Onu kısıtlamak zorundayız.We've got to narrow it down.
İmajının bir parçası haline gelen aksanı, aynı zamanda oynayabileceği rolleri de kısıtlamaktaydı.His accent, while a part of his image, limited the roles he could play.
Bunun sonucunda Claudius etkinliğini artırmak için senatonun gücünü kısıtlamak zorunda kaldı.As a result, Claudius reduced the Senate's power for the sake of efficiency.
Bir veya iki örnekle asosyalliği kısıtlamak yanlış olabilir.A single litter may be sired by two or more males.
Bunu yapmak için yapmamız gereken şey ise belirli bilgilere erişimi kısıtlamaktır.And what we have to do to do that is we have to limit access to certain information.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.But what that does is it actually limits the artistic possibilities.
Online edebiyat monopolisi aynı zamanda okur tercihlerini de kısıtlamaktadır.The monopoly of online literature also restricts readers' choice.
Yetkili, "Yatırım özgürlüğünü kısıtlamak ayrımcılık yapmaktır."Curbing investment freedom is discrimination.
Arama, bulunan sonuçları genişletmek veya kısıtlamak için kullanılabilir.The search can be used to widen or restrict already found results.
Bazı ülkeler suni tohumlamayı çeşitli şekillerde kısıtlamaktadır.Some countries restrict artificial insemination in a variety of ways.
Anayasa din özgürlüğünü sağlar.[1] Ancak hükümet bu hakkı kısıtlamaktadır.The Constitution provides for freedom of religion.[48] However, the Government restricts this right.
6. Madde, GCIV'ün çoğunun geçerli olduğu süreyi kısıtlamaktadır:Article 6 restricts the length of time that most of GCIV applies:
Sadrazamlığı sırasında Yeniçeri Ocağı'nı ıslah etmek ve gücünü kısıtlamak yönünde çalışmalarda bulundu.In den folgenden Tagen arbeiteten die Ingenieure rund um die Uhr, um das Problem einzugrenzen und zu beheben.
Fakat simetri özellikleri bu yüklerin oluşması için gerekli koşulları kısıtlamaktadır.Sin embargo, será el propio Magendie quien establezca un límite a este asertivo reduccionismo.
Devrim Çarlığı kaldırmaz iken, gücünü kısıtlamakla yetinmişti.Quando scoppiò la rivoluzione, mantenne delle posizioni moderate.
İmajının bir parçası haline gelen aksanı, aynı zamanda oynayabileceği rolleri de kısıtlamaktaydı.Il suo accento, per quanto parte della sua immagine pubblica, limitò i ruoli che poteva interpretare.
Savaşın amacı olan El-Kaide'nin hareketlerini kısıtlamak, tam olarak başarıldı denemez.Само собой разумеется, что акт отчаяния, на который пошёл аль-Мамун, не привел к желанному успеху.
Devrim Çarlığı kaldırmaz iken, gücünü kısıtlamakla yetinmişti.Однако Революция не собиралась снижать свои темпы.
Bunun sonucunda Claudius etkinliğini artırmak için senatonun gücünü kısıtlamak zorunda kaldı.Como resultado, Cláudio viu-se obrigado a reduzir o poder do senado para poder governar com maior eficácia.
Bunun sonucunda Claudius etkinliğini artırmak için senatonun gücünü kısıtlamak zorunda kaldı.Som en följd av detta tvingades Claudius inskränka senatens befogenheter.
Sosyal baskılar dilin kullanımını gittikçe kısıtlamakta ve bu sayı oldukça azalmaktadır.Det är vanligare med fall där språket är bevarat men den sociala interaktionen minskad.
İmajının bir parçası haline gelen aksanı, aynı zamanda oynayabileceği rolleri de kısıtlamaktaydı.Jeho přízvuk, stejně jako jeho image, limitoval role, ve kterých mohl hrát.
Ve bunun üzerine birlikte yapılan deneysel testler de yerel gerçekçiliği de kısıtlamaktadır.CH nerovnosti se redukují na CHSH nerovnosti, načež experimentální testy rovněž omezují lokální realismus.
Birçok kimse Eisenhower'ı askeri harcamaları kısıtlamak ve bir uzay programı geliştirememekle suçladı.Eisenhower csökkentette a katonai kiadásokat, és kevesebb pénzt szánt az űrkutatásra.
Bunun sonucunda Claudius etkinliğini artırmak için senatonun gücünü kısıtlamak zorunda kaldı.Leo satte i den forbindelse Hilarius grundigt på plads, så denne fik indskrænket sin magt.
