Ancak avcı Prenses'e kıyamaz ve onu ormana bırakır.Dornic să le vâneze prințul ia arbaleta și aleargă prin pădure.
Fillerin zekâsı primatlar ve balinalar ile kıyaslanacak düzeydedir.Inteligența(d) elefanților a fost comparată cu cea a primatelor și a cetaceelor.
Bu orkestradaki müzisyenler Macar kıyafetleri giyerlerdi.Participanții la acest eveniment se îmbrăcau în haine de sărbătoare.
Erkeklerin serpuş ve kıyafetlerinde değişiklikler yapıldı.Survin modificări în alimentație și vestimentație.
Bunların kıyafetleri şayanı dikkattir.De remarcat este îmbrăcămintea războinicului.
Totoş ve Mimi: Suvare kıyafetli iki genç kızdır.Mickey și Monaco - Ele sunt două surori gemene schelet.
Erkeklere ait özel bir kıyafet yoktur.Nu haina îl face pe om.
Kıllık kıyafeti ve oyun havaları Harput kültürüne dayalıdır.Costumul și jocul în sine reprezintă o variantă a călușarilor.
Romalılar teslimiyeti reddetti ve kent kısa bir kuşatmanın ardından kıyamete uğrayarak büsbütün yıkıldı.Raymond a cedat fără nicio tragere de inimă și, a doua zi, cruciații au încercuit parțial orașul.
Geronio da bir Türk gibi giysilerle kıyafet değiştirerek bu baloya gitme hazırlığındadır.Așa că-l îndeamnă pe Geronio, să meargă și el deghizat precum turcul !
Ürün yelpazelerinde kıyafet, ev eşyaları ve mobilya bulunur.El cumpără tot felul de produse, de la haine la mobilă și produse alimentare.
Bu fotoğraflarda kırmızı iç çamaşırı ve laboratuvar kıyafeti giymiştir.În poze, ea este îmbrăcată într-un sutien roșu și un halat de laborator.
Kırmızı ve yeşil OLED filmler, mavi OLED filmlere kıyasla daha uzun ömürlüdür.Foliile OLED roșii și verzi au o durată de viață mai mare comparativ cu foliile OLED albastre.
İkisi de askeri kıyafetler giyer.Îmbracă-i pe amândoi bărbați.
Köyde yöresel kıyafetler giyilmektedir.Pe teritoriul satului s-au descoperit vestigii romane.
İşe geldiğinde kendi kıyafetlerinin sergilendiğini görünce şaşırır.Ea este foarte supărată cand hainele făcute de ea sunt stricate.
Hasselt Belçika'nın diğer çok sayıda şehrine kıyasla daha çok gelişmiştir.Asemanarea lor fiind accentuată mai mult cu celelalte popoare basce.
Genç insanlar için düşük fiyatlı kıyafetler satıyor.Mai întâi a început să vândă haine de copii.
Bu sırada kıyafet değiştirmiş Serse sahneye girer.Rochia pe care o poartă Kate se schimbă în scena finală.
Ancak bu çekirdek, standart sarmal galaksilerinkilere kıyasla çok daha önemli büyüklükte olur.Această cantitate este inclusă aproximativ și echivalent prezentă în greutatea unui biscuit clasic.
Her üç bileşen de birbirleri ile kıyaslanabilir büyüklüktedir.Natura mărimii este un aspect comun mărimilor comparabile una cu alta.
Eski dönem Sırp soyluluğuna kıyasen, bu dönemde birçok soylu, birçok unvan elde etti.Se spune că, de-a lungul timpului, această sfântă icoană a făcut multe minuni.
Ayrıca alnı da diğer musurlara kıyasla oldukça dik olarak inmektedir.De asemenea, conține cu mult mai mult umor decât celelalte serii.
Hikâye bir zombi kıyametinin ortasında yakalanan bir grup lise öğrencisini anlatmaktadır.A történet egy csoport középiskolás diákot követ, amint egy zombi apokalipszis közepébe csöppennek.
Hakama (Japonca: 袴), geleneksel bir Japon kıyafetidir.Hakama (袴?)egy tradicionális japán öltözék.
İkisi de zengindir ve tasarımcı kıyafetleri giyerler.A két alak gazdagon van felöltözve, ruhájuk szőrmés.
Kıyamet Günü (film)The Day After Tomorrow (angol nyelven).
Ama Zülfü kıyamaz.Väärä vainaja.
Tüm turne kıyafetleri İtalyan Dolce & Gabbana tarafından tasarlandı.A ruhákat az olasz divatház, a Dolce & Gabbana tervezte.
Mitchell ara sıra büyük annesinin Ori inancıyla çelişen ve kıyaslanan büyük kutsal kitabından bahseder.Mitchell időnként párhuzamként emlegeti Biblia-imádó nagymamáját az Ori vallásával.
Atina'daki sosyal yaşam Sparta'dakine kıyasla Yunan dünyasına daha çok örnek olmuştur.Az athéniak életmódja általános volt a görög világban, szemben a különleges spártai rendszerrel.
