Ana içeriğe geç
Sözlük

kıza ile cümle

kıza kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
O bugünlerde kolayca kızar.He easily gets angry nowadays.
O, utançla kızardı.He blushed with shame.
O, o kızar korkusuyla gerçeği söylemedi.He didn't tell the truth for fear she should get angry.
Onlar Hindistanlı bir kıza ve İtalyalı bir oğlana bakıyorlardı.They were taking care of a girl from India and a boy from Italy.
Yanakları utançla kızardı.Her cheeks burned with shame.
Onun yüzü kızardı.Her face turned red.
Yüzü kızardı.A blush came over her face.
Gözleri ağlamaktan kızarmıştı.Her eyes were red from crying.
Salata yağında balık kızarttı.She fried fish in salad oil.
O onu gördü ve yüzü kızardı.He saw her and blushed.
Üzüm üzüme baka baka kızarır.One rotten apple spoils the barrel.
Yapraklar kızarıyor.The leaves are turning red.
Yapraklar kızarmaya ve sararmaya başladı.The leaves began to turn red and yellow.
Ağaçların yaprakları kızarmaya başladı.The leaves of the trees began to turn red.
Bir süre kızartılmış yiyeceklerden kaçının.Avoid fried foods for a while.
Benim için bir yumurta kızartın.Fry an egg for me.
Aşk kızamık gibidir, hepimiz onu çekmek zorundayız.Love is like the measles; we all have to go through it.
Kontakt kullandığımda gözlerim kuruyor ve kızarıyor.When I use contacts, my eyes feel dry and become red.
Ben onun kızacağından eminim.I'm sure that he'll get angry.
Kızarmış örümcek, Kamboçya'da bölgesel bir yiyecektir.Fried spiders are a regional delicacy in Cambodia.
Et aşırı kızarmıştı.The meat was overfried.
O kızamık oldu.She has the measles.
Dışarısı çok sıcak, bir yumurta kızartabilirsin.It's so hot outside, you could fry an egg.
Ben biraz domuz kızartması istiyorum.I want some pork rinds.
İki tane kızarmış yumurta ve kahve, lütfen.Two fried eggs and coffee, please.
Joe bu kıza çılgınca âşık.Joe is madly in love with that girl.
Öğretmen kesinlikle kızacak.The teacher will get angry for sure.
Şu kıza bak!Look at that girl!
İnsan yüzü kızaran tek hayvandır. Ya da kızarması gereken.Man is the only animal that blushes. Or needs to.
Patates kızartmam için ekstra tuz rica ettim.I requested extra salt on my french fries.
Javier kızardı.Javier turned red.
Balık ve patates kızartması en ünlü İngiliz yiyeceğidir.Fish'n'chips is the most famous English food.
Oradaki kıza bak.Look at the girl over there.
Onun yüzü kızarmıştı.His face was red.
O sınıf 15 oğlan ve 28 kıza sahiptir.That class has 15 boys and 28 girls.
Hediyeyi kime vereceğim hakkında emin değilim- oğlana mı yoksa kıza mı?I'm not sure about who to give the present to - the boy, or the girl?
Bir torba patates kızartmasının hepsini yememeliydim.I shouldn't have eaten the whole bag of potato chips.
Kızartmanın geriye kalanını yiyebilirsin.You can have the rest of the fries.
Ağacın yaprakları kızardı.The leaves of the tree became red.
O kızarıyor.She's turning red.
Tom ketçaplı patates kızartması yemeği tercih ediyor.Tom prefers to eat french fries with ketchup.
Tom, kızarmış tavuk seviyor.Tom loves fried chicken.
Tom sıcak bir kızartma tavasında parmaklarını yaktı.Tom burned his fingers on a hot frying pan.
Tom kızardı.Tom blushed.
Tom, üç yumurta ve bir dilim kızarmış ekmek yedik.Tom ate three eggs and a slice of toast.
Tom yarım paket patates kızartması yedi.Tom ate half a bag of potato chips.
Tom'un kız arkadaşı şimdi onun burada olduğunu bilseydi, çok kızardı.If Tom's girlfriend knew he was here now, she'd be very angry.
Tom Mary'yi çıplak görünce kızardı.Tom blushed when he saw Mary naked.
Kızartılmış yiyecek bana yaramıyor.Fried food does not agree with me.
Tom'un kızarkadaşı onu başka bir kızla gördü.Tom's girlfriend saw him with another girl.
Tom bir ekstra-baharat kovası, kızarmış piliç ve bir konteyner lahana salatası ısmarladı.Tom bought a bucket of extra-spicy fried chicken and a container of coleslaw.
Çok kızamık salgını oldu mu?Have there been many outbreaks of the measles?
Kızarmış pirinç yedim ve biraz bira içtim.I ate fried rice and drank some beer.
Ona şarkı söylerken onun yüzü kızardı.Her face reddened as he sang to her.
Patron bana kızacak.The boss will be angry at me.
Bu yeşil yapraklar güz aylarında kızarır veya sararırlar.These green leaves turn red or yellow in autumn.
Ağaçtaki yapraklar kızarmaya başladı.The leaves on the trees have begun to turn red.
Peter o kıza aşık olmuştu.Peter had fallen in love with that girl.
Sevinç ve utanç ile o, kulaklarına kadar kızardı.With joy and shame, she blushed to her ears.
O bana çok kızacak.She's gonna kill me.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod