kıy ile cümle
kıy kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Tom'un kıyafetlerini çıkarıyordunuz.Vous déshabilliez Tom.
Bu kıyafetleri ütülemek kolaydır.Ces vêtements sont faciles à repasser.
Kıyafetlerimle çok dalga geçtiler.Elles se sont moquées de ma tenue.
Su geçirmez bir kıyafet giymeyi unutma.N'oublie pas de prendre un vêtement imperméable.
Marika sana kıyasla hiçbir şey değil.Marika n'est rien comparée à toi.
Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.Ton Seigneur décidera entre eux, au Jour de la Résurrection sur ce qui les divisait ».
Kıyamet de o gün kopacaktır." denmiştir.Ils s’en rendront compte le jour du Jugement ».
Biz ise, kıyameti inkâr edenler için alevli bir ateş hazırladık.Nous avons préparé pour les injustes un Feu dont les flammes les cernent.
Eğer sol tarafında bir pencere açılırsa kıyamete kadar azab içerisinde yaşayacak.Pour ce jour où la vache fut ressuscitée, en souvenir de ce jour-là – une vache est tuée !...
Kıyamet Günü (film)Güneri de Karaman (en).
Sure ahitlerini yerine getirenlerin kıyamet gününde alacakları ödüllerle bitirilir.Ceux-ci se briseront le jour où ses péchés lui seront pardonnés.
Genel yapı olarak 910, 906'ya kıyasla daha kısa ve daha hafiftir.En général, la 910 était plus légère et plus courte que la 906.
Her bölüm söz konusu ada veya kıyının bir haritasını içerir.Chaque sujet contient une carte de l'île ou de la côte.
Göl kıyısındaki en büyük şehir ise Lake City'dir.La plus grande ville située sur les bords du lac est Lake City.
Kıyametin göstergelerinden biri budur." girişTel est le témoignage qui a été rendu au moment voulu ».
Zeytin sineğinden hastılıklı olan zeytinden çıkarılan yağa kıymalı yağ denir.Il en va de même de l'huile qu'elles produisent : l'huile d'œillette.
Balık eti ise özellikle kıyı bölgelerinde kullanılmaktadır.On mange aussi du poisson, surtout en régions côtières.
Dünya'nınkiyle kıyasla Ay'ın sadece çok zayıf bir dış manyetik alanı vardır.Comparé à celui de la Terre, la Lune a un champ magnétique très faible.
Herkes kıyafetlerini çıkarıp bir kenara koyarlar.Maintenant, voudriez-vous tous vous déshabiller.
Harmonie Magazine (Dergisi) ise gitar çalışını King Crimson'un Robert Fripp'i ile kıyasladı.Harmonie magazine a comparé son jeu de guitare avec celui de Robert Fripp.
Nakarat Ormanın kalbinde okyanusun kıyıları Zayıflık ve nefret olmadan dikkatli kalın!Refrain Des bords de l'Océan au cœur de la forêt, Demeurons vigilants, sans faiblesse et sans haine !
1 Ekim 2009 tarihinde Haruhi kasabası Kiyosu'ya katılmıştır.Le 1er octobre 2009, le bourg de Haruhi a aussi été intégré à Kiyosu.
Bu nokta, en yakın deniz kıyısından yaklaşık 2.648 km uzaklıktadır.Ce point est à une distance de 2 648 km de la côte la plus proche.
Nehrin sol kıyısı 885 yılında Vikingler tarafından tamamen yokedilmiştir.La rive gauche de Paris est entièrement détruite en 885 par les Normands.
Eskiden en kıymetli el işleri bu aletle işlenirdi.On y conservait autrefois les objets les plus précieux.
Lütfen kıymetini bilelim.Alors, faisons son bilan.
Onu kurtarır ve kıyıya çıkarır.Il la sauvera et la ramènera à la surface.
Rusya, Kuril Adaları'nda kıyıya yakın bölgelerde yaşayan 11 bin vatandaşını tahliye etti.La Russie évacue 11 000 résidents des zones côtières des Îles Kouriles peu après le séisme.
Radyodaki haberlerde, ülkenin doğu kıyısı boyunca bir toplu katliam dalgasının yayılmakta olduğu bildirilir.Des reportages radio expliquent qu'une vague de tueries déferle sur la côte est des États-Unis.
Kıyı yolu.Route côtière.
Parga, Epir kıyısında liman kenti, 1401'de elde etti.Parga, ville portuaire sur la côte d'Épire, acquise en 1401.
Dalımlı Falezler:Aktif kıyı yükselmesinin (faylanma) gözlendiği yerlerde de gözlenirler.Et que tes yeux ne se détachent point d’eux, en cherchant (le faux) brillant de la vie sur terre.
1534 - Kral I. Zygmunt, Yahudilerin özel kıyafet giyme zorunluluğunu kaldırdı.1534 : Le roi Sigismond Ier le Vieux abolit la loi qui imposait aux Juifs le port de vêtements particuliers.
