Anya, Xander'ın o kızla randevusu olduğunu öğrenince, kıskançlık krizlerine girer.Когато разбира, че Шон всъщност е момиче тя полудява от ревност.
Kıskanç Franz kardeşinin mektubunu başka bir mektupla değiştirir.Писмото попада в ръцете на ревнивия брат Франц, който го заменя с фалшификат.
Basit şöhret namına ardı ardına koşan yeteneksiz Qaranəfəs'in (Rəsmi Cəbrayılov) ise ona kıskançlığı tutar.И кои либо щет битъ вамеш под Дѫбовнцѫ, и тои та(ко)ждере да имъ ѹзимат."
Kıskançlık özgüven eksikliği ve yetersizlik duygusundan dolayı ortaya çıkmaktadır.Завистта е следствие от чувството за собствена непълноценност.
Tiepolo İspanya'dayken Anton Raphael Mengs'in kıskançlığına ve keskin eleştirilerine maruz kaldı.Работейки в Испания, Тиеполо влиза в конфликт с Антон Рафаел Менгс, предизвикан от завистта на последния.
Her şeye rağmen Stan'i çok sever ve epey kıskançtır.Много е влюбен във Фернандо, но е изключително ревнив.
Karısını kıskanır ve korumaya çalışır, bu sebeple Lennie'den baştan beri hoşlanmaz.В началото той не харесва Кларк и ревнува от приятелството му с Лана, заради което дори го тормози.
Kardeşi Seth onun bu başarısını kıskanır.Озирис бил убит от завистливия си брат Сет.
Bunun üzerine Şaul damadı Davud'u kıskanır ve öldürülmesini emreder.Kao takvi, smatraju se govorom Alahovim objavljenim Davudu (Davidu), a ne govorom Davidovim.
Bayan B'yi kıskanır.Vrlo je ljubomorna na Zeusove ljubavnice.
Blossom'ı kıskanır.Stevović, Ljubomir.
Ama onları Zehra’dan kıskanır.To izaziva ljubomoru kod Štefa.
Zeus'un kıskanç eşi Hera, Semele hamileyken ilişkiden haberdar olur.Zeusova žena Hera bila je ljubomorna, ali prijevaru je otkrila tek kad je Semela zatrudnjela.
Diğer hayvanlarla da iyi anlaşır ama ara sıra onları kıskanıp saldırganlaşabilir.S ostatnými mačkami vychádza dobre, ale niekedy môže žiarliť.
Asla kıskanç olma.Nie som žiarlivá.
Kopan kolunun yerine kıskaçtan bir kol yapmıştır.Pritĺkol si ho jednoducho na pluh namiesto kladivom úderom ruky.
Diğer taraftan haddinden fazla kıskançtı.Oproti predchodcovi bol priestornejší.
Kimi kıskandığı için dövüyordu, kimi öldürüyordu.Vraždil zo žiarlivosti, pretože miloval Katrenu.
Ben olsam kıskanırdım"."Nežiarlim na ňu.
Christina'yı Francis'ten deli gibi kıskanmaktadır.Mathildou, ktorá veľmi na pani Rênal žiarli, Julien pohŕda.
Daha yakın zamanlarda ise nazarın kıskançlık sonucu değdiği inanışı yaygınlaşmıştır.V neskorších rokoch sa dostal pod vplyv náboženského hnutia jansenistov.
Ama onları Zehra’dan kıskanır.Navyše aj žiarli na Vilmu.
Kardeşi Tonraq'ı daima kıskanmıştır.Atreus ale mal brata Thyesta, ktorý mu to závidel.
Küçük bir Japon kuvveti Attu ve Kiska adalarını işgal etmiştir.Poľské jednotky pristúpili k preventívnemu útoku a obsadili Kyjev.
Onu çok kıskanır.Bila je zelo ljubosumna.
Ablasını kıskanır.Imel je sestro Žužano.
Bayan B'yi kıskanır.Navdušil ga je baron Ž.
Kaptan Haddok Tenten'in en iyi arkadaşıdır, ilk olarak Altın Kıskaçlı Yengeç kitabında görünmüştür.Tintinov najboljši prijatelj je kapitan Haddock, ki ga je spoznal v stripu Zlati Rakci.
Kardeşi Seth onun bu başarısını kıskanır.Bratranec Saigo je ljubosumen nanj.
Bu olaydan sonra üvey annesinin kıskanç davranışlarına maruz kalmıştır.Starejši hčeri sta si iz ljubosumja vzeli konec.
Genellikle kalın bir dış iskelete sahiptirler ve bir çift kıskaç ile donatılmışlardır.Pogosto so živobarvni in imajo trdo zunanje ogrodje, utrjeno z apnencem.
