kızlar ile cümle
kızlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
13 yaşından 18 yaşına kadar olan dönemde kızlar, acemi geyşa olarak çalışırlar.Teprve v 18 letech se stávají pravými gejšami.
Erkekler kızlara göre % 50 daha fazla etkilenirler; krup sonbaharda daha çok görülür.U mužů se krup vyskytuje o 50 % častěji než u žen.
Şu ana kadar hiç kimseyle çıkmamıştır, kızlarla arası iyi olması bakımından Dan'i kıskanır.Netuší, že David je do něj zamilovaný a na Hannah žárlí.
Prasutagus'un dulu Boudica kırbaçlatıldı, kızlarına tecavüz edildi.Potrivit lui Tacitus, Boudica a fost biciuită, iar fiicele ei au fost violate.
Bütün kızlar ona aşık.Toate găinile sunt îndragostite de el.
Kebechet, Anubis ve karısı Anput'un kızlarıdır.Kebechet este fiica lui Anubis și a soției sale Anput.
4 kızları vardı,Linda Rosenwein, Ellen Anderson, Carla Kessler, ve Holly Townes.Au patru fiice, Linda Rosenwein, Ellen Anderson, Carla Kessler și Holly Townes.
Studio 54 Angels radyonun imajını yansıtan ön plan kızlarıdır.Cele 54 Angels sunt "Fete imagine" din Studio 54 Network.
Burada kızlar fahişelik yapmaktadır.Este un beneficiu pentru prostituate.
(Deniz kızları gibi).Tânjaua de pe Mara (obicei agrar).
Evin arka bahçesinde ailenin küçük kızları Gina'nın oynayabileceği bir oyun evi bile vardır.Tatăl lui a construit în curtea casei un mic teren de joacă pentru surioara lui Ken.
Kızlar cüceye yardım etmeye çalışmışlar.Ea le-a ajutat pe celelalte fete la găsirea Căpitanului.
Genç kızlar ve delikanlılar ortak oyunlar oynarlar.Aici fetele și băieții sărbătoresc separat.
Padişahların kızlarıyla evlenenlere verilen unvandır.A revenit oportunitatea de a căsători cu fiicile regale.
Yollarıma çember leyin bırakırdı kızlar.Feciorii mergeau doar să-și petreacă cu fetele.
Mezarı Los Angeles'ta kızlarının mezarının yanındadır.Alături de el se află mormintele fiicelor sale.
Diye çıkışmış kızlara. - Ne yaptın da böyle oldun sen cüce amca?De ex. तव पितामहः कः | (Cine este bunicul tău?)
O Arşidük Ferdinand (Avusturya-Este) ve Maria Beatrice d' Este Modena Prensesi'nin kızlarıydı.Ea era fiica Arhiducelui Ferdinand de Austria-Este și a Maria Beatrice d'Este, Prințesă de Modena.
Edward, kızları Renesmee doğduktan sonra Bella'yı vampire dönüştürüyor.După ce dă naștere copilului lui Edward, o fetiță pe nume Renesmee, Bella devine și ea vampir.
Birlikte bir kızları var.Au împreună o fată.
Kızların merdivenlerinin üzerinde bir büyü vardır.Scări duceau la galeriile femeilor de la etaj.
3. Süleyman'ın kral kızlarından yedi yüz karısı ve üç yüz cariyesi vardı.El are șapte sute de neveste și trei sute de amante.
Diğer kızlar ayrılırlar.Fetele se mută împreună.
Kızlar bir gün ormana gezintiye çıkmışlar.Duminicile, obișnuia să facă plimbări lungi în pădure.
Genç kızlar çocuklarını büyüklerin yanında kucağına almazdı.Brațul său se va pleca însă în fața tineretii.
Sadece Yaramaz Kızlar kitabı 11 milyondan fazla sattı.A vândut peste 11 milioane de copii.
Adet üzere delikanlılar kızlara çeşitli hediyeler getirirler, kızlar da onlara ten ten helvası verirlerdi.Fiecare băiat a trimis cadou câte o dedicație de dragoste către fetele care le-au atras atenția.
Sparta Kralı Tydareus'un kızlarından biri olan Helen, dünyanın en güzel kızlarından biri idi.Elena era cea mai frumoasă muritoare, una din fiicele lui Tyndareus, regele Spartei.
Bu okullarda kızlar ev kadını ve ev yönetimindeki hayatlarına hazırlık yapıyorlardı.Această școală unde erau educate tinerele fete se găsea sub conducerea și administrarea reuniunii.
Çiftin tek çocuğu olan Kyra Schon da yine aynı filmde, Cooper çiftinin kızları rolünde oynadı.Fiica ei vitregă, Kyra Schon, a apărut de asemenea în film, jucând rolul fiicei cuplului.
