Bana göre, insan sesi bütün duyguların seyahat ettiği bir gemidir- kıskançlık duygusu hariç.Per me, la voce umana è il vascello sul quale viaggiano tutte le emozioni con eccezione, forse, della gelosia.
Bana göre, insan sesi bütün duyguların seyahat ettiği bir gemidir- kıskançlık duygusu hariç.Pre mňa, ľudský hlas, je ako plavidlo, na ktorom sa plavia všetky pocity -- možno okrem závisti.
Bana göre, insan sesi bütün duyguların seyahat ettiği bir gemidir- kıskançlık duygusu hariç.Számomra az emberi hang az a hajó, amin minden érzelem utazik - kivéve talán a féltékenység.
Bana göre, insan sesi bütün duyguların seyahat ettiği bir gemidir- kıskançlık duygusu hariç.Với tôi, giọng ca của con người là con tàu đưa mọi loại cảm xúc đi xa -- có lẽ trừ cảm giác đố kị.
Bana göre, insan sesi bütün duyguların seyahat ettiği bir gemidir- kıskançlık duygusu hariç.Voor mij is de menselijke stem het schip waarmee alle emoties reizen -- behalve misschien jaloezie.
Bana göre, insan sesi bütün duyguların seyahat ettiği bir gemidir- kıskançlık duygusu hariç.Για μένα η ανθρώπινη φωνή είναι το πλοίο με το οποίο ταξιδεύουν όλα τα συναισθήματα, εκτός ίσως από τη ζήλεια.
Bana göre, insan sesi bütün duyguların seyahat ettiği bir gemidir- kıskançlık duygusu hariç.За мен човешкият глас е корабът, на който всички емоции пътуват - освен може би ревността.
Bana göre, insan sesi bütün duyguların seyahat ettiği bir gemidir- kıskançlık duygusu hariç.עבורי, הקול האנושי הוא כלי השייט דרכו כל מנעד הרגשות זורם -- אולי חוץ מקינאה.
Bana göre, insan sesi bütün duyguların seyahat ettiği bir gemidir- kıskançlık duygusu hariç.بالنسبة لي ، صوت الإنسان هو السفينة التي تسافر عليها جميع العواطف -- إلا الغيرة ربما.
Bana göre, insan sesi bütün duyguların seyahat ettiği bir gemidir- kıskançlık duygusu hariç.喜怒哀楽の世界を旅する船です おそらく嫉妬は除いて そして呼吸
Bandaj profesyonel ilgi, bin ve rapor heyecanlandırdı bir şişe onun kıskanç konuda uyandırdı.A kötések izgatott szakmai érdeklődés, a jelentés az ezer és one palack felkeltette féltékeny tekintetben.
Bandaj profesyonel ilgi, bin ve rapor heyecanlandırdı bir şişe onun kıskanç konuda uyandırdı.Bandage glada hans professionella intresse rapporten från tusen och en flaska väckt hans svartsjuka avseende.
Bandaj profesyonel ilgi, bin ve rapor heyecanlandırdı bir şişe onun kıskanç konuda uyandırdı.Bandajele entuziasmat interesul său profesional, raportul mii o sticle starnit legătură cu el gelos.
Bandaj profesyonel ilgi, bin ve rapor heyecanlandırdı bir şişe onun kıskanç konuda uyandırdı.붕대는 그의 직업적인 관심의 천명과 보고서를 흥분 한 병 그의 질투 관계를 흥분.
Bandaj profesyonel ilgi, bin ve rapor heyecanlandırdı bir şişe onun kıskanç konuda uyandırdı.Obvazy nadšeni jeho odborného zájmu, zprávu tisíc jeden láhve vzbudilo jeho žárlivost jde.
Bandaj profesyonel ilgi, bin ve rapor heyecanlandırdı bir şişe onun kıskanç konuda uyandırdı.Obväzy nadšení jeho profesijný záujem, správu tisíc jeden fľaše vzbudilo jeho žiarlivosť ide.
Bandaj profesyonel ilgi, bin ve rapor heyecanlandırdı bir şişe onun kıskanç konuda uyandırdı.oneボトルは彼の嫉妬についての興奮。 すべて4月まで、彼は見知らぬ人と話の機会を欲しがっ、、5月
Bandaj profesyonel ilgi, bin ve rapor heyecanlandırdı bir şişe onun kıskanç konuda uyandırdı.Perban bersemangat bunga profesional, laporan ribu dan satu botol terangsang menganggap cemburu itu.
Bandaj profesyonel ilgi, bin ve rapor heyecanlandırdı bir şişe onun kıskanç konuda uyandırdı.Povoje navdušena svoje poklicne obresti, poročila tisoč one steklenice mu je zbudilo ljubosumen zvezi s tem.
Bandaj profesyonel ilgi, bin ve rapor heyecanlandırdı bir şişe onun kıskanç konuda uyandırdı.Бинти порушувала в ньому професійний інтерес, доповідь тисяч один пляшки викликав його ревнива відношенні.
Bandaj profesyonel ilgi, bin ve rapor heyecanlandırdı bir şişe onun kıskanç konuda uyandırdı.Бинты возбуждала в нем профессиональный интерес, доклад тысяч один бутылки вызвал его ревнивая отношении.
Bandaj profesyonel ilgi, bin ve rapor heyecanlandırdı bir şişe onun kıskanç konuda uyandırdı.متحمس الضمادات اهتمامه المهنية ، وتقرير الفا و one زجاجات الصدد أثار غيرة له.
