Piyano çalan kızın adı Akiko'dur.The girl playing the piano is named Akiko.
Kızım yeni mobilya satın alacak.My daughter is going to buy new furniture.
Bir polis, kızlara arabanın onlara ait olup olmadığını sordu.A policeman asked the girls if the car was theirs.
Babam odadan ayrıldığında küçük kız kardeşim bana el hareketi çekti.When my dad left the room, my little sister gave me the finger!
Niçin bu kadar kızgınsın?Why are you so mad?
Manny kızlar ona binecek diye tek boynuzlu bir at olmak istiyor.Manny wants to be a unicorn so girls will ride him.
Kızım dükkândan süt alıyor.My daughter is buying milk from the store.
Dün gece kızım saat bir buçuğa kadar eve gelmedi.Last night my daughter didn't come home until half past one.
Kız gözlerini kapattı ve papazı dinledi.The girl closed her eyes and listened to the pastor.
Genel olarak konuşulursa, kızlar dil öğrenme konusunda erkeklerden daha iyidirler.Generally speaking, girls are better at learning languages than boys.
O evli değil ve kız kardeşi veya erkek kardeşi yok.He is unmarried and has no brothers or sisters.
Onların hepsi sadece kızları götürmek için buradalar.All of them are just here to pick up girls.
Kâğıtta güzel bir kız var.There is a beautiful girl on the paper.
Kız hakkındaki hikâye, haberlerdeydi.The story about the girl was in the news.
Kızın hakkındaki öykü, haberlerdeydi.The story about the girl was in the news.
O annesini ve kız arkadaşını Fransa'da bıraktı.He has left his mother and girlfriend in France.
Onun kızı bir sürü şiiri ezbere okuyabilir.His daughter is able to recite a lot of poems.
Kızlar, romanı okuduktan sonra gözyaşı döktüler.The girls shed tears after reading the novel.
Kız arkadaşım uzun boylu ve güzel.My girlfriend is tall and beautiful.
Kız atlıyor.The girl is jumping.
Biz olaylara kızmamalıyız: onlar hiç umursamıyor.We must not get angry at things: they don't care at all.
Benim sınıfta geçen yıl Brezilyalı bir kız vardı.There was a Brazilian girl in my class last year.
Kız kardeşi Amerika'ya gitmiyor.His sister does not go to America.
Bir kız, erkeksi bir kız olabilir.A girl can be a tomboy.
Bir kız, bir erkek fatma olabilir.A girl can be a tomboy.
Kralın kızı bir prensestir.A king's daughter is a princess.
Sadece senin ve benim aramda, kız kardeşimi seviyor musun?Just between you and me, do you love my sister?
Sadece ikimiz arasında; kız kardeşime aşık mısın?Just between the two of us; are you in love with my sister?
Evlat edinilen kız Panamalıdır.The adopted girl is from Panama.
Kız bunu nasıl yapacağını bilmiyor.The girl doesn't know how to do it.
Juan'ın kız kardeşi Susan çok akıllı.Susan, Juan's sister, is very intelligent.
Küçük kız Brezilya'da yaşadı.The little girl lived in Brazil.
Sadece sezon sebzeleri yiyen çok zengin bir kız tanıyorum.I know a very rich girl who only eats seasonal vegetables.
Küçük kız Brezilya'da yaşıyor.This little girl lives in Brazil.
Kız bulaşıkları yıkıyor.The girl is doing the dishes.
Kızının bir mide ağrısı var.Her daughter has a stomachache.
O adam Fransız. Sen ve kız kardeşin de Fransız mı?That man is French. Are you and your sister, too?
Bir ağacın altında okuyan bir kız var.There is a girl reading under a tree.
Isabela benim ilk kız arkadaşımdı.Isabela was my first girlfriend.
O benim kız arkadaşımdı.She used to be my girlfriend.
Küçük kız kardeşim çocuk gibi ağlıyor.My little sister is crying like a child.
O hâlâ bir kız.She is still a girl.
Bütün kızlar doğru olduğunu düşünüyor.All the girls think it is right.
Kız kardeşimi asla ziyaret etmem.I never visit my sister.
O, ona tüm parasını kız arkadaşına harcamamasını tavsiye etti.She advised him not to spend all his money on his girlfriend.
O, ona, kız arkadaşına onu sevdiğini söylemesini istedi.She advised him to tell his girlfriend that he loved her.
İki yıldan daha önce o, kız kardeşini ona tanıttı.She introduced her sister to him more than two years ago.
O, kız kardeşini ona tanıttı.She introduced her sister to him.
Ona baktı ve onun kızgın olduğunu biliyordu.She looked at him and knew that he was angry.
O, onu kızdıracak bir şey söylemedi.She said nothing that would make him angry.
Kız, oğlandan büyük.She's older than him.
Dün tanıştığım kızı seviyorum.I love the girl I met yesterday.
Kız arkadaşım da içmeyi seviyor.My girlfriend also loves to drink.
O kız güzel görünümlü.That girl is good-looking.
Ah, biraz kızgınım!Aah, I'm somewhat angry!
Bu kız okulun çiçeğidir.This girl is the flower of the school.
Ben onun kızgın olduğunu düşündüm.I thought that he was angry.
Faturayı zamanında ödemediğim için bana kızgın olduğunu düşündüm.I thought she was angry at me because I didn't pay the bill in time.
Onların arabayı yıkamasına yardım etmediğim için onların bana kızdığını düşündüm.I thought they were angry with me because I didn't help them wash the car.
Sadece bana kızgın olduğunu düşündüm ve ailemin geriye kalanı ile değil.I thought you were only angry with me and not with the rest of my family.