasetle ilgili tartışmadan kaçınsan iyi olur.You'd better avoid discussion of religion and politics.
Amcam çok sigara içen biridir; tütün onun için kaçınılmazdır.My uncle is a very heavy smoker; tobacco is indispensable to him.
Yemeklerinizle çok fazla su içmekten kaçının.Avoid drinking too much water with your meals.
Gerçek bilim bize şüphe etmeyi ve cahillikten kaçınmayı öğretir.True science teaches us to doubt and to abstain from ignorance.
İnsanların hislerine zarar vermekten kaçınmaya çalışmalısınız.You must try to avoid hurting people's feelings.
Hükümet artık evsizlik meselesinden kaçınamaz.The government cannot avoid the issue of homelessness any longer.

İlgili Sayfalar