kızdı ile cümle
kızdı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Danaos, kızının emrine itaatsizliğine kızdı ve onu Argos mahkemelerine götürdü.Danaus was angered that his daughter refused to do as he ordered and took her to the Argives courts.
Danaos, Hypermnestra'ya kızdı ve onu Argos mahkemesine verdi.Danaus was angry with his disobedient daughter and threw her to the Argive courts.
Manto onu tanrıları kızdırmaması konusunda uyarır ve Leto'dan af dilemesini önerir.Manto warns her not to anger the gods and suggests she ask for Leto's forgiveness.
Diana, Callisto'nun hamile olduğunu görünce çok kızdı ve onu gruptan kovdu.Diana became enraged when she saw that Callisto was pregnant and expelled her from the group.
Ödül, bazı genç subayları tarafından kızdırıldı.The award was resented by some of his junior officers.
Mikuru, Zaman Yolcuları Komitesi'nin en alt üyesi olan yumuşak sesli bir kızdır.Mikuru is a soft-spoken girl, the lowest in her Time Travelers' Committee.
Bazıları da protestocuları kızdırmaya çalışan beyaz üstünlükçüleri".Some say they're monitoring the protests.
Mary çok güzel bir kızdır.Mary ist ein sehr schönes Mädchen.
Miho en çok hoşlandığım kızdır.Miho ist das Mädchen, das ich am liebsten mag.
Radyo satıcısının bana neden kızdığını biliyorum.Ich weiß, warum sich der Radioverkäufer über mich geärgert hat.
Asıl sana kızdığım nokta ne idi biliyor musun?Weißt du, was der eigentliche Grund war, weshalb ich mich über dich geärgert habe?
Tom beni kızdırdı.Tom hat mich wütend gemacht.
Beni en çok kızdıran ne biliyor musun Tom?Weißt du, was mich am meisten ärgert, Tom?
Seni kızdırmak istemiyorum.Ich möchte dich nicht verärgern.
Tom seni bu kadar kızdıran yaptığı şeyi söylemedi.Tom sagte nicht, was er getan hat, um dich so zu verärgern.
O, kalın kafalı bir kızdır.Sie ist ein dickköpfiges Mädchen.
Kendini sana ilham veren insanlara yoğunlaştır, seni kızdıranlara değil.Konzentriere dich auf die Menschen, die dich inspirieren und nicht auf die, die dich ärgern.
Annen sana en son ne zaman kızdı?Wann war dir deine Mutter das letztemal böse?
Serinin yedinci oyununda onu oyun dışı eden tartışmalı bir cezaya kızdı.Im siebten Spiel der Serie erzürnte er sich über eine strittige Strafe, die gegen ihn verhängt wurde.
Lola sıradan bir kızdır.Lilli ist eigentlich ein ganz normales Mädchen.
Umduğunuzdan farklı bir kızdır.Der ist ganz anders als ihr glaubt.
Zeynep (Rojda Demirer)genç ve güzel bir kızdır.Ferner sind geringes Spiel und gute Drehgriffe (meist Rändelschrauben) vonnöten.
Bu da canavarı daha çok kızdırır.Auf die Art wird das Monster noch größer.
Zeytinyağı bir tavada kızdırılır.Das Olivenöl wird in einem Topf erhitzt.
Yaşına göre oldukça olgun, zeki ve başarılı bir kızdır.Für ihr Alter ist sie aber sehr erwachsen und klug.
Zengin bir kızdır.Das reiche Mädchen.
Avşarlan(dır)mak / Avşarlamak : Kızdırmak, işi büyütmek, hid-detlenmek (Elmalı – Antalya).Fürstpropstei Ellwangen: Stimpfach, Weipertshofen (teilweise).
Çaylakların sınıf arkadaşı ve Tyler'ın hoşandığı kızdır.O da Tyler dan hoşlanmaktadır.Studium und Band geht er halbherzig an, tadelt ihn auch Tyler.
Bunların dört tanesi erkek( Temuçin, Hazar Kasar, Kaçiun ve Temüge) bir tanesi ise kızdı(Temulin).So arbeiteten bei ihm vier Dienstboten (ein Knecht, ein Fuhrknecht, eine Köchin und eine Magd).
