Firmamız kıyasıya rekabete karşı hayatta kalmakta başarısız oldu.Our company failed to survive against cutthroat competition.
Tom buzdolabındaki yemekleri kendisi yemeğe başlar ve ikisi arasında kıyasıya bir mücadele başlar.Wordlessly, Daniel gathers items from the refrigerator, and they end up sharing a meal.
Çoğu özel şirketler bu Ansari X ödülünü kazanmak için kıyasıya mücadele vermişti.The book surveys several of the teams that entered into the competition to win the Ansari X Prize.
Hem ürün hem de pazarlama alanında kıyasıya rekabet ediyorlarBut they are fiercely competitive.
O programda işe alınmada kıyasıya bir rekabet var. o yüzden çok fazla kişi giremiyor.Employment and competition is really fierce for that program, so not many people get in.
Kıyasıya rekabet etseler, kim kazanırdı?"If they went head to head, who would win?"
Güneydoğu Avrupa, rakip enerji projeleri arasındaki kıyasıya bir rekabete sahne oluyor.Southeast Europe is becoming a staging ground for competition between rival energy projects.
Çoğu özel şirketler bu Ansari X ödülünü kazanmak için kıyasıya mücadele vermişti.Das Projekt hatte ursprünglich zum Ziel, den Ansari X-Prize zu gewinnen.
2. raunddan sonra kıyasıya mücadeleye girilir.Ab der zehnten Runde ist der Kampf ausgeglichen.
Çoğu özel şirketler bu Ansari X ödülünü kazanmak için kıyasıya mücadele vermişti.À l'époque le fabricant de l'engin spatial concourait au prix Ansari X-Prize.
İkisi arasında zekaların çarpıştığı kıyasıya bir mücadele başlar.Inizia una disputa tra i due riguardo alle menzogne che si fanno a vicenda.
Çoğu özel şirketler bu Ansari X ödülünü kazanmak için kıyasıya mücadele vermişti.Il volo di Binnie ha vinto l'Ansari X Prize.
Tom buzdolabındaki yemekleri kendisi yemeğe başlar ve ikisi arasında kıyasıya bir mücadele başlar.Sydney lo insegue, i due iniziano a lottare in una cella frigorifera.
Mahalleli ve muhtar arasında kıyasıya bir kavga başlar.Assiste ad una battaglia tra il primo e Spectra.
Çoğu özel şirketler bu Ansari X ödülünü kazanmak için kıyasıya mücadele vermişti.Компания была участником конкурса Ansari X Prize.
Vahşi hayvanlar birbirlerini parçalar, insanlar birbirleriyle ya da vahşi hayvanlarla kıyasıya dövüşürlerdi.Зверь повержен, человечки рады друг друга видеть.
Çoğu özel şirketler bu Ansari X ödülünü kazanmak için kıyasıya mücadele vermişti.Met deze vlucht won Scaled Composites de Ansari X Prize-wedstrijd.
Kıyasıya bir dövüş olur ve bu dövüş sırasında birçok ana karakter ölür.W filmie napotykamy wiele walk, w których wielu głównych bohaterów ponosi śmierć.
Tom buzdolabındaki yemekleri kendisi yemeğe başlar ve ikisi arasında kıyasıya bir mücadele başlar.Za każdym razem, gdy jest u Krawczyków, je z nimi obiad i zagląda do ich lodówki.
Çoğu özel şirketler bu Ansari X ödülünü kazanmak için kıyasıya mücadele vermişti.Det var en uppföljning av SpaceShipOne som vann Ansari X Prize.
Tom buzdolabındaki yemekleri kendisi yemeğe başlar ve ikisi arasında kıyasıya bir mücadele başlar.Nästa morgon får han se Roberts penis i kylskåpet och börjar då allvarligt tvivla på deras förhållande.
Kaynaklarda İran halkı ve Turan halkının kıyasıya savaşlarından söz edilir.Det finns en legend som berättar att Iran och Turan låg i krig.
Çoğu özel şirketler bu Ansari X ödülünü kazanmak için kıyasıya mücadele vermişti.Відома як переможець конкурсу Ansari X Prize.
Çoğu özel şirketler bu Ansari X ödülünü kazanmak için kıyasıya mücadele vermişti.Cena byla na jejich počest nazvána Ansari X Prize.
Tom buzdolabındaki yemekleri kendisi yemeğe başlar ve ikisi arasında kıyasıya bir mücadele başlar.A Lehel Hűtőgépgyár jövője tulajdonképpen kettőjük együttműködésével innentől kezdve bontakozott ki.
O dönemde 5 büyük güç Avrupa’nın hâkimiyeti için kıyasıya savaş veriyordu.Viidennellätoista vuosisadalla Euroopan mahtikansat mittelivät voimiaan merivaltoina.
Stalingrad'da yeniden kıyasıya sokak çatışmaları başladı.Những trận hỗn chiến trên đường phố Stalingrad bắt đầu.
Buna rağmen, takım kısa sürede toplandı ve Arsenal ile kıyasıya bir mücadeleye girdi.Tuy nhiên, United đã phục hồi và bắt đầu một cuộc rượt đuổi với Arsenal.
