kızardı ile cümle

kızardı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
4
ORT. KELİME
Paul kızardı ve başını çevirdi.Paul blushed and turned away.
Adam kızardı.The man blushed.
Ben utançla kızardım.I blushed with shame.
Bahçedeki ağaçların yaprakları tamamen kızardı.The leaves of the trees in the garden have turned completely red.
Yüzü sinirden kızardı.His face turned red with anger.
O, utançla kızardı.He blushed with shame.
Yanakları utançla kızardı.Her cheeks burned with shame.
Onun yüzü kızardı.Her face turned red.
Yüzü kızardı.A blush came over her face.
O onu gördü ve yüzü kızardı.He saw her and blushed.
Javier kızardı.Javier turned red.
Ağacın yaprakları kızardı.The leaves of the tree became red.
Tom kızardı.Tom blushed.
Tom'un kız arkadaşı şimdi onun burada olduğunu bilseydi, çok kızardı.If Tom's girlfriend knew he was here now, she'd be very angry.
Tom Mary'yi çıplak görünce kızardı.Tom blushed when he saw Mary naked.
Ona şarkı söylerken onun yüzü kızardı.Her face reddened as he sang to her.
Sevinç ve utanç ile o, kulaklarına kadar kızardı.With joy and shame, she blushed to her ears.
İltifat edilince kızardı.She blushed when he praised her.
Onun yüzü aniden kızardı.Her face suddenly turned red.
Genç adamın yüzü daha kızardı.The young man's face became even redder.
Genç kadının yüzü daha da kızardı.The young woman's face became even redder.
Ağaç yaprakları kızardı.The tree leaves turned red.
Tom'un yüzü kızardı.Tom's face reddened.
Ben de kızardım.I'd be angry, too.
Derinden kızardı.She blushed deeply.
Tom biraz kızardı.Tom blushed a little.
Yüzü korkudan kireç gibi oldu sonra utançtan kızardı.He went pale with fear and then turned red with embarrassment.
O kızardı.He turned bright red.
Onun yanakları kızardı.Her cheeks reddened.
O ona baktı ve kızardı.He looked at her and blushed.
Ona bakmamı yakaladı ve benim yüzüm kızardı.He caught me staring at him and I blushed.
İkisi de kızardı.They both blushed.
Hem Tom hem de Mary kızardı.Both Tom and Mary blushed.
Tom'un kızardığını gördüm.I saw Tom blush.
Tom'un gözleri ağlamaktan kızardı.Tom's eyes were red from crying.
Ahlefeld'in asil Kontesi kızardı ve beti benzi attı.The noble Countess of Ahlefeld blushed and grew pale.
Yanakları kızardı.Her cheeks turned red.
Tom kızardı ve dönüp gitti.Tom blushed and turned away.
Yapraklar kızardı.The leaves have turned red.
Onu görünce kızardı.Upon seeing her, he turned red.
Onların kızardığını gördüm.I saw them blush.
Onun kızardığını gördüm.I saw him blush.
O biraz kızardı.He blushed slightly.
O hafifçe kızardı.She blushed slightly.
Yanaklarının ikisi kızardı.Both of her cheeks turned red.
Ben bir domates gibi kızardım.I reddened like a tomato.
Ben kızardım.I turned red.
Tom'un yanakları kızardı.Tom's cheeks turned red.
Tom'un yüzü öfkeden kızardı.Tom's face turned red with anger.
Öfkeyle kızardı.She blushed furiously.
Tom Mary'ye baktı ve yüzü kızardı.Tom looked at Mary and blushed.
Tom ne yaptığını bilseydi kızardı.Tom would be furious if he knew what you did.
Mary ona gülümsediğinde Tom kızardı.Tom blushed when Mary smiled at him.
Mary onu methettiğinde Tom kızardı.Tom blushed when Mary praised him.
Mary onu öptüğünde Tom kızardı.Tom blushed when Mary kissed him.
Mary'nin yüzü kızardı.Mary blushed.
Mary yine kızardı.Mary blushed again.
Marie aşırı derecede kızardı, başını indirdi ve hiç karşılık vermedi.Marie blushed exceedingly, lowered her head, and made no reply.
Tom bir kız öğrenci gibi kızardı.Tom blushed like a schoolgirl.
Ne Tom ne de Mary kızardı.Neither Tom nor Mary blushed.

İlgili Sayfalar