kırsal ile cümle
kırsal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Kırsal toplulukların ihtiyacı olan ekonomik desteği sağlarlar.Они предоставили необходимую экономическую поддержку деревенским сообществам.
Kırsal toplulukların ihtiyacı olan ekonomik desteği sağlarlar.והן מספקות תמיכה כלכלית נחוצה לקהילות כפריות.
Kırsal toplulukların ihtiyacı olan ekonomik desteği sağlarlar.وهي توفر الدعم للمجتمعات الفقيرة
Kırsal toplulukların ihtiyacı olan ekonomik desteği sağlarlar.もっとも重要なことは 機能していることです
Kısım (kırsal kalkınma) hektar başına harcamalar genellikle HNV tarım arazisi oranının artmasıyla artmaktadır.Izdatki na hektar za 2. steber (razvoj podeželja) so na splošno višji, čim večji je delež kmetijskih površin z
Kısım (kırsal kalkınma) hektar başına harcamalar genellikle HNV tarım arazisi oranının artmasıyla artmaktadır.Köztársaságban annak érdekében, hogy részletesebben értékelhesse a finanszírozási sémákat.
Kısım (kırsal kalkınma) hektar başına harcamalar genellikle HNV tarım arazisi oranının artmasıyla artmaktadır.ökologisch wertvollen landwirtschaftlichen Flächen beitragen kann.
Kısım (kırsal kalkınma) hektar başına harcamalar genellikle HNV tarım arazisi oranının artmasıyla artmaktadır.Pilari I tarjoaa suoraa tukea viljelijöille ja maatalousmarkkinoiden markkinatoimenpiteitä.
Kısım (kırsal kalkınma) hektar başına harcamalar genellikle HNV tarım arazisi oranının artmasıyla artmaktadır.Utgifterna för pelare II (landsbygdsutveckling) per hektar ökar generellt med en
Kızıl Kmerler insanları kırsal komünist bir ütopya hedefi ile kırsal alana tahliye etti,크메르루즈는 사람들을 시골로 대피시켜 그 지역에서 공산주의자의 천국을 만들려고 했습니다.
Kızıl Kmerler insanları kırsal komünist bir ütopya hedefi ile kırsal alana tahliye etti,הקמר רוז' מפנה אנשים אל מחוץ לעיר, אל הכפרים כדי ליצור אוטופיה קומוניסטית- כפרית,
Kızıl Kmerler insanları kırsal komünist bir ütopya hedefi ile kırsal alana tahliye etti,أخلى الخمير الحمر الناس الى الريف من أجل بناء مدينة فاضلة شيوعية في الريف،
Kızıl Kmerler insanları kırsal komünist bir ütopya hedefi ile kırsal alana tahliye etti,人々を農村へ移住させました 毛沢東の中国文化大革命と非常に似ています
Kuzey Amerika'nin kirsal bolumundeki insanlarin cogu, 1900'de cesitli arsalara sahiplerdi.1900년대 북미의 대다수의 지방사람들은 그들 소유의 땅이 있었습니다.
Kuzey Amerika'nin kirsal bolumundeki insanlarin cogu, 1900'de cesitli arsalara sahiplerdi.A maior parte das pessoas, na zona rural dos EUA, possuía alguns terrenos em 1900.
Kuzey Amerika'nin kirsal bolumundeki insanlarin cogu, 1900'de cesitli arsalara sahiplerdi.De fleste folk i den landlige Nordamerika ejede noget jord i 1900.
Kuzey Amerika'nin kirsal bolumundeki insanlarin cogu, 1900'de cesitli arsalara sahiplerdi.De meeste mensen op het platteland van Noord-Amerika bezaten tegen 1900 wat grond.
Kuzey Amerika'nin kirsal bolumundeki insanlarin cogu, 1900'de cesitli arsalara sahiplerdi.Die meisten Leute im ländlichen Nord-Amerika besitzen im Jahr 1900 etwas Land.
Kuzey Amerika'nin kirsal bolumundeki insanlarin cogu, 1900'de cesitli arsalara sahiplerdi.Do roku 1900 většina lidí na severoamerickém venkově vlastnila kus půdy.
Kuzey Amerika'nin kirsal bolumundeki insanlarin cogu, 1900'de cesitli arsalara sahiplerdi.Észak-Amerikában, a legtöbb vidéki 1900-ra már földtulajdonos volt.
Kuzey Amerika'nin kirsal bolumundeki insanlarin cogu, 1900'de cesitli arsalara sahiplerdi.Hầu hết mọi người ở khu vực nông thôn Bắc Mĩ làm chủ vài mảnh đất trước 1900.
Kuzey Amerika'nin kirsal bolumundeki insanlarin cogu, 1900'de cesitli arsalara sahiplerdi.Kebanyakan penduduk di pedesaan Amerika Utara memiliki tanah pada tahun 1900.
Kuzey Amerika'nin kirsal bolumundeki insanlarin cogu, 1900'de cesitli arsalara sahiplerdi.La mayoría de la gente de la parte rural de América del Norte fueron dueños de su propiedad para el año 1900.
Kuzey Amerika'nin kirsal bolumundeki insanlarin cogu, 1900'de cesitli arsalara sahiplerdi.La plupart des gens en Amérique du Nord rurale possédaient de la terre avant 1900.
