kısıtlama ile cümle
kısıtlama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Seçimden ve şiddet salgınından hemen sonra, yönetim medyaya ciddi kısıtlamalar getirdi.Krátce po volbách a po propuknutí násilí, vláda náhle zavedla embargo na zpravodajství.
Seçimden ve şiddet salgınından hemen sonra, yönetim medyaya ciddi kısıtlamalar getirdi.Krátko po voľbách a vypuknutí násilia, vláda náhle uvalila výrazné mediálne embargo.
Seçimden ve şiddet salgınından hemen sonra, yönetim medyaya ciddi kısıtlamalar getirdi.Và không lâu sau vụ việc, chính phủ đột ngột cắt các phương tiện truyền thông.
Seçimden ve şiddet salgınından hemen sonra, yönetim medyaya ciddi kısıtlamalar getirdi.Wkrótce po wyborach i wybuchu zamieszek rząd nieoczekiwanie wprowadził blokadę informacyjną.
Seçimden ve şiddet salgınından hemen sonra, yönetim medyaya ciddi kısıtlamalar getirdi.А одразу ж після виборів та спалахів насилля держава раптом наклала на ЗМІ значні обмеження.
Seçimden ve şiddet salgınından hemen sonra, yönetim medyaya ciddi kısıtlamalar getirdi.Скоро след изборите и вълненията правителството неочаквано наложи огромно медийно затъмнение.
Seçimden ve şiddet salgınından hemen sonra, yönetim medyaya ciddi kısıtlamalar getirdi.זמן קצר לאחר הבחירות והתפרצות האלימות, הממשלה פתאום כפתה השבתה רבתי של כלי-התקשורת.
Seçimden ve şiddet salgınından hemen sonra, yönetim medyaya ciddi kısıtlamalar getirdi.وبعد الانتخابات واندلاع أعمال العنف بفترة قصيرة فرضت الحكومة وبشكل مفاجيء حظرًا إعلاميًا قويًا.
Seçimden ve şiddet salgınından hemen sonra, yönetim medyaya ciddi kısıtlamalar getirdi.政府は突如 強い報道管制を敷きました そのため 事件がどこで起きているのか
Seçimler o dakikadan sonra fırsatları çağrıştırmaz, onun yerine kısıtlamaları empoze ederler.A escolha já não oferece oportunidades mas impõe restrições.
Seçimler o dakikadan sonra fırsatları çağrıştırmaz, onun yerine kısıtlamaları empoze ederler.Alegerea nu mai deschide oportunităţi, ci impune constrângeri.
Seçimler o dakikadan sonra fırsatları çağrıştırmaz, onun yerine kısıtlamaları empoze ederler.Auswahl bietet dann keine Gelegenheit mehr sondern legt Beschränkungen auf.
Seçimler o dakikadan sonra fırsatları çağrıştırmaz, onun yerine kısıtlamaları empoze ederler.A választás ekkor már nem lehetőség, hanem kényszer lesz.
Seçimler o dakikadan sonra fırsatları çağrıştırmaz, onun yerine kısıtlamaları empoze ederler.Elegir ya no nos ofrece oportunidades, sino que impone restricciones.
Seçimler o dakikadan sonra fırsatları çağrıştırmaz, onun yerine kısıtlamaları empoze ederler.Keuze biedt dan niet langer mogelijkheden maar legt beperkingen op.
Seçimler o dakikadan sonra fırsatları çağrıştırmaz, onun yerine kısıtlamaları empoze ederler.선택은 더 기회를 제공하지 않습니다, 그 대신 압박감을 부여하죠.
Seçimler o dakikadan sonra fırsatları çağrıştırmaz, onun yerine kısıtlamaları empoze ederler.La scelta non offre più delle opportunità, ma impone dei fardelli.
Seçimler o dakikadan sonra fırsatları çağrıştırmaz, onun yerine kısıtlamaları empoze ederler.Le choix n'offre plus des possibilités, mais impose des contraintes.
