kızım ile cümle
kızım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Çocuğun elini tutarak ona, ‹‹Talita kumi!›› dedi. Bu söz, ‹‹Kızım, sana söylüyorum, kalk›› demektir.In prijemši deklico za roko, ji veli: Talita kumi, to se pravi: Deklica, pravim ti, vstani!
Çocuğun elini tutarak ona, ‹‹Talita kumi!›› dedi. Bu söz, ‹‹Kızım, sana söylüyorum, kalk›› demektir.그 아이의 손을 잡고 가라사대 달리다굼 하시니 번역하면 곧 소녀야 내가 네게 말하노니 일어나라 하심이라
Çocuğun elini tutarak ona, ‹‹Talita kumi!›› dedi. Bu söz, ‹‹Kızım, sana söylüyorum, kalk›› demektir.Ngài nắm tay nó mà phán rằng: Ta-li-tha Cu-mi; nghĩa là: Hỡi con gái nhỏ, ta truyền cho mầy, hãy chờ dậy.
Çocuğun elini tutarak ona, ‹‹Talita kumi!›› dedi. Bu söz, ‹‹Kızım, sana söylüyorum, kalk›› demektir.Og han tar barnet ved hånden og sier til henne: Talita kumi; det er utlagt: Pike! jeg sier dig: Stå op!
Çocuğun elini tutarak ona, ‹‹Talita kumi!›› dedi. Bu söz, ‹‹Kızım, sana söylüyorum, kalk›› demektir.Presa la mano della bambina, le disse: «Talità kum», che significa: «Fanciulla, io ti dico, alzati!»
Çocuğun elini tutarak ona, ‹‹Talita kumi!›› dedi. Bu söz, ‹‹Kızım, sana söylüyorum, kalk›› demektir.Tomó la mano de la niña y le dijo: --Talita, cumi--que traducido es: Niña, a ti te digo, levántate--
Çocuğun elini tutarak ona, ‹‹Talita kumi!›› dedi. Bu söz, ‹‹Kızım, sana söylüyorum, kalk›› demektir.И, взяв девицу за руку, говорит ей: „талифа куми", что значит: девица, тебе говорю, встань.
Çocuğun elini tutarak ona, ‹‹Talita kumi!›› dedi. Bu söz, ‹‹Kızım, sana söylüyorum, kalk›› demektir.И като хвана детето за ръка, каза му: Талита куми; което значи: Момиче, тебе казвам: Стани.
Çocuğun elini tutarak ona, ‹‹Talita kumi!›› dedi. Bu söz, ‹‹Kızım, sana söylüyorum, kalk›› demektir.Ї, взявши дівча за руку, рече їй: Талита куми, що єсть перекладом: Дівчинко, тобі глаголю: встань.
Çocuğun elini tutarak ona, ‹‹Talita kumi!›› dedi. Bu söz, ‹‹Kızım, sana söylüyorum, kalk›› demektir.ויאחז ביד הנערה ויאמר אליה טליתא קומי אשר פרושו הילדה אני אמר לך קומי נא׃
Çocuğun elini tutarak ona, ‹‹Talita kumi!›› dedi. Bu söz, ‹‹Kızım, sana söylüyorum, kalk›› demektir.وامسك بيد الصبية وقال لها طليثا قومي. الذي تفسيره يا صبية لك اقول قومي.
Çocuğun elini tutarak ona, ‹‹Talita kumi!›› dedi. Bu söz, ‹‹Kızım, sana söylüyorum, kalk›› demektir.就 拉 著 孩 子 的 手 、 對 他 說 、 大 利 大 吉 米 . 繙 出 來 、 就 是 說 、 閏 女 、 我 吩 咐 你 起 來
Çocuğun elini tutarak ona, ‹‹Talita kumi!›› dedi. Bu söz, ‹‹Kızım, sana söylüyorum, kalk›› demektir.就 拉 著 孩子 的 手 、 對 他 說 、 大 利 大吉米 . 繙出來 、 就 是 說 、 閏女 、 我 吩咐 你 起來
Çocuklar, kızıma tuhaf bir şey yapmaya çalışırsanız hesabını verirsiniz!Ehi, ragazzini, non osate fare scherzi con mia figlia o la pagherete cara!
Çocuklar, kızıma tuhaf bir şey yapmaya çalışırsanız hesabını verirsiniz!Hvis I børn prøver på noget med min datter, - - så må I betale for det.
Çocuklar, kızıma tuhaf bir şey yapmaya çalışırsanız hesabını verirsiniz!Jos te vekarat pelleilette minun tyttäreni kanssa- -saatte maksaa siitä kalliisti!
Çocuklar, kızıma tuhaf bir şey yapmaya çalışırsanız hesabını verirsiniz!Meninos, se tentarem alguma maluquice com a minha filha, pagarão por isso!