Madagaskar'ın batı kıyı hattı.À l’est : la côte occidentale de Madagascar.
The Veronicas aynı zamanda 2007 senesinde aynı isimle kendi kıyafet markalarını piyasaya sundu.Les jumelles ont également lancé leur propre ligne de vêtements en 2007.
Sanki kıyamet kopmuştur, ağaçlar devrilmeye, yer sallanmaya başlar, esrarengiz bir koro başlar.Assûrément un châtiment, mais un châtiment suffisamment grand pour servir d’exemple pour le futur ».
Kıyafetlerinin eskimesinden yola çıkarak Jack onların 40-50 yıl önce öldükleri tahmininde bulunur.Selon l'estimation approximative de Jack, ils seraient morts depuis au moins 40 ou 50 ans avant le crash.
İslam Peygamberinin bazı hadislerinde Yecüc ve Mecüc, kıyamet alametlerinden birisi olarak geçer.Dans The Messengers, les Messagers doivent arrêter les quatre cavaliers de l'Apocalypse.
Buradaki yaklaşık 21 kilometrelik kıyı şeridi ülkenin Adriyatik Denizi'ine tek çıkış noktasıdır.Elle compte environ 21 kilomètres de côtes qui constituent le seul accès du pays à la mer Adriatique.
Güney Avustralya'nın güney kıyısı Güney Okyanusu'na dek uzanmaktadır.La côte sud de l'Australie-Méridionale est bordée par l'Océan Austral.
Vali ile tartışmasının ardından Michonne, Andrea'ya kıyı kesimine gitme planlarından bahseder.Après leur confrontation, Michonne raconte à Andrea son idée de migrer vers la côte.
Kaynağı Kur’an, sünnet, icma ve kıyastır.Y sont inscrits : « Voie, Vérité et Vie » (en occitan).
Mürselat Suresi'nde kıyamet gününden ve bu günde inkarcılar ile inananların durumlarından bahsedilir.Il témoigne pour les croyants et contre les incroyants.
Bu liste, Ocak Kümesi'ne kıyasla daha uzun bir listedir.Ce bloc en effet légèrement plus petit que celui de juin.
Kıyâmetler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin?Ça sert à quoi, caner, dis-moi ?
Daha önceden cehennemde kıyametin ateşten tacını giyerdi.Celui-ci est touché par une vedette et s'enflamme.
Ca' Rezzonico kanalın sağ kıyısında bulunur, bu noktada Rio di San Barnaba ile bağlanmaktadır.Ca 'Rezzonico est situé sur la rive droite du canal, au point où il est rejoint par le Rio di San Barnaba.
İslami feminizm, her iki harici yöntemle uygulanan kıyafet kurallarına karşıdır.Le féminisme islamique s'oppose à ces deux sortes d’extrémismes qui imposent un code vestimentaire.
İstisnai durumlar hariç padişahlar eşleri ile nikâh kıymıyorlardı.Les hommes au contraire sont réputés pour leur caractère emporté (sauf avec leur femmes).
Kıyı şeridi boyunca birçok yazlık sitesi bulunur.De nombreux navires de croisières font de même durant la saison estivale.
Nikah kıyılma için salon Daha önceki olaylara şaşırıp kalmış olan Kontes durumu gözden geçirmektedir.La salle du mariage Le comte est embarrassé par les événements récents.
Kırmızı ve yeşil OLED filmler, mavi OLED filmlere kıyasla daha uzun ömürlüdür.Les versions rouge et bleue ne sont par contre plus compatibles avec les générations suivantes de jeux.
Kadın ise erkek kıyafetleri, erkek ise kadın kıyafetleri giyen kimsedir.Le buste (ou torse) est d'homme, de femme, de Maure.
Bu nedenle şehrin gelişmesi güney kıyılarda bulunan tepelere doğru olmaktadır.Il en résulte que le développement de la ville s'est cantonné aux collines de la côte sud.
Oradan Karadeniz kıyısına geldiler.Ceux-ci provenaient des peuplades alentour.
Dar açıdan istihsân kıyasın bir kısmıdır.Le bénéfice est en fait une partie de la valeur ajoutée.
Dar bir kıyı şeridi oluşmuştur.Au moins une côte a été préservée.
Georgios Mouzalon, yaklaşık 1220 yılında Anadolu kıyısında yer alan Adramyttium'da doğmuştur.Georges Muzalon est né à Adramyttion sur la côte anatolienne vers 1220.
Olayların çoğu kıyamet sonrası Moskova'daki metro sisteminde geçer.On le compare d'ailleurs parfois au métro de Moscou.
Nil kıyılarında yetişen Papirus, ise bir tür kâğıt yapımında kullanılırdı.Le papyrus qui pousse sur les rives du Nil est utilisé dans la fabrication de papier.
İlgili Sayfalar