Seçimler o dakikadan sonra fırsatları çağrıştırmaz, onun yerine kısıtlamaları empoze ederler.Pilihan tidak lagi memberikan kesempatan, tapi malah mengekang.
Seçimler o dakikadan sonra fırsatları çağrıştırmaz, onun yerine kısıtlamaları empoze ederler.Sự lựa chọn không còn đem lại cơ hội mà lại đem tới sự kiểm chế.
Seçimler o dakikadan sonra fırsatları çağrıştırmaz, onun yerine kısıtlamaları empoze ederler.Valen skapar inte längre möjligheter, utan tynger oss med krav.
Seçimler o dakikadan sonra fırsatları çağrıştırmaz, onun yerine kısıtlamaları empoze ederler.Valg tilbyder ikke længere muligheder, men pålægger begrænsninger.
Seçimler o dakikadan sonra fırsatları çağrıştırmaz, onun yerine kısıtlamaları empoze ederler.Valitseminen ei enää tarjoa mahdollisuuksia vaan rajoitteita.
Seçimler o dakikadan sonra fırsatları çağrıştırmaz, onun yerine kısıtlamaları empoze ederler.Volba už nenabízí možnosti, ale vytváří omezení.
Seçimler o dakikadan sonra fırsatları çağrıştırmaz, onun yerine kısıtlamaları empoze ederler.Voľba už neponúka príležitosti, ale prináša obmedzenia.
Seçimler o dakikadan sonra fırsatları çağrıştırmaz, onun yerine kısıtlamaları empoze ederler.Wybór przestaje oferować możliwości, a zamiast tego narzuca ograniczenia.
Seçimler o dakikadan sonra fırsatları çağrıştırmaz, onun yerine kısıtlamaları empoze ederler.Η επιλογή δεν προσφέρει πια ευκαιρίες, αλλά επιβάλλει περιορισμούς.
Seçimler o dakikadan sonra fırsatları çağrıştırmaz, onun yerine kısıtlamaları empoze ederler.Вибір більше не відкриває нові можливості, а обмежує.
Seçimler o dakikadan sonra fırsatları çağrıştırmaz, onun yerine kısıtlamaları empoze ederler.Выбор уже не подразумевает возможности, а оказывает давление.
Seçimler o dakikadan sonra fırsatları çağrıştırmaz, onun yerine kısıtlamaları empoze ederler.Избора вече не предоставя възможности, а налага ограничения.
Seçimler o dakikadan sonra fırsatları çağrıştırmaz, onun yerine kısıtlamaları empoze ederler.הבחירה מפסיקה להציע הזדמנויות, ובמקום מציבה מגבלות.
Seçimler o dakikadan sonra fırsatları çağrıştırmaz, onun yerine kısıtlamaları empoze ederler.فالخيارات هنا لا تعني الفرص الافضل بل تعني القيود الاكثر
Seçimler o dakikadan sonra fırsatları çağrıştırmaz, onun yerine kısıtlamaları empoze ederler.強要され 縛られます 選択が象徴するものは
Seyahat kısıtlaması olduğunu duydum.Hallottam a felfüggesztéséről.
Seyahat kısıtlaması olduğunu duydum.J'ai entendu parler de ta suspension.
Seyahat kısıtlaması olduğunu duydum.Έμαθα για την απαγόρευση εξόδου από τη χώρα.
Seyahat kısıtlaması olduğunu duydum.لقد سمعت بمنع السفر
Şimdi ben -- Bu Louisvil şehrinin silüeti -- ve şimdi projeyi yönlendiren çeşitli kısıtlamalara bakacağız.이게 루이빌 도심의 모습입니다. 이 프로젝트를 이끈 여러가지 제약들을 하나 하나 설명드리겠습니다.
Şimdi ben -- Bu Louisvil şehrinin silüeti -- ve şimdi projeyi yönlendiren çeşitli kısıtlamalara bakacağız.Сега ще... това е изглед от Луивил... ще ви преведа рпез различни ограничения, които доведоха до проекта.