Çocuklar, kızıma tuhaf bir şey yapmaya çalışırsanız hesabını verirsiniz!¡Niños, si intentáis hacerle algo raro a mi hija, lo pagaréis!
Çocuklar, kızıma tuhaf bir şey yapmaya çalışırsanız hesabını verirsiniz!Om ni barn försöker nåt med min dotter- -får ni betala för det.
Çocuklar, kızıma tuhaf bir şey yapmaya çalışırsanız hesabını verirsiniz!Spróbujcie sprawić przykrość mojej córce, to się z wami policzę.
Çocuklar, kızıma tuhaf bir şey yapmaya çalışırsanız hesabını verirsiniz!Μην κάνετε χαζομάρες με την κόρη μου, γιατί θα το πληρώσετε!
Çocuklar, kızıma tuhaf bir şey yapmaya çalışırsanız hesabını verirsiniz!Эй, мальчики, если вы вздумаете шутить со моей дочерью, вы за это поплатитесь!
Çünkü bu genç kızımıza öğüt ve yönlendirme yoluyla yardımcı olmak istemiyorum.Bo nie wystarcza mi pomaganie tej dziewczynce za pomocą porad czy skierowania.
Çünkü bu genç kızımıza öğüt ve yönlendirme yoluyla yardımcı olmak istemiyorum.Denn mir ist nicht wirklich wohl dabei, dem Mädchen mit Beratung und Empfehlungen nur zu helfen.
Çünkü bu genç kızımıza öğüt ve yönlendirme yoluyla yardımcı olmak istemiyorum.Ik neem er geen genoegen mee het meisje enkel te helpen met psychologische begeleiding en verwijzing.
Çünkü bu genç kızımıza öğüt ve yönlendirme yoluyla yardımcı olmak istemiyorum.Karena Saya tidak begitu nyaman hanya menolong anak perempuan itu dengan penyuluhan dan pengarahan.
Çünkü bu genç kızımıza öğüt ve yönlendirme yoluyla yardımcı olmak istemiyorum.여자애들에게 카운슬링을 해주거나 전문가들에게 의뢰하는 것 만으로는 만족스럽지 않기 때문입니다.
Çünkü bu genç kızımıza öğüt ve yönlendirme yoluyla yardımcı olmak istemiyorum.Mert nem érzem elegendőnek, hogy csak tanácsadással és eligazítással segítek annak a lánynak.
Çünkü bu genç kızımıza öğüt ve yönlendirme yoluyla yardımcı olmak istemiyorum.Parce que je ne suis pas très à l'aise en aidant cette fille avec de simple conseils et recommandations.
Çünkü bu genç kızımıza öğüt ve yönlendirme yoluyla yardımcı olmak istemiyorum.Pentru că nu sunt mulţumită doar să ajut acea fată cu consiliere şi trimiteri.
Çünkü bu genç kızımıza öğüt ve yönlendirme yoluyla yardımcı olmak istemiyorum.Perché non mi sento a mio agio solo ad aiutare quella ragazza con consigli e suggerimenti.
Çünkü bu genç kızımıza öğüt ve yönlendirme yoluyla yardımcı olmak istemiyorum.Porque não me sinto bem ao apenas ajudar aquela rapariga através de aconselhamento e encaminhamento.
Çünkü bu genç kızımıza öğüt ve yönlendirme yoluyla yardımcı olmak istemiyorum.Porque no me siento tranquila al ayudar a esa chica solo con consejos y recomendaciones.
Çünkü bu genç kızımıza öğüt ve yönlendirme yoluyla yardımcı olmak istemiyorum.Prav nič lagodno se ne počutim,ko tistemu dekletu pomagam zgolj s svetovanjem in napotitvijo naprej.
Çünkü bu genç kızımıza öğüt ve yönlendirme yoluyla yardımcı olmak istemiyorum.Pretože mne naozaj nestačí iba pomôcť tomu dievčaťu a poradiť mu.
Çünkü bu genç kızımıza öğüt ve yönlendirme yoluyla yardımcı olmak istemiyorum.Protože mně úplně nesedí pomoci té dívce jenom prostřednictvím konzultací a odkázáním na další služby.
Çünkü bu genç kızımıza öğüt ve yönlendirme yoluyla yardımcı olmak istemiyorum.Vì tôi không thấy hài lòng khi chỉ giúp cô gái ấy bằng việc tư vấn và giới thiệu trợ giúp.
Çünkü bu genç kızımıza öğüt ve yönlendirme yoluyla yardımcı olmak istemiyorum.Γιατί δεν νιώθω ικανοποίηση προσφέροντας βοήθεια σε αυτό το κορίτσι μόνο με συμβουλές και παραπομπές.
Çünkü bu genç kızımıza öğüt ve yönlendirme yoluyla yardımcı olmak istemiyorum.Ведь я не хочу просто проконсультировать ту девушку и направить её ещё к кому-либо.