Onu kıskanan aman vermez kral Herakles'e eziyet etmekten hoşlanmaktadır.Sam veš, da kralj ne greši, ko besni proti celemu Kanaanu.
Ben olsam kıskanırdım".Taip pat mane erzina, kai vaikinai pavydi manęs“.
Ayrıca çok kıskançtır.Kita vertus, ji buvo nepaprastai pavydi.
Fakat Tosca çok kıskanç bir kadındır.Ona Habsburgaitė buvo pavydi katalikė.
Bu katil araba artık herkesi kıskanmaktadır.Ir taip pilką Vyto kasdienybę užtemdo pavydas.
Ablasını kıskanır.Sesers rūpestis.
Her şeye rağmen Stan'i çok sever ve epey kıskançtır.Gerai sutaria su vaikais, tačiau labai pavydžios.
Kıskanç, hırçın ve pis bir kızdır.Ji paklusni, baili ir nedrąsi mergina.
En baskın özelliği kıskançlığıdır.Pagal Jante, išskirtinumas kelia pavydą.
Bu durum yabancı kavimleri kıskandırıyordu.Toks požiūris iššaukė smurtinius pasikėsinimus į užsieniečius.
Çünkü ben, Tanrın RAB, kıskanç bir Tanrı'yım.Dangaus valdovas ir vyriausiasis dievas yra Ukas.
Christina'yı Francis'ten deli gibi kıskanmaktadır.Jinai tarsi jaučia, kad Kristina jai pavydi.
Bu andan sonra arkadaşı Hunk onu kıskanmaktadır.Tai matydama, Hera jau ima pavydėti.
Yakut mitolojisinde, kıskançlığın, düşmanlığın ve acımasızlığın simgesidir.Huičiolių tradiciniame tikėjime susipina šamanizmo, animizmo, magijos elementai.
Erkeğin kıskacı dışta küçük bir kabartıya sahiptir.Pramedžiavoje patvenkta nedideliu tvenkiniu.
Diğer köpeklerle arası iyidir; ama bazen kıskançlığı tutar ve ısırmaya çalışabilir.Savo žavesiu daro įtaką aplinkiniams, kartais įbaugina, o kartais ir meistriškai manipuliuoja jais.
Adamın karısı, kıskanç ve ihtiras dolu.Tema naiskujud on tugevad, väga elujanulised ja tahtejõulised.
Karanlığın ve işkencenin tanrısı olan Gorgos, Zeus'u kıskanmaktadır.Pimeduse ja surma hirmuäratav jumalanna Hekate on aga seotud noorkuuga.
Vasari Lucrezıa'yi vefasız, kıskanç ve çıraklara karşı kötü davranma ile anımsamıştır.Vasari kirjeldas Lucreziat jumalavallatu, armukadeda ja õpipoiste vastu tigedana.
Zeus, sevgilisi su perisi İo'yu kıskanç karısı Hera'dan kurtarmak için, onu ineğe dönüştürür.Varjamaks teda oma armukadeda naise Hera eest, muutis ta Io lehmaks.
Bu katil araba artık herkesi kıskanmaktadır.Samas ta ise kadestab teisi.
Kıskaç içinde kalan Brezilya donanması dağıldı.Aleksandrias asunud Prantsuse laevastiku laevad desarmeerusid.
Marcello'nun da hemen kıskançlığı ortaya çıkar.Kõik see põhjustas Leopold Mozartis kadedust.
Melkor onu kıskandı.Isegi Zeus hoidus teda vihastamast.
Adam çok asabi ve aşırı kıskanç birisiymiş ve J-Cub aslında ondan korkarmış.Er ist sehr Böse und ist Eifersüchtig Und J-Cub hätte angst für ihn.
Adam çok asabi ve aşırı kıskanç birisiymiş ve J-Cub aslında ondan korkarmış.Ha un temperamento violento ed e' gelosissimo J-Cub era veramente spaventato da lui.
Adam çok asabi ve aşırı kıskanç birisiymiş ve J-Cub aslında ondan korkarmış.Il as un fort caractère et il est très jaloux. Et J-Cub en avait vraiment peur
Adam çok asabi ve aşırı kıskanç birisiymiş ve J-Cub aslında ondan korkarmış.Έχει πολύ θυμό και είναι πολύ ζηλιάρης και ο Τζέι-Καμπ τον φοβήθηκε.
Adam çok asabi ve aşırı kıskanç birisiymiş ve J-Cub aslında ondan korkarmış.У него жёсткий характер и он очень ревнивый. Джейкоб очень его боялся.