Şimdi ben -- Bu Louisvil şehrinin silüeti -- ve şimdi projeyi yönlendiren çeşitli kısıtlamalara bakacağız.Це обриси Луїсвілля. А зараз я розповім про різноманітні перепони на нашому шляху.
Şimdi ben -- Bu Louisvil şehrinin silüeti -- ve şimdi projeyi yönlendiren çeşitli kısıtlamalara bakacağız.الآن أنا ذاهب الى , وهذا هو أفق لويزفيل وسأقوم بأخذكم عبر القيود المختلفة التي أدت إلى هذا المشروع
Şimdi, bu kısıtlamayı biraz gevşettiğimizi düşünün."Bが空いている"を消します
Şimdi, bu kısıtlamayı biraz gevşettiğimizi düşünün.Forestil dig nu at vi prøver at fjerne denne begrænsning
Şimdi, bu kısıtlamayı biraz gevşettiğimizi düşünün.Maintenant, imaginez que nous essayons d'assouplir cette restriction.
Şimdi, bu kısıtlamayı biraz gevşettiğimizi düşünün.Nun stellen wir uns vor, dass wir diese Einschränkung aufweichen.
Şimdi, bu kısıtlamayı biraz gevşettiğimizi düşünün.Nyní si představte, že se pokusíme zmírnit toto omezení.
Şimdi, bu kısıtlamayı biraz gevşettiğimizi düşünün.Ora, immaginate di rilassare questa restrizione.
Şimdi, bu kısıtlamayı biraz gevşettiğimizi düşünün.Teraz si predstavte, že sa pokúsime zmierniť toto obmedzenie.
Şimdi, bu kısıtlamayı biraz gevşettiğimizi düşünün.Vi korsar ut "B är tomt" och då får vi regeln
Şimdi, bu kısıtlamayı biraz gevşettiğimizi düşünün.Wyobraźmy sobie, że próbujemy rozluźnić to ograniczenie.
Şimdi, bu kısıtlamayı biraz gevşettiğimizi düşünün.Теперь представьте себе, что мы хотим ослабить это ограничение.
Şimdi, bu kısıtlamayı biraz gevşettiğimizi düşünün.עכשיו, תארו לעצמכם שאנחו מנסים להקל את המגבלה הזאת.
Söz konusu olan ilacın cinsi ve hangi ülkeden getireceğiniz kısıtlamalara etki eder.Niihin vaikuttaa se, millaisesta lääkkeestä on kysymys, sekä mistä maasta tuot lääkkeen Suomeen.
Söz konusu olan ilacın cinsi ve hangi ülkeden getireceğiniz kısıtlamalara etki eder.يؤثر في ذلك نوع الدواء وكذلك من أي دولة تحضر الدواء إلى فنلندا.
Söz konusu olan ilacın cinsi ve hangi ülkeden getireceğiniz kısıtlamalara etki eder.您可从其他欧洲经济区国家一次性携带一年用量的药品。从其他欧洲经济区国家邮购药品的最高限量为三个月的用量。
Spor ya da fiziksel etkinlik yapamıyorum fakat progerianın neyse ki kısıtlamadığı şeylerle ilgilenebiliyorum.Nemůžu sportovat ani cvičit, ale můžu se zajímat o různé věci, které progerie naštěstí neovlivňuje.
Spor ya da fiziksel etkinlik yapamıyorum fakat progerianın neyse ki kısıtlamadığı şeylerle ilgilenebiliyorum.אני לא יכול לעשות ספורט או פעילויות גופניות, אבל הצלחתי להתעניין בדברים שהפרוגריה, למזלי, לא מגבילה אותי בהם.
Spor ya da fiziksel etkinlik yapamıyorum fakat progerianın neyse ki kısıtlamadığı şeylerle ilgilenebiliyorum.幸運なことに 僕はそうした制限と 関係ないものに興味をもつことができました しかし マーチングバンドや審判のように
Toprak edinme kisitlamalari,Einschränkungen bei Landbesitz.
Toprak edinme kisitlamalari, Hareket etme kisitlamalari,- Restriktioner mot att äga fast egendom