kızı ile cümle

kızı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Kızın güzel yüzüğünü izliyordu.She was eyeing the girl's beautiful ring.
Kızıl Haç'a katkıda bulundu.She contributed to the Red Cross.
Kızının dışarı çıkmasına engel olamadı.She could not keep her daughter from going out.
Kızına bir kişisel bilgisayar aldı.She got her daughter a personal computer.
Kızı için yeni bir elbise yaptı.She made a new dress for her daughter.
Kızını bir doktorla evlendirmek istiyor.She wants to marry her daughter to a doctor.
Kızını, onunla birlikte partiye gitmeye ikna etti.He persuaded his daughter into going to the party with him.
Odayı süpürmek kızımın işidir.Sweeping the room is my daughter's job.
Annesi kızına bu oyuncakları ortadan kaldırmasını söyledi.The mother told her daughter to put those toys away.
Anne üniversitedeki kızını özledi.The mother missed her daughter who was away at college.
Ben kızın cazibesine kapıldım.I was attracted to the girl.
Cadı zavallı küçük kızı lanetledi.The witch cursed the poor little girl.
Onun bir kızı vardı.He had one daughter.
Kızım zaman zaman beni görmeye geldi.My daughter came to see me from time to time.
Kızımız bir kibrit ile parmağını yaktı.Our daughter burned her finger with a match.
Sanırım kızım bir şeyle aşağıya iniyor.I think my daughter's coming down with something.
Kızım neredeyse on beş yaşındadır.My daughter is barely fifteen.
Benim kızım bu yıl reşit olacak.My daughter will come of age this year.
Kızım ceket kolumu tuttu ve gitmeme izin vermedi.My daughter held on to my coat sleeve and would not let me go.
Kızımın diş telleri var.My daughter has braces.
Kızım benim gözümün bebeğidir.My daughter is the apple of my eye.
Kızım okula gidebilir mi?Can my daughter go to school?
Kızımı bir kız okuluna kaydettim.I entered my daughter in a girl's school.
Yeğen, bir erkek ya da kız kardeşin kızıdır.A niece is a daughter of one's brother or sister.
Ben bir genç kızın yardım çağrısı yaptığını duydum.I heard a young girl call for help.
Bay Suzuki'nin üç kızı var.Mr Suzuki has three daughters.
"Küçük kızın odasına gidiyorum", "tuvalete giden" için örtmeceli bir ifadedir."Going to the little girl's room" is an euphemistic expression for "going to the toilet."
Kocam ve kızım derin uykuda.My husband and daughter are fast asleep.
Oğlan kızın çenesini okşadı ve yanaklardan öptü.The boy stroked the girl on the chin and kissed her on the cheeks.
Ben bu kitabı kızıma adıyorum.I dedicate this book to my daughter.
O adam genç kızın bileğini yakaladı.That man grabbed the young girl's wrist.
Onun bana davranma şekline kızıyorum.I resent the way he treated me.
Piyanoda oturan kız benim kızımdır.The girl sitting at the piano is my daughter.
O, kızına meyve ve sebze gönderdi.He sent fruits and vegetables to his daughter.
O kızı tanıyorum.I know that girl.
Kızıl saçlıyım.I am a redhead.
Kızımız bir Fransız'la evli.We have a daughter who is married to a Frenchman.
Fransız bir adamla evli bir kızımız var.We have a daughter who is married to a Frenchman.
Onun üç tane kızı var.He has three daughters.
İki kızım var.I have two daughters.
Onların en büyük kızı henüz evli değil.Their oldest daughter isn't married yet.
Onun büyük kızı evlidir.Her older daughter is married.
Oğlan kızın çenesini okşadı ve yanağından öptü.The boy caressed the girl's chin and kissed her cheek.
Onun kızı güzel bir kadın oldu.His daughter has become a beautiful woman.
Onun kızı güzel bir kadın haline geldi.Her daughter has become a beautiful woman.
Komşumun oğlu, bugün okulda kızımla dalga geçti.My neighbor's son made fun of my daughter today at school.
Ben kızımın sınavı geçeceğinden eminim.I'm sure that my daughter will pass the exam.
Kızımın hayali bir arkadaşı var.My daughter has a make-believe friend.
Genç bir kızın fena halde çürümüş cesedi otoyolun kenarında bulundu.The badly decomposed body of a young girl was found on the side of a highway.
Taro, oldukça hızlı bir şekilde kızıyor.Taro gets angry quite quickly.
O Kızın kendini öptüğünü söyledi.He said that that girl had kissed him.
Sadece onun oğlu değil fakat aynı zamanda kızı da ünlü.Not only his son, but his daughter is also famous.
Onun sadece oğlu değil aynı zamanda kızı da ünlüdür.Not only his son, but his daughter is famous as well.
Oğlunun yanı sıra kızı da ünlüydü.His daughter, as well as his son, were famous.
Sen hiç kızıl nehir gördün mü?Have you ever seen a red river?
Kızın ebeveynleri onun ricasını kabul etti.The girl's parents agreed to her request.
Kızının mezuniyetinde Mary mutluluğunu dile getirdi.Mary expressed her happiness when her daughter graduated.
Mary onun kızına bağırmakla ilgili kendini suçlu hissetti.Mary felt guilty about yelling at her daughter.
Yalan söylediği için Mary kızını cezalandırdı.Mary punished her daughter for lying.
Kızım onun daha az para harcamasını istediğimde makul değildi.My daughter was not reasonable when I asked her to spend less money.

İlgili Sayfalar