Bazı bakteriler başka suşlarda büyütülmüş virüslerin büyümesini engelemekte (kısıtlamaktaydı).これにより、重量にして若干の過積載が生じた。
Bunun sonucunda Claudius etkinliğini artırmak için senatonun gücünü kısıtlamak zorunda kaldı.כתוצאה מעוינות זו נאלץ קלאודיוס להפחית את כוחו של הסנאט.
İmajının bir parçası haline gelen aksanı, aynı zamanda oynayabileceği rolleri de kısıtlamaktaydı.Размерите му го ограничавали в ролите, които можел да играе.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Но это приводит лишь к ограничению творческих возможностей.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.אך זה גורם לכך שמגבילים את האפשרויות האמנותיות.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Aber was das tatsächlich bewirkt, ist dass die künstlerischen Möglichkeiten sogar eingeschränkt werden.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Ale takové řízení ve skutečnosti omezuje umělecké možnosti.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Ale to prowadzi do ograniczania możliwości artystycznych.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Ale to v skutočnosti spôsobuje obmedzenie umeleckých možností.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Dar asta limitează posibilităţile artisitice.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.그런데 그렇게 세세하게 신경을 쓰다보면 예술적 가능성을 제한하게 됩니다.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Maar dat beperkt eigenlijk onze artistieke mogelijkheden.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Mais ce que cela fait, c'est que ça limite réellement les possibilités artistiques.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Ma questo limita le possibilità di espressione artistica.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Mas isso limita as possibilidades artísticas.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Pero eso en realidad limita el potencial artístico.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Але це призводить лише до обмеження мистецьких можливостей.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.Но това всъщност ограничава артистичните възможности.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.لكن ما يؤدي إليه ذلك هو في الواقع، الحد من الإمكانيات الفنية.
Ama onun yaptığı şey aslında sanatsal olasılıkları kısıtlamak olur.芸術的な可能性が制限されています 例えば もし私がバンドの主導権を握り
Ben nerede olabilir tutmak için gidiyorum kısıtlamak daima herkesAion pitää missä saatat rajoittaa aina jokainen joka on paljon ihmisiä kaikki toimivat ainoastaan
Ben nerede olabilir tutmak için gidiyorum kısıtlamak daima herkes Hangi bir sürü insan olduğunuЯ збираюся триматися від того, де ви могли б обмежувати завжди всі що дуже багато людей
Ben nerede olabilir tutmak için gidiyorum kısıtlamak daima herkes Hangi bir sürü insan olduğunuЯ собираюсь держаться от того, где вы могли бы ограничивать всегда все что очень много людей
Ben nerede olabilir tutmak için gidiyorum kısıtlamak daima herkes나는 어디에 수도와 계속 간다 제한하다 항상 사람들
Ben nerede olabilir tutmak için gidiyorum kısıtlamak daima herkesאני הולך לשמור על איפה אתה יכול להגביל תמיד כולם
Ben nerede olabilir tutmak için gidiyorum kısıtlamak daima herkesانا ذاهب للحفاظ على حيث قد حصر دائما الجميع
Ben nerede olabilir tutmak için gidiyorum kısıtlamak daima herkes常に 皆 これは多くの人である
Bunu yapmak için yapmamız gereken şey ise belirli bilgilere erişimi kısıtlamaktır.E cio' che deve essere fatto per ottenere cio' e' limitare l'accesso ad alcune informazioni.
Bunu yapmak için yapmamız gereken şey ise belirli bilgilere erişimi kısıtlamaktır.Ehhez azt kell tennünk, hogy bizonyos információkhoz való hozzáférést korlátozzunk.
Bunu yapmak için yapmamız gereken şey ise belirli bilgilere erişimi kısıtlamaktır.En wat we moeten doen om dat te doen is dat we toegang tot bepaalde informatie moeten beperken.
Bunu yapmak için yapmamız gereken şey ise belirli bilgilere erişimi kısıtlamaktır.Et ce que nous avons à faire pour ça est de limiter l'accès à certaines informations.
Bunu yapmak için yapmamız gereken şey ise belirli bilgilere erişimi kısıtlamaktır.I to co możemy zrobić, aby to osiągnąć to ograniczenie dostępu do pewnych informacji.
Bunu yapmak için yapmamız gereken şey ise belirli bilgilere erişimi kısıtlamaktır.그러기 위해서는 특정 정보에 대한 접근을 제한해야 합니다.
Bunu yapmak için yapmamız gereken şey ise belirli bilgilere erişimi kısıtlamaktır.Para isso, temos que limitar o acesso a certas informações.
Bunu yapmak için yapmamız gereken şey ise belirli bilgilere erişimi kısıtlamaktır.Și ce trebuie să face pentru a realiza asta este să limităm accesul la anumite informații.