Lütfen bana elinden geldiğince kısa süre içinde yaz.Please write to me as soon as you can.
Lütfen mümkün olduğu kadar kısa sürede bize cevabını ver.Please give us your answer as soon as possible.
Onu mümkün olduğunca kısa sürede yap.Do it as soon as possible.
En kısa sürede borcumu ödeyeceğim.I will pay my debt as soon as possible.
En kısa sürede toplantının düzenlenmesini istiyoruz.We want the meeting arranged as soon as possible.
Steroyu biraz kısar mısın?Would you turn down the stereo a little?
Burada kısa bir süre için kalacağım.I will stay here for a short period.
Kısa bir süre burada kalacağım.I will stay here for a short period.
Kısa bir yürüyüş seni istasyona getirir.A short walk will bring you to the station.
Kısa bir yürüyüş beni göle getirdi.A short walk brought me to the lake.
İtfaiyeci yangını kısa sürede söndürdü.The fireman soon put the fire out.
Akşam yemeğinden sonra arabamda kasabanın etrafında kısa bir gezinti yaptık.After dinner, we took a spin around town in my car.
Ebeveynler en kısa sürede çocuklarının bağımsız olacaklarını umuyorlar.Parents hope their children will become independent as soon as possible.
Hayat çok kısa.Life is very short.
İnsanlar hayatın kısa olduğunu söylüyor.People say that life is short.
Onlar sık sık yaşamın kısa olduğunu söylerler.They often say that life is short.
Hayat kısa ve zaman hızlıdır.Life is short and time is swift.
Su olmazsa, kısa sürede ölürüz.Without water, we would soon die.
Su olmazsa kısa zamanda ölürüz.Without water, we would soon die.
Öğretmenim bana en kısa sürede kağıdımı teslim etmemi istedi.My teacher told me to turn in my paper as soon as possible.
Öğretmen her öğrencinin kağıdına kısa bir yorum yazdı.The teacher wrote a short comment on each student's paper.
Öğretmen her kağıt üzerine kısa bir yorum yazdı.The teacher put a short comment on each paper.
Ön tarafı çok kısa kesme.Don't cut it too short in the front.
Büyükbabam benim doğumumdan kısa bir süre sonra öldü.My grandfather died shortly after my birth.
Uzun bir hikayeyi kısalttığı için, kovuldu.To cut a long story short, he was fired.
Umarım kısa zamanda sağlığına kavuşursun.I hope you get well soon.
Kameri ay takvim ayından kısadır.A lunar month is shorter than a calendar month.
Kameri ay takvim ayından daha kısadır.A lunar month is shorter than a calendar month.
Onu kısalttırmalıyım.I must have it shortened.
Kısa vadeli sözleşmeli personel haber vermeden işten çıkarıldı.The short term contract employees were dismissed without notice.
Kısa zamanda çok para kazanmak kolay değildi.It was not easy to get a lot of money in a short time.
Kısacası, o şirket için çalışmanı istemiyorum.In short, I don't want you to work for that company.
Kısaca anlatmak gerekirse, onun müzik yeteneği yok.To put it briefly, he lacks musical ability.
Uzun lafın kısası, o kovuldu.To make a long story short, he was fired.
Adamlar kısa kollu giyiyorlar.The men are wearing short sleeves.
Biz yolda kısa bir dinlenme aldık.We took a short rest on the way.
Kış yaklaşırken günler kısalır.The days grow shorter as winter approaches.
Günler yavaş yavaş kısalıyor.The days are gradually shortening.
Günler daha kısa oluyor.The days are becoming shorter.
Günler kısalıyor.The days are drawing in.
Kısa saçla hoş görünüyorsun.You look nice with your hair short.
Onun söylediği kısa ve isabetliydi.What he said was brief and to the point.
Onun konuşması kısa ve isabetliydi.His speech was short and to the point.
Onun konuşması çok kısaydı.His speech was too short.
Konuşması çok kısaydı.His speech was too short.
Onun konuşması kısa bir konuşma.His address is a concise speech.
Kısa süre sonra erkek kardeşi eve geldi.His brother came home soon after.
Onun arabası kısa sürede gözden kayboldu.His car soon went out of sight.
Makalesi kısa ve özdü.His essay was concise and to the point.
O Yunanca öğrenmeye çalıştı ama kısa sürede usandı ve vazgeçti.He tried to learn Greek, but soon got tired and gave it up.
O bana kısa bir yanıt verdi.He gave me a curt answer.
O kısa sürede iyileşecek.He will get well very soon.
O kısa süre sonra geri geldi.He came back soon.
Kısa sürede bize yetişeceğini düşünüyorum.I think he will soon catch up with us.
Kısa sürede yeni çevreye alıştı.He soon got used to the new surroundings.
O, kısa sürede yeni işi bıraktı.He soon left the new job.
O kısa sürede yoruldu.He got tired soon.
Sanırım o kısa sürede geri dönecek.I suppose he will be back soon.
O, makinenin ana hatlarını kısaca anlatır.He sketches the outline of the machine.
O iki oğlanın kısa boylusudur.He is the shorter of the two boys.