İyi bir patronun olduğu için seni kıskanıyorum.I'm envious of you because you have a good boss.
Şu anda senin hayatını gerçekten kıskanıyorum.I'm really jealous of your life right now.
Onu kıskanmam.I don't envy him.
Benim kız arkadaşım çok kıskanç.My girlfriend is very jealous.
Birçok insan Tom'un başarısını kıskanıyor.Many people envy Tom's success.
Ben biraz kıskancım.I'm a little bit jealous.
Onun yaşam biçimini kıskanıyordu.He was envious of his way of living.
Komşularınızı kıskanır mısın?Do you envy your neighbors?
O kıskanç bir adam.He is a jealous man.
O kıskanç bir kadın.She's a jealous woman.
Bence sen kıskançsın.I think you're jealous.
O benim kıskanç olduğumu düşünüyor.He thinks I'm jealous.
O, kıskanç olduğumu düşünüyor.She thinks I'm jealous.
O kıskanç ve akılsız.He's jealous and irrational.
O kıskanç ve mantıksız.She's jealous and irrational.
O kadını delicesine kıskanıyor.He is madly jealous of his woman.
Sen kıskanç değilsin, değil mi?You're not jealous, are you?
Kıskanç değilsin, değil mi?You aren't jealous, are you?
Sadece kıskanıyorsun.You're just jealous.
Bazen kıskanırım.Sometimes I get jealous.
Tom yardım edemez fakat kıskanç olur.Tom can't help but be jealous.
O biraz kıskanç.She's a bit jealous.
O biraz kıskançHe's a bit jealous.
Tom ve Mary'nin sahip olduğu dostluğu kıskanıyorum.I envy the friendship Tom and Mary have.
Tom'la arkadaşlığını her zaman biraz kıskanıyorum.I've always been a little jealous of your friendship with Tom.
Tom'u kıskandırmak istiyorum.I want to make Tom jealous.
Tom Mary'yi yakışıklı bir adamla konuşurken gördüğünde kıskandı.Tom got jealous when he saw Mary talking to a handsome guy.
Onlar yalnızca seni ve beni kıskanıyorlar.They're just jealous of you and me.
Onlar sadece bizi kıskanıyorlar.They are just jealous of us.
Lütfen kıskanç olduğumu göz önünde bulundur!Please note that I am jealous!
Onu kıskanıyor musun?Are you jealous of her?
Ben kıskancım.I'm jealous.
Biz kıskancız.We're jealous.
Tom kıskançtır.Tom is jealous.
Sen kıskançsın.You're jealous.
Tom'u kıskanıyorum.I envy Tom.
Tom kıskanç mı?Is Tom jealous?
Kıskanç mısın?Are you jealous?
Seni kıskanıyorum.I envy you.
Kıskanç değilim.I'm not jealous.
Çok kıskanıyorum.I'm so jealous.
Kıskanç görünüyorsun.You sound jealous.
O bütün arkadaşlarını kıskanıyor.He envies all his friends.
Ben kıskanmam.I don't get jealous.
Tom delicesine kıskanıyor.Tom is insanely jealous.
Tom sadece kıskanç.Tom is just jealous.
Tom kıskanmayacak mı?Won't Tom be jealous?
Seni gerçekten kıskanmıyorum.I really don't envy you.
Sen kıskançtın, değil mi?You were jealous, weren't you?
Onlar bizi kıskanıyorlar.They are jealous of us.
Aşk sabırlıdır, aşk şefkatlidir. Kıskanmaz, övünmez, kibirli değildir.Love is patient, love is kind. It does not envy, it does not boast, it is not proud.
Sanırım o seni kıskanıyor.I think she's jealous of you.
Kıskanç olmayacağıma söz veriyorum.I promise I won't be jealous.
O kıskançtır.He is jealous.
Sen kıskanç değildin.You were not jealous.
Kıskanç değildim.I was not jealous.
Kıskanç değildik.We were not jealous.
Mary kıskanç değildi.Mary was not jealous.
O, kıskanç değildi.She was not jealous.
Kıskanç değil.He's not jealous.