kıya ile cümle

kıya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu Marks’ın tanımlamasıyla kıyaslanabilir.Dette har sammenheng med Marx' arbeidsverditeori.
Köyde yöresel kıyafetler giyilmektedir.Arbëreshë kostume fra kommunen.
Plutarkhos Aspasia’yı bir başka ünlü İyonyalı hetaera olan Thargelia ile kıyaslamıştır.Ifølge Plutark ble Aspasia sammenlignet med den berømte Thargelia, en annen berømt jonisk hetære i antikk tid.
İbranice'de Har Megido (הר מגידו), Megiddo Tepesi (Kıyamet Savaşının yapılacak yer) demektir.Ordet kommer fra hebraisk Har-Megiddo (הַר מְגִדּוֹ‎) som betyr «Megiddos fjell».
Gece Nöbetçileri’ne katıldıktan sonra onların siyah kıyafetlerini giymeye başlar.Hun nekter for å ha sett nattkjolen.
Led Zeppelin' in Whole Lotta Love şarkısını söyleyerek, kıyafetleri ile nehre girdi.Han fremførte et parti av Led Zeppelin-sangen «Whole Lotta Love» sammen med Leona Lewis.
Diğer metallere kıyasla, özkütleleri de oldukça düşüktür.Innholdet av andre metaller er relativt lavt.
Aracın önü ve içi önceki kasaya kıyasla revize edilmişti.Det var bagasjerom forut og under selve passasjerkabinen.
Çünkü bir kadın, erkek kıyafetleri giymişti.Dermed var kvinnene kledt som menn.
Crossdresser (kısaca CD), karşı cins ile özdeşleşmiş kıyafetleri giyen kimse.Crossdressing: Å kle seg i klær beregnet på det motsatte kjønn.
Kadınların geleneksel kıyafetleri de farklıdır.Det manglet også dameundertøy.
Bu orkestradaki müzisyenler Macar kıyafetleri giyerlerdi.Klubben spilte selvsagt i blå skjorter.
Ayrıca yeni eşya ve kıyafetler de oyuna eklenir.Man finner også smykker og klær.
Ayrıca alnı da diğer musurlara kıyasla oldukça dik olarak inmektedir.I tillegg er hodet uforholdsmessig lite i forhold til resten av kroppen.
Orada avcı kıyafeti giyerek dağları keşfetti.Di sana, ia menjelajahi pegunungan dengan mengenakan pakaian pemburu.
Nokia X2 orijinalle kıyaslandığında çok fazla değişikliğe sahiptir.Nokia X2 memiliki banyak perubahan dibandingkan dengan aslinya.
Kıyamet vakti de gelecektir; bunda şüphe yoktur.Namun sekarang ia waxing tua, dan tidak bisa lagi melakukan perbuatan gagah berani.
Annesiyle aynı kıyafetleri giymektedir.Dia biasanya memakai pakaian yang sama dengan ibunya.
Bundan başka, Harry'nin de arayıcı olmasından dolayı ilk yılında Harry sık sık Charlie ile kıyaslanmıştır.Pada tahun pertamanya sebagai Seeker, Harry sering dibanding-bandingkan dengan Charlie.
Tekvir Suresi'nde kıyamet günü olaylarından bahsedilir.Yang dimaksud dengan "Hari Pembalasan" dalam surah ini adalah Hari Penghakiman.
İsrâfil kıyamet gününde Allah'ın emri ile iki defa Sûr'a üfleyecektir.Meskipun, setelah memilah-milah perbedaan mereka, keduanya memutuskan untuk bertunangan keesokan harinya.
Bu konsantrasyon, Dünya'nın üst mantosunda bulunan magma ile kıyaslanabilir.Konsentrasi ini setara dengan magma di mantel atas Bumi.
Kitâb-ı Mukaddes ile kıyaslanınca, bunun açık bir yanlış olduğunu tespit edilmektedir.Akan tetapi apabila bekas jari yang tidak begitu jelas, maka tajau tersebut perempuan.
Surede kıyamet günü ve ahiret hayatı konularından bahsedilmiştir.Selesailah halaman kehidupan dunia dan mereka dihadirkan di hadapan Allah pada hari kiamat.
Murat'la dini nikah kıyar.Pururawa menikah dengan seorang apsari (bidadari) dan melahirkan Ayu.
Örneğin hadisler, ya da kıyas yoluyla haram olduğuna hükmedilen yiyecek ve içecekler.Makanan dan minuman dapat dikategorikan adalah sebagai halal, haram, atau syubhada.
Bilmezler ki Aslan o sessizliği bozarsa kıyamet kopar."Penduduk setempat tidak menyadari betapa ringkihnya tumbuh-tumbuhan penutup yang selama itu mereka andalkan.
İkisi de askeri kıyafetler giyer.Malam itu keduanya berjaga-jaga sambil memakai pakaian militer.
Fillerin zekâsı primatlar ve balinalar ile kıyaslanacak düzeydedir.Kecerdasan gajah telah dibandingkan dengan kecerdasan primata dan cetacea.
"Küçük Kıyamet"."Sejarah Singkat".
Bununla da kıyamet koptu.Waktu Kan Menjawab (Warna).
Meta nesne: Başka nesnelerden üretilebilen nesnedir (sınıfla kıyasla önemsiz bir nesnedir).Barang komplementer, yakni barang yang dapat melengkapi fungsi dari barang lainnya.
