Tom bir ekstra-baharat kovası, kızarmış piliç ve bir konteyner lahana salatası ısmarladı.Tom bought a bucket of extra-spicy fried chicken and a container of coleslaw.
Kızarmış pirinç yedim ve biraz bira içtim.I ate fried rice and drank some beer.
Ona şarkı söylerken onun yüzü kızardı.Her face reddened as he sang to her.
Bu yeşil yapraklar güz aylarında kızarır veya sararırlar.These green leaves turn red or yellow in autumn.
Ağaçtaki yapraklar kızarmaya başladı.The leaves on the trees have begun to turn red.
Sevinç ve utanç ile o, kulaklarına kadar kızardı.With joy and shame, she blushed to her ears.
O mutluluktan kızarıyor.She glows with happiness.
İltifat edilince kızardı.She blushed when he praised her.
Onunla birlikte patates kızartması ister misin?Do you want fries with that?
Çocuklar her şeyle patates kızartmasını severler.Children love chips with everything.
Kızarmış ekmeği çok severim.I like toasts very much.
Tom, French kızartmasına hala Freedom kızartması diyor.Tom still calls French fries Freedom fries.
Sorularıma cevap vermedikleri zaman çok kızarım.I get very angry when you don't answer my questions.
Sorularıma cevap vermezsen, çok kızarım.I get very angry when you don't answer my questions.
Onun yüzü aniden kızardı.Her face suddenly turned red.
O bir kızarmış hamur tatlısı yiyor.He is eating a crumpet.
Biraz kızarmış patates yemek ister misin?Would you like to eat some fried potatoes?
Biraz kızarmış et yedik.We ate some fried meat.
Kızı eti kızarttı.Her daughter fried the meat.
Ben kızarmış yiyecek sevmem.I don't like fried food.
Patates kızartması ve bir bardak iyi şarapla birlikte tavşanları severim.I love rabbits ... with chips and a good glass of wine.
Tom bir yumurta kızartıyor.Tom is frying an egg.
Balık kızartıyorum.I am frying fish.
İlk kez bir yumurta kızarttım.This is the first time I've fried an egg.
Bu ilk yumurta kızartışım.This is the first time I've fried an egg.
Tom biraz kızarmış ekmek parçaları aldı.Tom bought some croutons.
Hiç mantar kızarttın mı?Have you ever fried mushrooms?
Tom henüz balığı kızartmadı.Tom hasn't fried the fish yet.
Mary henüz eti kızartmadı.Mary hasn't fried the meat yet.
Tom henüz balıkları kızartmadı.Tom hasn't grilled the fish yet.
En son ne zaman yumurta kızarttın?When was the last time you fried an egg?
Onların işi patatesleri kızartmak.Their job is to fry the potatoes.
Tom pizza ve patates kızartmasını seviyor.Tom loves pizza and french fries.
Birçok insan kızarmış tavuğu parmaklarıyla yer.Many people eat fried chicken with their fingers.
Biz çoğunlukla bol yağda kızartılmış yemek yemeyiz.I don't often eat deep-fried food.
Genç adamın yüzü daha kızardı.The young man's face became even redder.
Genç kadının yüzü daha da kızardı.The young woman's face became even redder.
Bu patates kızartmasından biraz ister misin?Do you want some of these fries?
Onu yersen Tom kızar.If you eat that, Tom will be angry.
Onları nerede kızarttın?Where did you fry them?
Kızarıyor musunuz?Are you blushing?
"Sen kızarıyorsun!" "Hayır, kızarmıyorum.""You're blushing!" "No, I'm not."
Ben bir peynirburger, bir kola ve biraz kızartma istiyorum.I want a cheeseburger, a coke and some fries.
Hindiyi bol yağda kızarttım.We deep-fried the turkey.
O, hindiyi kızarttı.She roasted the turkey.
Kızarmış balığı sevmem.I don't like fried fish.
Ağaç yaprakları kızardı.The tree leaves turned red.
Fırında kızartılmış tavuğu severim.I like roast chicken.
Oğlum kızarmış yumurtayı sevmez.My son does not like fried egg.
Tom'un yüzü kızardı.Tom's face reddened.
Mary kızarıyor.Mary is glowing.
Bu odada kızartma yapılıyor.It's roasting in this room.
Kestaneleri kızartalım.Let's roast the chestnuts.
Kahvaltıda kahve ve kızarmış ekmek tercih ederim.I prefer coffee and toast for breakfast.
O, biftek ve kızarmış patates yedi.He had steak and fried potatoes.
Patates kızartmalarımı yeme.Don't eat my french fries.
Senin davranışın yüz kızartıcıydı.Your behavior was disgraceful.
Ben de patates kızartması ısmarladım.I ordered fries, too.
Belçikalılar, Fransız kızartmasının Fransız değil, Belçikalı olduğunu iddia ediyorlar.Belgians claim that French fries are not French but Belgian.
Kızarmaktan kendimi alamadım.I couldn't help blushing.