Ancak Amerikan Hastanesi’nde kaldığı sürede tanıştığı Ralph Simmons sayesinde sivil kıyafetler bulur.Milánóban egy régi ismerősétől Ralph Simmonstől szerez civil ruhákat.
Kadın kıyafetleri giyen erkekler dahil bazı erkekler, hüviyet olarak askerlik kartlarını kullanırlardı.Ezzel szemben számos férfi női ruhában próbált meg, szabadulni a katonai kötelezettségek alól.
Bir kıyafetini çıkarıp atsa bile altından yeni bir kıyafet çıkmaktadır.Tettetett zavarral forgolódott, majd a ruhája felső részéből előhúzott egy új szoknyát.
Klip Britney'nin garson kıyafetleriyle bir restoranda başlıyor.Kezdetén Britney pincérnőnek öltözve indul el egy öltözőbe társaival.
Cinsel nesne hemşire kıyafeti giymiştir.Odin női gyógyítónak öltözött.
Deyimsel çeviriler önceki çevirilere kıyasen çevrilir.Ez a verzió visszafelé kompatibilis az előzőekkel.
Çevre köylere kıyasla eğitim ve öğretim seviyesi yüksektir.A szomszédos országokhoz képest magas az oktatás színvonala.
Zamanın modasına uygun şık bir kıyafet giymekte, bir baston tutmaktadır.Jó időben, rossz időben Hordom kedves fegyverem.
Mead - Kıyamet gününe inanmak.Máthé Lajos: Ítél a végzet.
Kadınların geleneksel kıyafetleri de farklıdır.A kurdok hagyományos öltözete más.
Sağ alt köşedeki siyah kıyafetli kadın kendisidir.Az Oltba ömlő Feketeügy jobb oldali mellékvize.
Kıyafetlerinin eskimesinden yola çıkarak Jack onların 40-50 yıl önce öldükleri tahmininde bulunur.Jack a ruhájuk állapotából úgy saccolja, hogy ötven éve halhattak meg.
Tom buzdolabındaki yemekleri kendisi yemeğe başlar ve ikisi arasında kıyasıya bir mücadele başlar.A Lehel Hűtőgépgyár jövője tulajdonképpen kettőjük együttműködésével innentől kezdve bontakozott ki.
1986’daki 3,5 milyon vakaya kıyasla oldukça düşük bir rakamdır.A szám 1986-ban 3,5 millió volt.
Bu görev günümüzdeki polis şefi ile kıyas edilebilir.Ennek a megfelelője a mai felügyelői tisztség.
Gaga'nın uzun zamanlı iş birlikçisi Brandon Maxwell kıyafet tasarımını yaptı.Gaga régi munkatársa, Brandon Maxwell volt a divattanácsadó a forgatás során.
Lady Gaga'nın giydiği et kıyafeti de buna bir örnektir .A Simpson család Lisa Gaga című epizódjában volt egy jelenet, ahol Lady Gaga a húsruhát viselte.
Termoplastiklerin termosetlere kıyasla hammaddesi daha pahalıdır.További értékek találhatók fentebb a termodinamika szakaszban.
Kıyafetleri beyazlattıktan sonra Michael, Sucre'ye kıyafetleri kurutmasını söyler.Míg esznek, Tortoni ellopatja a ruhákat.
Sayılar 2009'a kıyasla %19 artmıştı.Ez az adat mintegy 3 százalékpontos növekedést jelent 2001-hez képest.
Kıyafetini ise boyar.Leveszi a ruháját.
Dokuzuncu bölüm yemek, yemek uygulamaları ve kıyafetler ile ilgilidir.A 3. pont megengedni, sőt elrendeli, hogy a mozgósítottak ruhát és élelmet vigyenek magukkal.
Bu sırada Duff sürekli kıyafet değiştirmektedir.Azután pedig Annát folytonosan öltöztette.
Resmi kıyafet ve üniformalar.Bugyik és Kombinék.
Yeni kimliği olan "V" 'ye bürünerek Guy Fawkes maskesi ve kıyafeti edinir.Fekete ruhája van, rímekben beszél, arcát Guy Fawkes-maszk takarja el.
Uygun kıyafet giyilmeli ve özellikle spor ayakkabı seçimine dikkat edilmelidir.A sportoláshoz minden esetben megfelelő ruházat szükséges, kiemelt figyelmet fordítva a lábbeli kérdésére.
Aynı kalibreye sahip obüsler ile kıyaslandığında daha kısa menzile sahip olamsına rağmen D-1 ler daha hafifti.Más hasonló korabeli lövegekkel összevetve a D–1 lőtávolsága kisebb, de súlya is könnyebb.
Bizimle kıyas kabul etmeyecek kadar fazla sayıda Türkle çarpışıyorduk.Enyingi Török Bálinttal a törökök ellen harcolt.
Her zaman sivil yönetimi savunmuş ve halk tipi sivil kıyafetlerden hoşlanmıştır.A román népművészetet is támogatta; a királyné előszeretettel viselt román népviseletei ruhákat.