Kızlarda, erkeklerden daha sık görülürler.Apar mai des la fete decât la băieți.
Çiftin Tuğçe isminde bir kızları bulunmaktadır.Pe corpul lor au o pereche de lobi, numiți parapode.
Kızlar, Nijerya'daki petrol savaşının kurbanlarındandırlar.Aceste cifre includ pierderi în apărarea orașului Kiev.
23 Mart 1990, Londra) Prens Andrew ve Sarah Ferguson'un küçük kızlarıdır.23 martie 1990) este fiica cea mai mică a Prințului Andrew, Duce de York și a lui Sarah, Ducesă de York.
Tiberius açık şekilde karısının ve kızlarının güvenliğinden endişe duyuyordu.Anna este intimidată, temându-se pentru siguranța fiicei lor.
"Bana verilen güzel araba gibi ödüller, tatlı kızlar ve güzel yaşam; bunlar güzeldi.E un film cu mașini scumpe, femei frumoase și cu multă distracție”.
Kızların her ikisini de tanımıyorum.Nu le știu pe ambele fete.
Kızlar yan yana oturuyorlardı.Fetele stăteau una lângă alta.
Kızlardan birisi Tom'a gülümsedi.Una dintre fete i-a zâmbit Tom.
Kızlar akademik alanda oğlanlardan daha hırslıdır.În domeniul academic, fetele sunt mai ambițioase decât băieții.
Kızlar birbirini eleştirir.Fetele se critică reciproc.
İTÜ Emös Başarı Ödülleri En İyi Kadın Dizi Oyuncusu Güneşin Kızları 7.ITU Emo succes premii Cea Mai Bună Actriță Güneşin Kızları 7.
KTÜ Medya Ödülleri En İyi Çıkış Yapan Kadın Dizi Oyuncusu Güneşin KızlarıKTU media awards Cel Mai Bun Debut Actrita Güneşin Kızları
Bir oğulları (Glenn Michael) ve bir kızları (Janet Hope) oldu.Egy fiuk (Glenn Michael) és egy lányuk (Janeth Hope) született.
Çiftin üçüncü çocuğu ve tek kızları Octavia Flynn Sorbo 16 Ekim 2005'te dünyaya geldi.Harmadik gyermekük egy kislány, Octavia Flynn Sorbo, aki 2005. október 16-án jött a világra.
Bütün kızlar ona aşık.Azt hitte, hogy minden nő szerelmes belé.
Carl Hanratty de karısından boşanmış ve Şikago'da kızlarıyla beraber yaşamaktadır.Carl Hanretty ügynök is elvált, lánya a volt feleségével él Chicagóban.
Çok parıltılı ve o diğer sarışın kızlar gibi kendini ovan bir tarza sahip olsun istemedim.Nem akarok valami elbűvölő fotót, mint akármelyik szőke lány.
Kızlar ondan yüzüğü isterler.Biztosítékul egy gyűrűt ad neki.
Bir başka örnek Danaos'un Kızları'dır.Danaosz lánya, így egyike a danaidáknak.
Kızlar arasında birinci olur.Egy az elsők közül.
1926'da kızları Jacqueline, 1928'de ise ikizleri Liliane ve Lucien dünyaya geldi.1927-ben született az idősebb nővér, Jacqueline, majd 1928-ban a kétpetéjű ikrek, Liliane és Lucien Ginsburg.
Kızlar, disiplin edilmesi için çok ağır şartlar altında çalıştırılırlar.A lányok szigorú etikett szerint kénytelenek élni.
Mürebbiyeler genellikle kızlardan ve genç erkeklerden sorumluydu.Ezek általában lányok és fiatal nők tetemei voltak.
Üç yaşında kızlar genelde kimonoları ile birlikte bir çeşit ceket olan hifu giyerler.A hároméves lányok hifut viselnek a kimonóval.
En büyük kızları.A nagyobbik leány.
Karayiplerin Neo-Taíno uluslarından olanlar, deniz kızlarına Aycayía adını vermişlerdir.A karib-szigeteki Neo-Taíno nemzet ismer egy Aycayia nevű sellőt.
Kızlar büyük bir başarı gösterdiler.A lány előadásai nagyon nagy sikert aratnak.
Kızlarını hep azarlar, çünkü onların eski kızlar gibi becerikli olmadığını söyler.Nagyanyja állandóan szekírozza, hogy nem olyan tehetséges, mint az apja.
Bu yüzden başka kızlarla randevulaşmayı bırakmıştır.A fiatal lányt eltiltotta más kapcsolataitól.
İlgili Sayfalar