kıy ile cümle
kıy kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bu eski vazonun benim için kıymeti büyük.This old vase is valuable to me.
Canıma kıymak istiyorum.I want to commit suicide.
İstediğin kıyafetleri giy.Wear what clothes you want.
Onunla kıyasla çok gürültücüydü.Compared with him, she is very noisy.
Kentin çoğu nehrin sağ kıyısında yer alıyor.Most of the town lies on the right bank of the river.
Babamın o zaman söylediği kıymetli.My father used to say that time is precious.
Kiyiv Ruthenian şehirlerinin anasıdır.Kiyiv is the mother of Ruthenian cities.
Avucumun içinde bir kıymık var.I have a splinter in the palm of my hand.
Barbileri için kıyafetler yaptı.She made clothes for her barbies.
Bu kıyafetler yöresel olarak yapılırlar.These clothes are made locally.
Güçlü bir rip akıntısı Tom'u kıyıdan uzaklaştırdı.The powerful rip current carried Tom far away from the shore.
Tom kıyafetlere çok para harcar.Tom spends a lot of money on clothes.
Bu malın kiymeti sıfırdır.This translation is not worth a red cent.
Her dil konuşanları için eşit ölçüde değerli ve kıymetlidir.Every language is equally precious and valuable to its speakers.
Emily kıyma yiyemez.Emily can't eat ground meat.
Gitmek için resmi kıyafetlere ihtiyacın var.You need formal clothes to go.
Nehir kendi kıyılarını aştı ve çevresindeki alanları sel bastı.The river overflowed its banks and flooded the fields around it.
Kırmızı kıyafetler ona uygun.Red clothes suit her.
Tom neredeyse her zaman koyu kıyafetler giyer.Tom almost always wears dark clothes.
Tom Mary'nin parmağından kıymığı çıkardı.Tom removed the splinter from Mary's finger.
Tom John'unkine benzer kıyafetler giyiyordu.Tom was wearing clothes similar to John's.
Neden bu kadar çok kıyafete ihtiyacın var?Why do you need so many clothes?
Anne! Benimle Sam'i kıyaslama!Mum! Don't compare me with Sam!
Bu kıyafetler seni daha zayıf göstermiş.These clothes make you look thinner.
Mary pahalı marka kıyafetler giymek istemiyor.Mary doesn't want to wear expensive brand name clothes.
Kıyafetlerimi değiştirdim.I changed my clothes.
Nasıl, bu kıyafeti beğeniyor musun?How do you like this outfit?
Küresel ısınma kıyı sellerine neden olacak.Global warming will cause coastal flooding.
Fransız Rivierası kıyısının çok güzel plajları vardır.The coast of the French Riviera has very beautiful beaches.
Kıyıya gitmiyoruz.We're not going ashore.
Kıyı boyunca benimle yürüyüşe gitmek ister misin?Would you like to go for a walk with me along the shore?
Bu yol otuz kilometre boyunca kıyıyı izler.This road follows the shoreline for the next thirty kilometers.
Tom ve Mary gün batımına hayranlık duyarak kıyı boyunca yürüdüler.Tom and Mary walked along the shoreline, admiring the sunset.
Polis kıyı boyu devriyesini artırdı.The police have increased their shoreline patrols.
Bu gerçekten kıyı boyunun kasvetli bir sahasıdır.This is a really lonely stretch of shoreline.
Tom kıyı boyunca yürümeye devam etti.Tom continued walking along the shoreline.
Şimdi daha zayıf olduğum için bu kıyafete sığabiliyorum.Now that I'm thinner, I can fit into this dress.
Şimdi daha zayıf olduğumdan dolayı bu kıyafete sığabiliyorum.Now that I'm thinner, I can fit into this dress.
Sana bir kıyak yaptım.I got you a treat.
Kimsenin bana ne tür kıyafetler giyebileceğimi söylemeye hakkı yok.No one has the right to tell me what kinds of clothes I can wear.
Çadırımızı nehrin kıyısına kurduk.We pitched our tent on the bank of the river.
Partiye gitmeden önce kıyafetlerini değiştirmen gerek.You need to change clothes before we go to the party.
Kıyafetlerini giyebilir miyim?Can I wear your clothes?
Kıyafetlerinizi giyebilir miyim?Can I wear your clothes?
Tom'un dolabında artık asla giymediği bir sürü kıyafet var.Tom has a lot of clothes in his closet that he never wears anymore.
Tom her zaman şık kıyafetler giyer.Tom always wears fashionable clothes.
Tom kıyafetlerine bakıyor.Tom is looking through his clothes.
Tom'un sağ elinin arkası bir cam kıymığı tarafından yaralandı.The back of Tom's right hand was injured by a splinter of glass.
Sen kıyaslanamazsın.You are incomparable.
Bu askerler sivil kıyafetler giyiyorlar.These soldiers are wearing civilian clothes.
Tom kıyı boyunca yürüdü.Tom walked along the shore.
Bu harika bir kıyafet.That's a great outfit.
Deniz kıyısında yaşadığım için sık sık plaja giderim.I live near the sea so I often go to the beach.
Cadılar Bayramı kıyafetinin ne olacağına karar verdin mi?Have you decided what your Halloween costume will be?
Ben gösterişli kıyafetlerden hoşlanırım.I like showy clothes.
Atacağım bazı eski kıyafetlerim var.I have some old clothes I'm going to throw out.
Kıyıya gitmek için hâlâ çok fazla soğuk.It's still too cold to go down to the water.
Tom şimdi rahat kıyafetler giymiş.Tom is now dressed in casual clothes.
Her zaman aynı kıyafetleri giyiyorsun.You're always wearing the same clothes.
Tom kıyafetinle ilgili ne düşündü?What did Tom think of your outfit?
İlgili Sayfalar