Goo Gu: Çılgın bir kızdır.Goo-Goo Ga-Ga: Goo ist ein Mädchen mit einer überschäumenden Kreativität.
Claire'in en iyi arkadaşı, Annie adında sakar bir kızdır.Frank tötet Rita, eine Freundin von Anna.
Ancak kızdıkları zaman da hayvanları telef edebilir.Doch wenn es um die Tiere geht, kann sie ihre Gefühle zurückstellen.
Sabırsız ve sportif bir kızdır.Sie ist ein sportliches und hübsches Mädchen.
Birisi onu kızdırırsa onu tuş eder.Beim Versuch diesen zu pfählen, wird sie verhöhnt.
Bakuganı çok seven 12 yaşında, güzel bir kızdır.Ein 12 Jahre altes Mädchen, das Bücher liebt.
Zidane'ın son maçı olmasına karşın Zinédine Zidane'ı kızdırmıştır.Aufgrund seiner starken Leistung war er für Zinédine Zidane die größte positive Überraschung des Turniers.
Bir parça demir ateşte kızdırılır.Doch ein eisernes Buch widersteht dem Feuer.
Omuzlarının üzerine kadar dağılan bu perçem, kızdığı zaman kabarır.Doch wer sich dieser Wunderlampe bemächtigen würde, über den bringe sie Verderbnis.
Bu, İngiliz emlak sektörünü kızdırdı.Sie brach damit das englische Monopol für Tüll.
Rose Tyler, Londra'da yaşayan sıradan bir genç kızdır.Will Freeman ist ein 38-jähriger Single, der in London lebt.
Uysaldır fakat kızdığında düşmanlaşmışcasına mücadele eder.Er ist ungeschickt und zeigt Bedauern, jedoch greift er seine Feinde mit einer Axt an.
Iiris, annesi ve üvey babasıyla birlikte yaşayan genç bir kızdır.Alisa ist ein kleines Mädchen, das mit seiner Mutter und Großmutter am Meer lebt.
Filiz (Özgü Namal) 17 yaşında bir genç kızdır.Jeanne war ein einfaches 17-jähriges Bauernmädchen.
Bu babasi ve annesini çok kızdırır.Das verärgert ihre Mutter.
Bunun üzerine onu kızdırmak için güzellik yarışmalarına katıldı.Dort entschied sie sich an einem Schönheitswettbewerb teilzunehmen.
Miho en çok hoşlandığım kızdır.Miho est la fille que je préfère.
Tom Mary'nin niçin o kadar kızdığını anlayamıyor.Tom ne peut pas comprendre pourquoi Mary s'est mise tant en colère.
Hiçbir şey söylemedim, onu kızdıran buydu.Je ne dis rien et ça la mît en colère.
Alim Azimi beni kızdırdı, bu sayede kızgınlığımı hissedip dönüştürebildim.Alim Azimi me mettait en colère afin que je puisse sentir et transformer ma colère.
6 Nisan 1946'da Amerikan savaş gemisi USS Missouri'nin Türkiye ziyareti Sovyetleri daha da kızdırdı.Le 6 avril 1946, la visite du cuirassé américain USS Missouri irrite encore davantage les russes.
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.Elle est effrayante lorsqu'elle se met en colère.
Mora/Morgana: Kötü bir kızdır ve 10 yaşındaki bir çocuğun hayal gücüne sahiptir.Mora / Morgana : Cette petite fille de dix ans pourrait tromper avec son air innocent.
Bu durum Allison’u kızdırdı.Ceci trouble terriblement Allison.
Bu babasi ve annesini çok kızdırır.Cet accident attrista fort son père et sa mère.
Japonya'da yaşayan öğrenci bir kızdır.Who's That Girl - Live in Japan .
Sophie, kendine güveni olmayan bir genç kızdır.Annie est une jeune femme qui manque de confiance en elle.
Arı kızdır.Ou une abeille, je crois.
Hanım hanımcık bir kızdır.Une demoiselle est une jeune fille.
"Beni kızdırırsan senin için kötü şeyler söylerim." anlamında kullanılıyorsa deyim olur.Be With You Fill Us With Fire What Will I Say When You’re Gone ?
Bunun üzerine onu kızdırmak için güzellik yarışmalarına katıldı.C'est ainsi qu'elle est invitée à participer à un concours de beauté.