kızkardeş ile cümle

kızkardeş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Sinema yıldızı Ramon Tikaram'ın kızkardeşidir.Tanita é irmã do actor Ramon Tikaram.
Hinke Brouwer, Pieter Tadema' nın ilk eşinin üvey kızkardeşiydi.Hinke Brouwer was de halfzuster van de eerste vrouw van Pieter Tadema.
Daha sonra Alcibiades, yeni karısı ve onun küçük kızkardeşi Aspasia ile birlikte Atina’ya geri döner.Alkibiades keerde klaarblijkelijk terug naar Athene met zijn nieuwe vrouw en haar jongere zuster, Aspasia.
Oyuncunun Laura adında bir de kızkardeşi bulunmaktadır.De speler speelt een karakter genaamd Laura.
Annesi ve kızkardeşi de bu okulda ona katıldılar.Sommige van zijn broers en zussen gingen ook naar die school.
Kızkardeşlere bir özür borcu olan John, otellerine kadar onlara eşlik eder.Schwarze Peter, een van Bücklers kompanen, wordt bij Seipgens een herbergier.
Lucas'ın Lily Roe adında bir kızkardeşi olur.Karen kreeg een dochtertje genaamd Lily Roe Scott.
Kendisi gibi oyuncu olan Constance Bennett ve Barbara Bennett'ın kızkardeşidir.Haar oudere zussen waren Constance en Barbara Bennett.
I. Gordian'ın kızı ve II. Gordian'ın kızkardeşi Antonia Gordiana'nın oğludur.Hij was de zoon van Antonia Gordiana, die de dochter was van Gordianus I en zus van Gordianus II.
Kızkardeşi Anne Boleyn'dir.Anna Boleyn .
Kendisi de, kızkardeşi de evlenmediler ve aileleriyle birlikte yaşadılar.Hij is niet getrouwd en woont nog bij zijn moeder.
Kızkardeşi Barbara, başarılı bir dansçıydı.Ook zijn dochter Barbara was kunstschilder.
Dalí üç yaşındayken kızkardeşi Ana María doğdu.Op 19-jarige leeftijd is Maria moeder geworden.
Kızkardeşler aldatılıp alaya alındıklarını anlamışlardır.De broers liepen zich vast in leugens en ontkenningen.
Bunlar günümüzde “yedi kızkardeşler” adıyla bilinmektedirler.Árpád had zeven stamhoofden, waarvan er één Örs genoemd werd.
Müziğe erkek kardeşi DCQ ve kızkardeşi Ces'le birlikte kurduğu Urban Thermo Dynamics adlı grupla başladı.Hij vormde samen met zijn broertje DCQ en zijn zusje Ces de groep Urban Thermo Dynamics.
Whitney ve Hilary adında kendisinden büyük iki kızkardeşi vardır.Ma dwie starsze siostry Whitney i Hilary.
Hatta Jung kızkardeşinin doğumu sırasında aynı öykünün kendisine de anlatıldığını hatırlamaktadır.Jung istotnie wspomina opowiedzianą mu historię po narodzeniu się jego siostry.
Daha sonra Alcibiades, yeni karısı ve onun küçük kızkardeşi Aspasia ile birlikte Atina’ya geri döner.Alcybiades najwyraźniej powrócił do Aten, zabierając ze sobą nową żonę i jej młodszą siostrę – Aspazję.
Elsa ve kızkardeşi mükemmel bir eğitim gördü.On i Eliza spędzają bardzo miły wieczór.
Bu yeni sürüm içinde Michael Jackson'ın kızkardeşi La Toya Jackson da yer almıştır.W teledysku występuje La Toya Jackson, siostra Michaela Jacksona.
Anna ile konuşabilme fırsatını yakalayan Will, kızkardeşi Honey'nin doğumgününe Anna'yı davet eder.Ostatecznie Will i Anna udają się na urodzinową imprezę młodszej siostry WIlla - Honey.
O ve kızkardeşi Wendy, San Fernando Valley'de doğup büyüdüler.Jest jedynaczką i dorastała w San Fernando Valley.
Bu komplodan haberdar olan II. İoannis annesini ve kızkardeşini manastırlara rahibe olarak kapattırdı.Pod jej wpływem Roman II zamknął matkę i siostry w klasztorze.
Ancak onun kızkardeşi olduğunu bilmemektedir...Nie wie jeszcze, że to jego matka.
Danielle Panabaker'ın kızkardeşidir.Jest grana przez Danielle Panabaker.
(Adele: - "Kızkardeşim Ida bir mektup yazmış").(Należysz do nas!), skłonił Eichmanna do złożenia deklaracji.
