kıy ile cümle
kıy kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
O programda işe alınmada kıyasıya bir rekabet var. o yüzden çok fazla kişi giremiyor.Employment and competition is really fierce for that program, so not many people get in.
Kızım, kendini onunla kıyaslamayı bırak artık.Kiddo, give up on the analogies.
ROMEO ne kıyamet daha az prensin azap vardır?ROMEO What less than doomsday is the prince's doom?
Olan zamansız ölüm, bu şehirde yeni bir damat Banish'd Tybalt kıyamet, oldu;Was Tybalt's doomsday, whose untimely death Banish'd the new-made bridegroom from this city;
O... ..bir çiftlikte oturuyor. Gölün karşı kıyısında.She lives... on a farm on the other side of the bay.
Ve bunu son soruyla kıyaslarsanız, bu kafa karışıklığı yaratabilir.And that's what this is right here. Commutative property of multiplication? No, that's not it.
Örneğin, hazine bonoları ve devlet tahvilleri son derece likid menkul kıymetlerdir.For example, government treasuries is a liquid security or a liquid asset,
Ve işte tüm nörona kıyasla nasıl olduğuSo, here's how it stacks up against an entire neuron.
Kıyamet sonrası bir evrende geçiyordu.Zakon Pustyni. It featured a post-apocalyptic setting.
Senin hayatın zamanın kıymetli bir tapınağı BİZ İNSANLIK ÇALIŞANLARIYIZ Burada güneşin altında♪It's like part of your heart is mine♪ ♪Your life is a precious shrine of time♪
Bu harika ve kıymetli bir etkinlik olabilir.That could be a phenomenal, valuable activity.
Sakın bana dekolte kıyafetler giydiğini de söyleme.Don't tell me you wore back-revealing clothes too?
Goa kıyılarında uçarken, 21 yıl önce, 1988'de, Ekim 1988.He was flying off the coast of Goa, 21 years ago, 1988. October, 1988.
Hepsi kıyafetlerini giyip onu beklemiş, ama o asla gelmemiş.They would get all dressed up and wait for him, but he would almost never come.
Kilisenin ortasında dikilen, ellerin testereli birkaç tane iri kıyım terli adam vardı.We walked to the church because we heard they had hot meals, but when we arrived, we found problems.
Herkes kıyafet bağışlıyor.MO: Everyone's donating clothing.
Kıyafetlerimi hazırla.Please prepare my clothes.
Bir kıyı şeridine benziyor.That looks like a coastline.
Aslında diğer çocuğa kıyasla zorlukla hareket edebiliyor.He hardly moves at all, actually, relative to the other child.
Yani, 400 'e kıyasla --skor aralığını biliyorsunuz zaten-- 500 puan almış oldu.So, he gets about a 500 out of -- you know, on this range -- relative to a 400 and something.
"Sizin toplumunuz kral gösterişsiz kıyafetler giyerken bile soytarıya tapar."Your society worships the jester while the king stands in plain clothes."
Benim için dünyalardan kıymetli olan kişi için bir köle olmanın ne güzel olduğunu biliyordum.I never knew how good it was to be a slave to one who means the world to me.
Evet, yalnızca Sanyasi kıyafetleriyle gelmişti.Right, she just came in her Sanyasi clothes.
Ben yalnızca bir kadınım, yalnız bir kadınım, yorgun bir kıyıda bekliyorum.I'm just a woman, a lonely woman, waitin' on a weary shore
Burada Florida kıyılarında günbatımında kafasını sudan çıkarmış balinayı görüyorsunuz.This photo shows an animal popping its head out at sunset off the coast of Florida.
Evrene kıyasla, henüz yolun başında.Relative to the universe, it's just up the road.
Mangrov'lar (tropikal su kıyısı ormanı) kesiliyor, tsunami gibi olayların etkileri kötüleşiyor.The mangroves are being cut down; the effects of things like the tsunami get worse.
Ve hayvanlara, çoğu tamamen yokolmanın kıyısında ikinci bir şans da verilmiş olur.And animals, almost on the brink of extinction, can be given a second chance.
Biz de aslında, diğer âlemlere (bitki, hayvan, bakteri) kıyasla mantarlara daha yakınız.In fact, we're more closely related to fungi than we are to any other kingdom.