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.Căci pricepuse că preoţii cei mai de seamă din pizmă Îl dăduseră în mîna lui.
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.Car il savait que c`était par envie que les principaux sacrificateurs l`avaient livré.
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.De leidende priesters hadden Jezus laten arresteren omdat zij jaloers op Hem waren.
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.Denn er wußte, daß ihn die Hohenpriester aus Neid überantwortet hatten.
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.For han visste at det var av avind yppersteprestene hadde overgitt ham til ham.
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.Han förstod nämligen att det var av avund som översteprästerna hade dragit Jesus inför rätta.
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.이는 저가 대제사장들이 시기로 예수를 넘겨준줄 앎이러라
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.Lebo vedel, že ho najvyšší kňazi vydali zo závisti.
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.Mert tudja vala, hogy irígységbõl adták õt kézbe a fõpapok.
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.(Nebo věděl, že jsou jej z závisti vydali přední kněží.)
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.Pois ele sabia que por inveja os principais sacerdotes lho haviam entregado.
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.Porque sabía que por envidia le habían entregado los principales sacerdotes
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.Sapeva infatti che i sommi sacerdoti glielo avevano consegnato per invidia
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.Sebab Pilatus menyadari bahwa imam-imam kepala menyerahkan Yesus kepadanya karena iri hati
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.Sillä hän tiesi, että ylipapit kateudesta olivat antaneet hänet hänen käsiinsä.
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.Thi han skønnede, at det var af Avind, at Ypperstepræsterne havde overgivet ham.
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.Vì người biết rõ các thầy tế lễ cả đã nộp Ngài bởi lòng ghen ghét.
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.Vì người biết rõ các thầy tế_lễ cả đã nộp Ngài bởi lòng ghen_ghét .
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.(Wiedział bowiem, iż go z nienawiści wydali przedniejsi kapłani.)
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.Zaznal je namreč, da so mu ga iz zavisti izročili višji duhovniki.
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.Επειδη ηξευρεν οτι δια φθονον παρεδωκαν αυτον οι αρχιερεις.
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.А Пилат в отговор им рече: Искате ли да ви пусна Юдейския цар?
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.Знав бо, що через зависть видали Його архиєреї.
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.Ибо знал, что первосвященники предали Его из зависти.
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.כי ידע אשר רק מקנאה מסרוהו ראשי הכהנים׃
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.لانه عرف ان رؤساء الكهنة كانوا قد اسلموه حسدا.
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.他 原 曉 得 祭 司 長 是 因 為 嫉 妒 纔 把 耶 穌 解 了 來
Başkâhinlerin İsayı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.他 原 曉 得 祭司 長 是 因 為 嫉妒 纔 把 耶穌解 了 來
Başka ilahlara tapmayacaksınız. Çünkü ben adı Kıskanç bir RABbim, kıskanç bir Tanrıyım.Älä kumarra muuta jumalaa; sillä Herra on nimeltänsä Kiivas, hän on kiivas Jumala.
Başka ilahlara tapmayacaksınız. Çünkü ben adı Kıskanç bir RABbim, kıskanç bir Tanrıyım.denn du sollst keinen andern Gott anbeten. Denn der HERR heißt ein Eiferer; ein eifriger Gott ist er.
Başka ilahlara tapmayacaksınız. Çünkü ben adı Kıskanç bir RABbim, kıskanç bir Tanrıyım.Du skal ikke tilbede nogen fremmed gud; for Herren heter Nidkjær, en nidkjær Gud er han.
Başka ilahlara tapmayacaksınız. Çünkü ben adı Kıskanç bir RABbim, kıskanç bir Tanrıyım.Ja, du skall icke tillbedja någon annan gud, ty HERREN heter Nitälskare; en nitälskande Gud är han.
Başka ilahlara tapmayacaksınız. Çünkü ben adı Kıskanç bir RABbim, kıskanç bir Tanrıyım.Jangan menyembah ilah lain, sebab Aku TUHAN, adalah Allah yang tak mau disamakan dengan apa pun
Başka ilahlara tapmayacaksınız. Çünkü ben adı Kıskanç bir RABbim, kıskanç bir Tanrıyım.kajti drugemu bogu se ne smeš poklanjati, zakaj GOSPOD, čigar ime je Gorečnik, je goreč Bog; –
Başka ilahlara tapmayacaksınız. Çünkü ben adı Kıskanç bir RABbim, kıskanç bir Tanrıyım.너는 다른 신에게 절하지 말라 여호와는 질투라 이름하는 질투의 하나님임이니라
Başka ilahlara tapmayacaksınız. Çünkü ben adı Kıskanç bir RABbim, kıskanç bir Tanrıyım.lebo sa nebudeš klaňať inému bohu, pretože Hospodin, ktorého meno je Žiarlivý, je silný Bôh žiarlivý.
Başka ilahlara tapmayacaksınız. Çünkü ben adı Kıskanç bir RABbim, kıskanç bir Tanrıyım.Mert nem szabad imádnod más istent; mert az Úr, a kinek neve féltõn szeretõ, féltõn szeretõ Isten õ.
Başka ilahlara tapmayacaksınız. Çünkü ben adı Kıskanç bir RABbim, kıskanç bir Tanrıyım.Nebo nebudeš se klaněti Bohu jinému, proto že Hospodin jest, jméno má horlivý, Bůh silný, horlivý jest.