Tom'dan çok daha kısasın.You're a lot shorter than Tom is.
Tom'dan çok daha kısa boylusun.You're a lot shorter than Tom is.
Mary bildiğim en kısa kadın.Mary is the shortest woman I know.
Tom kısa saçlı daha iyi görünüyor.Tom looks better with short hair.
Tom Mary öldükten bir hafta daha kısa süre sonra öldü.Tom died less than a week after Mary died.
Umarım bunu kısa süre içinde yaparsınız.I hope you'll do that soon.
Tom bunu yapmak için çok kısa.Tom is too short to do that.
Tom bunu kısa sürede yapmayı umuyor.Tom expects to do that soon.
Tom'un kısa kahverengi saçları var.Tom has short brown hair.
om onu kısa süre içinde yapmak zorunda.Tom has to do that soon.
Biraz daha kısa sorular, lütfen.Some more brief questions, please.
Tom ve Mary kısa bir konuşma yaptı.Tom and Mary had a short conversation.
Kısa devre yüzünden aniden karanlıktaydık.Because of a short circuit, we were suddenly in the dark.
Tom kısa sürede bunu yapmak zorunda.Tom has to do that pretty soon.
Tom bana Mary'nin kısa olduğunu düşündüğünü söyledi.Tom told me that he thought Mary was short.
Tom kısa süre sadece Boston'da yaşadı.Tom only lived in Boston for a short time.
Tom muhtemelen Mary'ye bunu mümkün olan en kısa sürede yapması gerektiğini söyleyecektir.Tom is probably going to tell Mary that she should do that as soon as possible.
Tom ve Mary üniversiteden mezun olduktan kısa süre sonra evlendi.Tom and Mary got married soon after they graduated from college.
Tom bunun hakkında kısa sürede bilecek.Tom is going to know about this soon enough.
Sanırım Tom kısa zamanda ağlamayı bırakmayacak.I think Tom won't stop crying anytime soon.
Bunu mümkün olan en kısa sürede yapacağız.We'll do that as soon as possible.
Tom sadece Mary kadar kısadır.Tom is just as short as Mary is.
Sami kısa süre önce İslam'a geçti.Sami recently converted to Islam.
Kısa sürede bir vize almak imkansız olacak.It's going to be impossible to get a visa on short notice.
Bu kadar kısa sürede bir çocuk bakıcısı bulamadım.I wasn't able to find a babysitter on such short notice.
Sanırım mümkün olan en kısa sürede buradan çıkmalıyız.I think we should get out of here as soon as possible.
Tom, Mary bunu mümkün olan en kısa sürede yapmak istediğini söyledi.Tom said Mary wanted to do that as soon as possible.
Tom sınıf arkadaşlarının hepsinden çok daha kısadır.Tom is much shorter than all of his classmates.
Tom ve Mary'nin ikisi de kısa, değil mi?Tom and Mary are both short, aren't they?
Tom bunu mümkün olan en kısa sürede yapacaktır.Tom will do that as soon as possible.
Elinizden geldiği sürece kısa sürede buraya geri gelin.Come back here as soon as you can.
Tom'un artık kısa saçları varTom has short hair now.
İngiltere'ye dönüşümüzden kısa bir süre sonra annem öldü.Shortly after our return to England my mother died.
Tom kısa süre önce evlendi.Tom has recently gotten married.
Tom kısa zamanda gerçeği öğrendi.Tom soon learned the truth.
Onu kısa süre içinde yapıyor olacağım.I'm going to be doing that soon.
Tom benim olduğum kadar kısa boylu değil.Tom isn't as short as I am.
Tom'a en kısa zamanda eve geri gelmesini tavsiye ettim.I advised Tom to come back home as soon as he could.
Ben kısa süre içinde iyileşeceğim.I'm going to get better soon.
Kısa süre içinde gidiyor olacağım.I'm going to be leaving soon.
En kısa zamanda gideceğim.I'll leave as soon as I can.
En kısa zamanda terk edeceğim.I'll leave as soon as I can.
Kısa süre içinde buraya gelmen gerek.You need to get here soon.
Tom kısa bir hikaye yazdı.Tom wrote a short story.
Mary kısa bir hikaye yazdı.Mary wrote a short story.
Mary kısa şortlar giyiyordu.Mary was wearing short shorts.
Tom'un karısı, onun ölümünden kısa bir süre sonra yeniden evlendi.Tom's wife remarried shortly after his death.
Sami'nin kriminal kariyeri kısa kesildi.Sami's criminal career was cut short.
Sami'nin suç kariyeri kısa kesildi.Sami's criminal career was cut short.
Sami kısa süre sonra tutuklandı.Sami was arrested soon after.
Sandalye onun için yeterince kısa.The chair is short enough for him.
Filin kısa bir kuyruğu vardır.The elephant has a short tail.
Sami kısa süre içinde taşındı.Sami soon moved in.
Taksi sürücüleri şehrin her noktasına giden en kısa yolu bilmelidirler.The taxi drivers must know the shortest path to each point of the city.
Sami ve Leyla kısa süre sonra bir aile kurdular.Sami and Layla started a family soon afterward.
Sami'nin akıl hastalığı onun mankenlik kariyerini kısa kesmiştir.Sami's mental illness cut his modeling career short.
Sami onu daha kısa zamanda yapabilirdi.Sami could do it in less time.
Oradaki o kısa boylu kadın, benim annemdir.That short woman over there is my mother.
Tom bunu yapabildiği kadar kısa sürede yaptı.Tom did that as soon as he was able to.
Ben bunu yapmayı bitirebileceğimi düşündüğüm kadar kısa sürede bitiremedim.I wasn't able to finish doing that as soon as I thought I'd be able to.