Ülker'in görünen yıldızları Yedi Kızkardeşler olarak da bilinir.Siedem z gwiazd interpretuje się jako Plejady.
Bu Salezyen Kızkardeşler'in temeli sayılmaktadır.W parafii posługę pełnią siostry salezjanki.
Kral Emerik'in genç kızkardeşidir.Han är faktiskt prinsessan Emeraudes yngre bror.
Bu esnada Don Lope'ye kızkardeşinden miras kalır.Först nu överlämnar don Antonio dottern åt Pery.
Aşa/Aça kızkardeş abla anlamlarına gelir.För andra betydelser, se Otočić Sestrica Vela.
Diğer iki kızkardesi Barbara Pierce Bush'tur.Hon är tvillingsyster till Barbara Pierce Bush.
Külkedisi kocası Prens'den babası ve kızkardeşlerini afetmesini sağlar.Tack vare prinsens generositet får hon ta med sig fadern och syskonen.
Kendisi de, kızkardeşi de evlenmediler ve aileleriyle birlikte yaşadılar.Han gifte sig aldrig men bodde tillsammans med sin syster och hennes familj.
Sinema yıldızı Ramon Tikaram'ın kızkardeşidir.Hon är syster till skådespelaren Ramon Tikaram.
Kızkardeşleri Moon Zappa, Diva Zappa ve küçük erkek kardeşi Ahmet Zappa'dır.Hon är syster till Dweezil, Ahmet och Diva Zappa.
Başlangıçta kızkardeşin uğraşları işe yaradı.Familjen var till en början tillfreds med sin situation.
Alex Sichel'in yönettiği film, kızkardeşi Sylvia Sichel tarafından yazılmıştır.Sylvia Sichel är syster till Alex Sichel.
Lebyadkin kızkardeşini de alıp kentin dışında bir eve taşınır.Också han är trött på Hedeby och vill flytta till stan.
Elsa ve kızkardeşi mükemmel bir eğitim gördü.Han och hans äldre bror Euoptius fick en gedigen utbildning.
Aylar sonra Tony aralarının açık olduğu annesi ve kızkardeşini ziyaret eder.Через три місяці Тоні відвідує свою матір, яка живе окремо.
Bunu kızkardeşi Margaret kabul etti.Та ось що відповів сестрі Карл.
Kashmira adında bir kızkardeşi vardır.Мав молодшу сестру на ім'я Кашміра.
Caligula ve kızkardeşlerini gösteren sikke basımı.Було видано монети із зображеннями Калігули та його сестер.
Aşa/Aça kızkardeş abla anlamlarına gelir.お姉ちゃん) — звернення до старшої сестри із ніжністю.
Elsa ve kızkardeşi mükemmel bir eğitim gördü.Джейн та її сестри отримали всебічну освіту.
Kızkardeşi Anne Boleyn'dir.Була фрейліною Анни Болейн.
Kızkardeşi ile beraber bir yatılı okulda okumuştur.З дружиною разом навчалися в одній школі.
Onun dışında iki tane de küçük kızkardeşi vardı.Крім нього в сім'ї було ще двоє дівчаток.
Bu Tom'un kızkardeşi.Це сестра Тома.
Kızkardeşleri Maria, Therese ve Karolin çocukken öldüler.Jeho sestry Maria, Therese a Karoline zemřely v raném dětství.
Ve Ted'in kızkardeşine de aşık olur.Ted se zamiluje do Paulovy sestry.
Ancak onun kızkardeşi olduğunu bilmemektedir...Nikdy se nedozví, že byl její bratr.
Üç Kızkardeş, Rus yazar Anton Çehov'un 1900 yılında yazdığı tiyatro oyunu.Tři sestry je drama, které napsal v roce 1900 ruský spisovatel Anton Pavlovič Čechov.
Kendi kaiyerleri ile çok meşgul oldukarıda Rutger ve üç kızkardeşini dadıları büyüttü.Jeho rodiče byli oba učitelé dramatu a kvůli jejich kariéře Rutgera a jeho tři sestry vychovávaly chůvy.
Taylor adında küçük bir kızkardeşe sahiptir.Má také mladší sestru, Taylor.
Kızkardeşinin bıyıklı bir çocuğu vardır (çocuk olmasına rağmen).I on může být potomek některého božstva (Héraklés, bratři Pánduovci), nebo jeho vtělením (Ráma).
Hippolyte'in kızkardeşi ve Ares'in kızı.Zde je ovšem dcerou Hippolyty a boha Dia.
Kendisi de, kızkardeşi de evlenmediler ve aileleriyle birlikte yaşadılar.Spolu s bratrem žili společně a ani jeden z nich se nikdy neoženil.

İlgili Sayfalar