kızgın ile cümle
kızgın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom gerçekten kızgın, değil mi?Tom is really mad, isn't he?
Tom Mary'ye kızgın, değil mi?Tom is mad at Mary, isn't he?
Tom hâlâ kızgın, değil mi?Tom is still angry, isn't he?
Tom hâlâ sana kızgın, değil mi?Tom is still angry with you, isn't he?
Tom hâlâ biraz kızgın, değil mi?Tom is still a little angry, isn't he?
Tom ve Mary sana kızgın.Tom and Mary are mad at you.
Tom ve Mary gerçekten kızgınlar.Tom and Mary are really angry.
Tom bana neden kızgın olduğunu söyledi.Tom told me why he was angry.
Tom bana neden kızgın olduğunu söylemedi.Tom wouldn't tell me why he was angry.
Tom hâlâ Mary’e kızgın, değil mi?Tom is still mad at Mary, isn't he?
Tom'un kızgın olduğuna şaşmamalı.No wonder Tom was mad.
İlk başta, Tom kızgın görünüyordu, ama sonra sadece endişeli olduğunu anladım.At first, Tom seemed angry, but then I realized he was just worried.
İlk başta, Tom'un kızgın olduğunu düşündüm, ama sonra sadece endişeli olduğunu anladım.At first, I thought Tom was angry, but then I realized he was just worried.
Sana kızgın değilim. Hayal kırıklığına uğradım sadece.I'm not mad at you. I'm just disappointed.
Kızgın gibi görünüyorlardı.They looked like they were mad.
Kızgın olduklarını söylediler.They said they were angry.
Kızgın olduklarını söylediler.They said they were mad.
Bana kızgınca baktı.She looked at me angrily.
Bana kızgın olduğunu sanmıştım.I thought that you were angry with me.
Bugün mümkünse onun yanına hiç yaklaşma. Sana çok kızgın.You should avoid her today if at all possible. She's very mad at you.
Gerçekten çok kızgındı.He was really mad.
Kızgın köpekten kaçabilmek için var gücüyle koştu.He ran as fast as he could to escape from the angry dog.
Tüm gün kızgın güneşin altında çalışmaktan yorulmuş olmalı.He must be tired after working all day in the hot sun.
Tom şu an bana acayip kızgın.Tom is very angry at me right now.
O. Gruppe (1906) ve diğerleri ismi “kızgınlık hissetme”yle bağlamışlardır.O. Gruppe (1906) and others connect the name with "to feel just resentment".
Bu rapora rağmen halkın hükümete olan kızgınlığı Golda Meir'in istifa etmesine sebep oldu.Despite the report, public anger at the Government led to Golda Meir's resignation.
Sonra tekrar dinledim ve gerçekte kızgındım.I went and listened to it and was really upset.
Pathongko - Çinlilerin youtiao dediği kızgın yağda kızartılmış ekmeğin Tayland versiyonu.Pathongko – The Thai version of the Chinese deep-fried bread called youtiao.
Kalabalık, Memlükler'i Mağribiler olarak görür ve kızgın bir tepki verir.The crowd sees the Mamelukes as Moors, provoking an angry response.
Bazı tepkiler arasında "Aşk", "Haha", "Wow", "Üzgün" veya "Kızgın" tepkileri vardı.Some reactions included "Love", "Haha", "Wow", "Sad", or "Angry".
George Tokoro rolü Fujimoto (フジモト), insanlara karşı kızgınlık barındıran bir büyücü.George Tokoro as Fujimoto, a sorcerer who holds a resentment against humans.
Alim Azimi beni kızdırdı, bu sayede kızgınlığımı hissedip dönüştürebildim.Alim Azimi made me angry, so that I could feel and transform my anger."
Henry bunun üzerine bu kızgın rahipleri dağıttı.Henry thus resolved to bully the priests.
Çok kızgın Korint halkı toplanır.The Angry Corrie.
(Onlar çok kızgındı.)(They were unharmed.)
Kızgın fırında 45 dakika pişirin.Thirty-Five Years in the Frying Pan.
Antonius Kleopatra'ya çok kızgındır.But Antonius is too clever for him.
Bu noktada senede bir kere doğurgan hale gelirler ve kızgınlık döneminde çoğul ovumlar üretirler.At this point, they become fertile once a year, producing multiple ova while in heat.
Lois, Stewie halıya işediği için kızgındır.Lois is upset that Stewie has wet the carpet in the living room.
Sürekli kızgın bir görünümü vardır.He has a continuously animated face.
Kızgın olan Rance sadece onları izlemekle yetinir.Angrily, Rance watches them.
Yalnız kalan Kont Floreski gayet kızgındır.Count Koulansky is delighted.
Bunun üzerine beynine kızgın çiviler batırıldı.With this, the nerves in his back were cut.
Askerler sonunda kızgınlığını yatıştırıldı ve ganimetler bir eskortla başkente geri gönderildi.The soldiers were eventually placated, and the booty sent back to the capital with an escort.
Kızgın kalabalığı sakinleştirmek için WWE, Triple H'i yayın bittikten sonra kalabalığa oynattı.To placate the angry crowd, WWE had Triple H play to the crowd after broadcasting had concluded.
Kızgın kalabalıklar Tahran'da dükkânları kırdı, camları parçaladı.Angry crowds in Tehran broke into shops, tore down signs, and smashed windows.
1208 yılında, Levon kızgın bir şekilde Antakya etrafındaki kırsalı tahrip etti.In 1208 Leo angrily devastated the country round Antioch.
Sadová'daki yenilgiden ötürü hala kızgın olan Fransız halkı savaş istedi.The French public, still aggravated over the defeat at Sadová, demanded war.
Oradan kızgınlıkla ayrılırlar.He leaves in anger.
Tutku, kızgınlık ve seksüalitede kaynama noktasını anlatır.Psychological aspects of the expression of anger and violence on the stage.
20. yüzyılda ABD'de, insanların böyle yalanlara hala inanması üzerine kızgınlığını dile getirdi.He expressed outrage that people believed such lies in the United States in the 20th century.
Kışların sert olduğu yıllarda dişiler kızgınlığa girmez ve sonraki sene yavrulamazlar.When winters are severe, cows will not go into estrus and thus not calve the next year.
İlk fırınlar taşlar ve kızgın korların döşendiği çukurlardı.His first dishes were dosa and scrambled eggs.
Tarihte birçok kişi bu alanlarda asılarak ya da kızgın yağda kızartılarak idam edilmiştir.As a result of these policies, many corpses would simply be buried or thrown in rivers.
Ateş açmadan evvel "Ben bir Müslüman Amerikalıyım, İsrail'e kızgınım" diye bağırdı.He shouted, "I'm a Muslim American; I'm angry at Israel" before he began his shooting spree.
King'in bu beklenmedik hareketi, yerel hareket arasında sürpriz bir kızgınlığa neden oldu.This unexpected reaction caused a major outbreak of anger among the people.
Tarzın kızgın, agresif bir yapısı vardır.Rudra has a ferocious, aggressive form.
Kahverengine dönüşünceye kadar kızgın ateşte tutulur.He was being overwhelmed until Hellfire came back for him.
Ben, çok kızgındır.Bo is furious.
Kleopatra çok kızgın bir tavırla telim olmayı reddeder.Clara refuses to leave without Koldo.