Kuzey Amerika'nin kirsal bolumundeki insanlarin cogu, 1900'de cesitli arsalara sahiplerdi.Majoritatea țăranilor din America de Nord dețineau ceva pământ prin 1900.
Kuzey Amerika'nin kirsal bolumundeki insanlarin cogu, 1900'de cesitli arsalara sahiplerdi.Molte persone nel Nordamerica rurale possiedono delle terre dal 1900.
Kuzey Amerika'nin kirsal bolumundeki insanlarin cogu, 1900'de cesitli arsalara sahiplerdi.Większość rolników w Północnej Ameryce posiadała ziemię przed 1900 rokiem.
Kuzey Amerika'nin kirsal bolumundeki insanlarin cogu, 1900'de cesitli arsalara sahiplerdi.Більшість людей у сільських районах Північної Америки володіли певною ділянкою землі на початок 1900-х років.
Kuzey Amerika'nin kirsal bolumundeki insanlarin cogu, 1900'de cesitli arsalara sahiplerdi.Большинство людей в сельской части Северной Америки владели землёй к 1900 году.
Kuzey Amerika'nin kirsal bolumundeki insanlarin cogu, 1900'de cesitli arsalara sahiplerdi.Повечето хора в селските райони на Северна Америка притежаваха някаква земя до 1900 година.
Kuzey Amerika'nin kirsal bolumundeki insanlarin cogu, 1900'de cesitli arsalara sahiplerdi.רוב האנשים בצפון אמריקה הכפרית היו בעלי קרקע כלשהי עד שנת 1900
Kuzey Amerika'nin kirsal bolumundeki insanlarin cogu, 1900'de cesitli arsalara sahiplerdi.معظم الناس فى الأماكن الريفية بشمال أمريكا يمتلكون بعض أراضى منذ 1900.
Kuzey Amerika'nin kirsal bolumundeki insanlarin cogu, 1900'de cesitli arsalara sahiplerdi.何らかの土地を所有しています 一方南アメリカではほとんどありません
Londra'daki toplulukları kırsal kesime bağlıyor.Att sammanföra samhällen i London med lantbrukarna.
Londra'daki toplulukları kırsal kesime bağlıyor. Çok önemli.Połączenie ludzi z Londynu z rolnikami jest ważne.
Londra'daki toplulukları kırsal kesime bağlıyor. Çok önemli.Об'єднання спільнот Лондона з сільськими господарствами - це важливо.
Londra'daki toplulukları kırsal kesime bağlıyor.런던의 지역사회와 시골 재배자를 이어주는 것입니다.
Londra'daki toplulukları kırsal kesime bağlıyor.ligando as comunidades em Londres com os cultivadores rurais.
Londra'daki toplulukları kırsal kesime bağlıyor.לחבר קהילות עירוניות עם מגדלים כפריים.
Londra'daki toplulukları kırsal kesime bağlıyor.نربط المجتمعات في لندن بالمزراعين في الريف.
Londra'daki toplulukları kırsal kesime bağlıyor.とても重要です。
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Deve poter resistere al caldo e all'usura che sono frequenti negli ospedali situati in queste zone.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Elle doit résister à la chaleur et à l'usure qui se produit dans les hôpitaux de ces zones rurales.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.이 기계는 이런 시골 병원에서 생길 수 있는 열과 마모와 균열을 견뎌내어야 합니다.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Musi znieść wysokie temperatury oraz normalne zużycie przy pracy w szpitalach w takich wiejskich obszarach.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Sie muss der Hitze und dem Verschleiß standhalten, die in Krankenhäusern in ländlichen Gebieten vorkommen.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Tem de aguentar o calor e o desgaste que acontecem nos hospitais destas regiões rurais.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Tiene que soportar el calor y el desgaste que ocurre en hospitales rurales.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Trebuie să reziste căldurii şi uzurii care există în spitalele din aceste zone rurale.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Ze moet bestand zijn tegen de hitte en slijtage in de ziekenhuizen in deze plattelandsgebieden.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Πρέπει να αντέχει τη ζέστη και τη φθορά και τη σκόνη που υπάρχει σε νοσοκομεία τέτοιων αγροτικών περιοχών.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Он переживёт и жару, и эрозию, и износ, которые встречаются в больницах этих сельских местностей.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Тя трябва да може да се справи със степента на амортизация и износване, която е характерна за тези болници.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.היא צריכה לעמוד בלחץ ובשימוש שקורה בבתי חולים באזורים הכפריים האלה.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.يجب أن تصمد في وجه الحرارة والتخريب والتكسير الذي يحصل في المستشفيات في تلك المقاطعات الريفية.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.熱や摩擦や損傷にも 耐えられるようにできています ですからそんなに簡単には壊れません
Muhafazakar bir çevrede yetişmiş. Hindistan'ın yoksul kesimindeki kırsal alanda büyümüş.A crescut într-un mediu conservator, într-un sat din zona săracă a Indiei.
Muhafazakar bir çevrede yetişmiş. Hindistan'ın yoksul kesimindeki kırsal alanda büyümüş.Dorastała w konserwatywnym środowisku, w małej wiosce w biednym regionie Indii.
Müsadenizle size güzel Norveç kırsalını sunmak istiyorum.Lad mig præsentere jer for det smukke norske landskab.
Müsadenizle size güzel Norveç kırsalını sunmak istiyorum.Låt mig presentera det vackra norska landskapet.