kızarmış ile cümle

kızarmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Yüzün kızarmış.Your face is red.
Ateşin sıcaklığı ile yanakları kızarmıştı.Her cheeks were tinged with red by the warmth of fire.
Genellikle kızarmış bifteğe Yorkshire pudingi eşlik eder.Roast beef is usually accompanied by Yorkshire pudding.
Bifteğim, yumurtalarım, kızarmış patateslerim, tostum ve kahvem var.I have steak, eggs, hash browns, toast, and coffee.
Ben kızarmış karidesi severim.I like my shrimps fried.
Sabahları kızarmış tost severim.I like brown toast in the morning.
Gözleri ağlamaktan kızarmıştı.Her eyes were red from crying.
Kızarmış örümcek, Kamboçya'da bölgesel bir yiyecektir.Fried spiders are a regional delicacy in Cambodia.
Et aşırı kızarmıştı.The meat was overfried.
İki tane kızarmış yumurta ve kahve, lütfen.Two fried eggs and coffee, please.
Onun yüzü kızarmıştı.His face was red.
Tom, kızarmış tavuk seviyor.Tom loves fried chicken.
Tom, üç yumurta ve bir dilim kızarmış ekmek yedik.Tom ate three eggs and a slice of toast.
Tom bir ekstra-baharat kovası, kızarmış piliç ve bir konteyner lahana salatası ısmarladı.Tom bought a bucket of extra-spicy fried chicken and a container of coleslaw.
Kızarmış pirinç yedim ve biraz bira içtim.I ate fried rice and drank some beer.
Kızarmış ekmeği çok severim.I like toasts very much.
O bir kızarmış hamur tatlısı yiyor.He is eating a crumpet.
Biraz kızarmış patates yemek ister misin?Would you like to eat some fried potatoes?
Biraz kızarmış et yedik.We ate some fried meat.
Ben kızarmış yiyecek sevmem.I don't like fried food.
Tom biraz kızarmış ekmek parçaları aldı.Tom bought some croutons.
Birçok insan kızarmış tavuğu parmaklarıyla yer.Many people eat fried chicken with their fingers.
Kızarmış balığı sevmem.I don't like fried fish.
Oğlum kızarmış yumurtayı sevmez.My son does not like fried egg.
Kahvaltıda kahve ve kızarmış ekmek tercih ederim.I prefer coffee and toast for breakfast.
O, biftek ve kızarmış patates yedi.He had steak and fried potatoes.
Salata; zeytinyağı, kızarmış ekmek parçaları ve fındık olmadan eksiktir.The salad is incomplete without olive oil, croutons and nuts.
Kızarmış tavuk bu gece menüde mi?Is roast chicken on the menu tonight?
Masada üzerinde üç kızarmış yumurta bulunan bir tabak vardı.On the table, there was a plate with three fried eggs on it.
Kızarmış pirinçli etin nasıl yapılacağını öğrenmek zorunda kalacağım.I will have to learn how to make beef fried rice.
Birçok insan kızarmış tavuğu parmaklarıyla yemeyi tercih eder.A lot of people prefer to eat fried chicken with their fingers.
Kulaklarım kızarmış mı?Are my ears red?
Kızarmış muz burada favori bir aperatif.Fried banana is a favorite snack here.
Tom kızarmış tavuğu seviyor.Tom likes fried chicken.
Tom biraz yüzü kızarmış görünüyor.Tom looks a little flushed.
Ateşin var mı? Kızarmış görünüyorsun.Do you have a fever? You look flushed.
Kızarmış kalamar yemeyi severim.I love to eat fried squid.
Beynim kızarmış.My brain is fried.
Tom'un elleri titriyordu ve yüzü kızarmıştı.Tom's hands were shaking and his face was red.
Tom kızarmış pirinç yemek istiyor.Tom wants to eat fried rice.
Bir domates gibi kızarmıştım.I was red as a tomato.
Gözlerin ağlamaktan kızarmış.Your eyes are red from crying.
Kızarmış peynirli sandvicin nasıl yapıldığını biliyor musun?Do you know how to make a grilled cheese sandwich?
Ben bir Japon yemeği dükkanında bir kızarmış pirinç menüsü istedim.I asked for a menu of fried rice in a ramen shop.
Kızarmış tavuk servis edeceğiz.We'll serve fried chicken.
Tom, Mary ona gülümseyince kızarmıştı.Tom blushed when Mary smiled at him.
Kızarmış peynir ve orkinos sandviç yemeyi seviyorum.I love eating toasted cheese and tuna sandwiches.
Birazcık kızarmış görünüyorsun.You look a little flushed.
Kızarmış pilav yemek istiyorum.I want to eat fried rice.
Tom kızarmış pirinç yemek istemiyor.Tom doesn't want to eat fried rice.
Tom kızarmış pirinç yemek istemedi.Tom didn't want to eat fried rice.
Tom kızarmış pirinç yemek istedi.Tom wanted to eat fried rice.
Emilien kızarmış dikenli incir yemek istiyor.Emilien wants to eat fried prickly pears.
Kızarmış tavuk istiyorum.I want roast chicken.
Gözleri kızarmıştı.His eyes were red.
Kızarmış ekmekler yanıktı.The pieces of toast were burned.
Kızarmış ekmekler yanmıştı.The pieces of toast were burned.
Kızarmış ekmekler tam kıvamında olmuştu.The pieces of toast were toasted perfectly.
Kızarmış ekmekler tam kıvamında kızarmıştı.The pieces of toast were toasted perfectly.
Tom kızarmış ekmeğine biraz reçel sürdü.Tom put some jam on his toast.

İlgili Sayfalar