Kıyasıya bir dövüş olur ve bu dövüş sırasında birçok ana karakter ölür.作品中最大規模の戦いであり、複数の主要登場人物がこの際に命を落とす。
Tom buzdolabındaki yemekleri kendisi yemeğe başlar ve ikisi arasında kıyasıya bir mücadele başlar.食事は基本的に自炊派で、台所に冷蔵庫を2台設置している。
Jakobenlerle kıyasıya bir güç savaşı vermişlerdir mecliste ancak genelde onların gerisinde kalmışlardır.肉弾戦ではマスクに勝るが、大抵は彼にやり込められる。
İsviçre'deki saat yapımcılarının kıyasıya rekabeti nedeni ile Coventry'de bulunan bu saatçilik sanayi çöktü.당시 스위스의 시계 제조사인 스와치 그룹(영어: Swatch Group)이 자동차 제조 사업을 위해 사업에 진출했다.
Çoğu özel şirketler bu Ansari X ödülünü kazanmak için kıyasıya mücadele vermişti.Cena bola na ich počesť nazvaná Ansari X Prize.
Buna rağmen, takım kısa sürede toplandı ve Arsenal ile kıyasıya bir mücadeleye girdi.Napriek tomu sa United dostali do formy a začali zvádzať tuhý boj o titul s Arsenalom.
Sezon boyunca Beşiktaş ile kıyasıya yarışa girdi.V priebehu sezóny zmenil v rámci súťaže dres.
Vahşi hayvanlar birbirlerini parçalar, insanlar birbirleriyle ya da vahşi hayvanlarla kıyasıya dövüşürlerdi.Postupne si začal uvedomovať, že ľudia sa inak správajú k sebe navzájom a inak k zvieratám.
Bununla birlikte, oligopollerin büyük kısmında üreticiler arasında kıyasıya bir rekabetin yaşanıyor.Ale z tego, co wiem, w bardzo wielu oligopolach trwa zażarta konkurencja.
Bununla birlikte, oligopollerin büyük kısmında üreticiler arasında kıyasıya bir rekabetin yaşanıyor.Existuje mnoho případů oligopolů, pokud vím, které jsou silně konkurenční.
Bununla birlikte, oligopollerin büyük kısmında üreticiler arasında kıyasıya bir rekabetin yaşanıyor.Il y a de nombreux cas d' oligopoles, autant que je sache, qui sont extrêmement concurrentiels.
Bununla birlikte, oligopollerin büyük kısmında üreticiler arasında kıyasıya bir rekabetin yaşanıyor.Наскільки я знаю, існує багато випадків, коли олігополії сильно конкурують
Bu üç firmadan ilk ikisi daha büyükler. Çok az sayıda rakip var, ancak kıyasıya rekabet ediyorlar.Ty první dva jsou dominantní, nejsou v koordinaci nebo alespoň pokud víme, pokud jsou, určitě taky soutěží.
Hem ürün hem de pazarlama alanında kıyasıya rekabet ediyorlarAle ne, oni soutěží silně o ceny a marketing.
Hem ürün hem de pazarlama alanında kıyasıya rekabet ediyorlarAle nie: konkurują w cenach, a także w marketingu.
Hem ürün hem de pazarlama alanında kıyasıya rekabet ediyorlarАле вони так не роблять, вони сильно конкурують на основі ціни і маркетингу.
Kıyasıya rekabet etseler, kim kazanırdı?"10年前 この地球上のまともな経済学者で
Kıyasıya rekabet etseler, kim kazanırdı?"Ak by navzájom súťažili, ktorý z nich by vyhral?"
Kıyasıya rekabet etseler, kim kazanırdı?"Dacă ar fi mers împreună la concurs, care ar câştiga?"
Kıyasıya rekabet etseler, kim kazanırdı?"Hvis de gik op imod hinanden, hvilken ville vinde?"
Kıyasıya rekabet etseler, kim kazanırdı?"Jos ne kilpailisivat, kumpi voittaisi?"
Kıyasıya rekabet etseler, kim kazanırdı?"Kalau kita adu kedua model ini, mana yang menang?"
Kıyasıya rekabet etseler, kim kazanırdı?"Kdyby navzájem soutěžili, který z nich by vyhrál?"
Kıyasıya rekabet etseler, kim kazanırdı?"누가 이길 것 같습니까?"
Kıyasıya rekabet etseler, kim kazanırdı?"Nếu chúng đối đầu nhau, kiểu mẫu nào sẽ thắng?"
Kıyasıya rekabet etseler, kim kazanırdı?"Se facessero un testa a testa chi vincerebbe?"
Kıyasıya rekabet etseler, kim kazanırdı?""Se os comparasse, qual acha que ganharia?"
Kıyasıya rekabet etseler, kim kazanırdı?"Si ellos fueran cabeza con cabeza, ¿quién ganaría?"
Kıyasıya rekabet etseler, kim kazanırdı?"S'ils entraient en compétition, lequel gagnerait ?"
Kıyasıya rekabet etseler, kim kazanırdı?"Vajon melyik lenne a nyerő?"
Kıyasıya rekabet etseler, kim kazanırdı?""Welke van deze 2 modellen om een encyclopedie op te zetten zou het halen in een tweestrijd?"
Kıyasıya rekabet etseler, kim kazanırdı?"Wenn sie gegeneinander antreten würden, wer würde gewinnen?"