Çünkü bu genç kızımıza öğüt ve yönlendirme yoluyla yardımcı olmak istemiyorum.Защото не се чувствам удовлетворена просто да помогна на това момиче със съвети и препоръки.
Çünkü bu genç kızımıza öğüt ve yönlendirme yoluyla yardımcı olmak istemiyorum.Мені замало допомогти тій дівчинці порадою чи скеруванням.
Çünkü bu genç kızımıza öğüt ve yönlendirme yoluyla yardımcı olmak istemiyorum.מפני שלא ממש נוח לי רק לעזור לילדה ההיא עם יעוץ והפניה.
Çünkü bu genç kızımıza öğüt ve yönlendirme yoluyla yardımcı olmak istemiyorum.لأنني لن أكون مرتاحة بمساعدة تلك الطفلة باستشارة أو إحالة لمختص فحسب.
Çünkü bu genç kızımıza öğüt ve yönlendirme yoluyla yardımcı olmak istemiyorum.支援を与えるよりも そもそも 問題を未然に防ぎたいからです
Çünkü eğer yapabilirsek, 20 yaşındaki kızımla yapacağım söyleşileri bekleyebilirim.왜냐하면 이렇게 한다면, 나는 내 딸이 20살이 되었을 때 하게 될 대화를 생각해 볼 수 있으니까요.
Çünkü eğer yapabilirsek, 20 yaşındaki kızımla yapacağım söyleşileri bekleyebilirim. (Alkış)Защото ако го направим, мога да дочакам разговора, който ще проведа с дъщеря ми след 20 години. аплаузи.
Çünkü eğer yapabilirsek, 20 yaşındaki kızımla yapacağım söyleşileri bekleyebilirim.Jeśli tak się stanie, będę mógł przewidzieć o czym będę rozmawiał z córką za 20 lat.
Çünkü eğer yapabilirsek, 20 yaşındaki kızımla yapacağım söyleşileri bekleyebilirim.Pentru că dacă facem asta, voi aștepta cu nerăbdare discuția pe care o voi avea cu fiica mea peste 20 de ani.
Çünkü eğer yapabilirsek, 20 yaşındaki kızımla yapacağım söyleşileri bekleyebilirim.Porque si lo hacemos, puedo esperar a la conversacion que tendré con mi hija en 20 años.
Çünkü eğer yapabilirsek, 20 yaşındaki kızımla yapacağım söyleşileri bekleyebilirim.Want als we dat doen, kan ik uitzien naar de conversatie met mijn dochter over 20 jaar.
Çünkü eğer yapabilirsek, 20 yaşındaki kızımla yapacağım söyleşileri bekleyebilirim.כי אם נעשה זאת, אוכל לצפות בשמחה לשיחה שתהיה לי עם בתי בעוד 20 שנה.
Çünkü eğer yapabilirsek, 20 yaşındaki kızımla yapacağım söyleşileri bekleyebilirim.لأنه لو فعلنا ذلك ، سيمكنني النظر للامام والتفكير في المحادثة التي ستدوربيني وبين ابنتي بعد 20 عاما.
Çünkü eğer yapabilirsek, 20 yaşındaki kızımla yapacağım söyleşileri bekleyebilirim.心待ちにすることができるからです (拍手)
Dan, öyle değil. Ben iki kızımı da eşit seviyorum.دان, الامر ليس هكذا, انا احبكما بنفس الطريقة
Dediğim gibi, onu banyoya götürdü ve o -- o -- her bir vurmasıyla, kızım yere düştü.Come ho detto, lui la teneva in bagno e lei cadeva ogni volta che lui -- lui -- la colpiva.
Dediğim gibi, onu banyoya götürdü ve o -- o -- her bir vurmasıyla, kızım yere düştü.Comme je disais, il l'avait mise dans la salle de bain, et ,et à chaque fois qu'il la frappait, elle tombait.
Dediğim gibi, onu banyoya götürdü ve o -- o -- her bir vurmasıyla, kızım yere düştü.Dupa cum spuneam, el o ținea în baie și el -- el -- de fiecare dată când o lovea, ea cădea.
Dediğim gibi, onu banyoya götürdü ve o -- o -- her bir vurmasıyla, kızım yere düştü.Ik zei al, hij had haar in de badkamer en hij -- hij -- telkens als hij haar sloeg, viel ze.
Dediğim gibi, onu banyoya götürdü ve o -- o -- her bir vurmasıyla, kızım yere düştü.그리고 저는 침실에 있었습니다. 제가 말했던 것처럼 그는 그녀를 욕조로 데리고 갔지요. 그리고 그는, 그는... 그가 그녀를 때릴 때마다 그녀는 넘어졌어요.
Dediğim gibi, onu banyoya götürdü ve o -- o -- her bir vurmasıyla, kızım yere düştü.Như tôi kể trước đó, hắn đẩy con bé vào phòng tắm và mỗi khi hắn đánh con bé, nó ngã