Cinsel nesne hemşire kıyafeti giymiştir.Claudia pergi dengan mengenakan pakaian suster.
Dar açıdan istihsân kıyasın bir kısmıdır.Sebenarnya apakah arti dari proporsional.
Garrett serinin önceki oyunlara kıyasla çok rahat hareket edemiyor.Tidak terlalu berat jika dibandingkan dengan ponsel-ponsel series sebelumnya.
Nakarattan sonra ropörtajcılar resimlerini çekiyor ve o da masadayken pembe lateks bir kıyafet giyiyo.Wartawan mengelilinginya dan mengambil foto, sementara dia berbaring di meja di sebuah gaun merah muda lateks.
Gray'in garip özelliklerinden biri de farkında olmandan üstündeki kıyafetleri çıkarmasıdır.Gray juga mewarisi kebiasaan aneh yaitu menanggalkan pakaian secara tidak sadar dari Ur.
Ağabeyi Ruben Yusuf'a kıyamadı ve onu ıssız bir yerdeki susuz kuyuya atmalarını tavsiye etti.Ruben, kakak sulung, mencegah, sehingga mereka akhirnya hanya membuang Yusuf ke dalam sumur kering.
Dediler: - Bu hesap, kıyamette sorulur.Lalu kami menjawab, “Kami sedang membincangkan tentang hari Kiamat.”
Yom Kippur'da, özellikle de Kal Nidre esnasında beyaz kıyafet ve deri olmayan ayakkabılar giyilmesi adettir.Bahkan, pada hari Yom Kippur, mereka tidak mengenakan kulit dan perhiasan sama sekali.
Sivrisinek ısırmalarını önlemek için insanlar vücutlarını tamamen saran kıyafetler giyebilir.Untuk mencegah gigitan nyamuk, orang-orang dapat memakai pakaian yang menutup kulit mereka sepenuhnya.
Şüphe yok ki Allah, kıya­mete kadar bunu muhakkak haram kıldı.Allah telah menetapkan hukuman untuk tindakan yang melanggar hukum-hukum-Nya.
The Guardian gazetesinden Michael Cragg şarkıyı "Only Girl (In the World)" ile kıyasladı.Kembali lagi dengan video musik resmi untuk "Only Girl (In the World)".
Ayrıca yeni eşya ve kıyafetler de oyuna eklenir.Selain itu, biaya besar dibutuhkan untuk kostum pemain.
Aynı zamanda giydiği kıyafetlerden bazılarını da kendisi tasarlamıştır.Dia juga masih memakai baju yang dia pakai saat meninggal.
Şekli ve kıyafetleri devamlı değişir.Namun karakternya secara umum dan pelukisan pakaian masih sama.
Palyaço kıyafetleri giyerler.Ranloo Perempuan yang berkostum badut.
Kıyametten önce gelecek olan da onun ruhudur...." ifadelerine yer verilir.Karena itu hendaklah setiap jiwa memperhatikan apa yang akan disiapkannya untuk hari esok."
Bir leotardın aksine, vücut kıyafeti genellikle bir spor giyim biçimi olarak kabul edilmez.Orang yang bertubuh kurus biasanya tidak disarankan untuk menggunakan baju berpola belang vertikal.
Alışveriş Merkezi – oyuncu kendi lady'si için kıyafetler alabilir.Pada bagian pakaian, pemain dapat memilih pakaian yang akan pakai.
Marka özel tasarım yüzme kıyafetleri üretmektedir.Lini pakaian Topshop ini juga menampilkan pakaian renang.
O zaman kıyamet kopacaktır.Maka setelah masa berkabung.
Hanbok (Korece: 한복, 韓服) veya Joseon-ot (조선옷), geleneksel bir Kore kıyafetidir.Hanbok (Korea Selatan) atau Chosŏn-ot (Korea Utara) adalah pakaian tradisional masyarakat Korea.
Zırh özellikle 1400 yılından 17.yüzyılın ortasına kadar Avrupa’da standart asker kıyafetine dahildi.Senjata ini sering digunakan di Eropa sejak awal Abad Pertengahan sampai sekitar tahun 1700.
Kekemelik, çocuklarda yetişkinlere kıyasla daha çok rastlanan bir olaydır.Buruh anak menghadapi masalah yang lebih spesifik dibandingkan pekerja dewasa.
Fakat insan vücudunda suyun oranı, okyanuslardaki su miktarı ile kıyaslanamayacak kadar azdır.Alkana hampir tidak dapat bercampur dengan air, jadi kandungannya dalam air laut bisa dikatakan amat sedikit.
Kıyâmetler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin?Toh cuma jumpa fans, apa salahnya?
Dokuzuncu bölüm yemek, yemek uygulamaları ve kıyafetler ile ilgilidir.Asal ada makanan dan pakaian, cukuplah.
Aynı zamanda Türkiye'deki şehirlere kıyasla büyük bir floraya sahiptir.Ada juga penyalaan kembang api serentak di seluruh kota-kota di Turki.
Köroğlu aşık kıyafetine bürümüş ve bu ziyafete iştirak etmektedir.Pengantin muda gaun merah melalui jendela toko dan ia memasuki toko itu.

İlgili Sayfalar