- nitrojen - gazı varken biz neden azota kıyasla çok daha fazla oksijeni alıyoruz?less oxygen in the atmosphere than nitrogen?
Sonunda, bulutlar beyaz olmalı, okyanuslar da bizi kıyılarda karşılamalı.And clouds really should be white at least, and oceans should be there at the beach.
Ama neye kıyasla?But compared to what?
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.They didn't want a handful of designers owning the seminal building blocks of our clothing.
Sivil eylemler için bir kıyafet.It's a suit for civil disobedience.
Bu günlerde denizin içine girip... ...kumu kıyıya kadar getirmek zorundayız.Nowadays we must go into the sea and take it to land.
İnsanlık açısından koşulları, bugüne kıyasla köklü bir değişime uğratacak.It'll render the human condition radically different from what it is today.
Birkaç ay önce Evald'la konuşmak istedim, o da beni deniz kıyısına götürdü.A few months ago I wanted to talk to Evald, so he drove me down to the sea.
Evet kıyaslıyoruz.So let's compare it.
Ama orada hala fakirliğin kıyılarında mahvolmuş 650 milyon Hintli, Pakistanlı, Sri Lankalı,But there are still over 650 million Indians,
Sakın ola bir daha kendini HaNi ile kıyaslama curetinde bulunma!Don't you dare compare something like you to Ha Ni.
İşe şöyle başladım: Biraz tahta kıymığı buldum.And how I set about that, I got some splinters of wood.
Mikroskoptan bakınca cam kıymıkları görünüyordu.And underneath the microscope there were splinters of glass.
Biliyorsunuz, diğer insanlarla kıyaslandığında süper güçlere sahipmişsiniz gibi gözükecek.You know, you're going to look like you have magic powers compared to everybody else.
Hepimiz buzun üzerine indik, ve ben sonra yüzüş kıyafetimi giydim ve suya daldım.We all got down onto the ice, and I then got into my swimming costume and I dived into the sea.
Kabinime indim ve yüzme kıyafetimi giydim.And I went down into my cabin and I put on my swimming costume.
Atalarımızın kullandığı aletlerle kıyaslayın; Kanzi'ninkilere çarpıcı ölçüde benziyorlar.Compare them to the tools our ancestors used; they bear a striking resemblance to Kanzi's.
Hoş geldin IBM, sen Doğu kıyısındaki büyük, başarılı ana sistem bilgisayar şirketi.Welcome IBM, you huge successful East Coast mainframe computer company.
Burada Batı kıyısında, sizler de ormanlarınızı tahrip ettiniz.Here, on the West Coast, you've destroyed your forest.
Yıkanma, kıyafetler, atık su, beslenme, kalabalık, hayvanlar, toz, sıcaklık, sakatlık ]Washing, clothes, wastewater, nutrition, crowding, animals, dust, temperature, injury]
Şehirlerimiz de risk altında olacak, çünkü şehirlerin çoğu kıyıda.And our cities are going to be at risk too, because a lot of these are coastal cities.
Her gün birçok insan, bu tabu yüzünden kendi canlarına kıyıyor.Many people take their lives every day because of this taboo.
Şimdi bunu en üst düzeyde insanoğlunun performansıyla kıyaslayabiliriz.Now we can compare this to cutting-edge human performance.
Bu sağda gördüğünüz bir "kıyas" (diff) dosyası.This is a called a "diff," this thing on the right here.
Siz kendi cildinizi onunkiyle kıyaslayamazsınız.You can't compare your skin with his skin,
Insanlarin tonlarca kiyafet giymelerini istediler.You need people to want to wear tons of clothes.
Eminim ki hepiniz gecen ay, hatiri... sayilacak kadar, kiyafet almissinizdir.You've all bought an article of clothing in the last month; I guarantee it.
Elde ettiği gelirle yaptığı yatırımı kıyasladığında süper durumda.He's getting this great return on asset.
Ancak bize kıyasla daha küçük bir yatırımcı.He's kind of a smaller operator.
Çok uzun zaman kendimi yalnız hissettim ve canıma kıymayı cidden düşündüm.I felt alone fer-for a long time, and I actually thought about killing myself.
İmparatorun ailesi olacak, mesela hanedan nikahları kıyılacak.He will have a royal family, dynasty marriages, etc.
İlgili Sayfalar