kırsal bölge ile cümle

kırsal bölge kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
12
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Kırsal bölgedeki yürüyüşte yorgun hissettiği için, o şekerleme yaptı.Feeling tired from walking in the countryside, he took a nap.
Kırsal bölgede hiç eğlence yoktur.There's no entertainment in the countryside.
Kırsal bölge güzeldir.The countryside is beautiful.
Kırsal bölge şehirden daha sessizdir.The countryside is quieter than the city.
Kırsal bölgede çok ağaç var.There are lots of trees in the countryside.
Biz bütün kırsal bölge için alay konusuyduk.We were the laughingstock of the whole countryside.
Kırsal bölgeler ise köy komiteleri ya da köy grupları olarak örgütlenmiştir.Rural areas are organized into village committees or villager groups.
Bahâîlik inancının bazı taraftarları birtakım kentsel ve kırsal bölgelerde vardır.Some adherents of the Bahá'í Faith likewise exist in a number of urban and rural areas.
Ayrıca Çin'in kırsal bölgelerinde finansal reformalar yapıldı.There are also financial reforms in rural China.
Hepsi de geldikleri kırsal bölgelere geri döndüler.They've all moved back to the rural area where they came from.
Şehir ve kırsal bölge arasındaki ilişki hakkındadır.It's about the relationship between the city and the countryside.
Eğer şehir kırsal bölgeye göz kulak olursa, kırsal bölge de şehre göz kulak olur.If the city looks after the country, the country will look after the city.
Pekâlâ, bir günde 200.000"e yakın insan kırsal bölgeden kentlere göç ediyor.So, close to 200,000 people a day migrate from the rural to the urban areas.
Böylelikle oraya gittim, ülkenin genellikle kırsal bölgelerinde ses sınavları yaptım.So I went out there, and I auditioned, mainly in rural township locations, right around the country.
Yani onları gelişmekte olan ülkelerin kırsal bölgelerinde bulamayacaksınız.So, you're not going to find them in rural areas of developing countries.
Tarih bunu gösteriyor, ister sosyal konutlardan olun, ya da bir kırsal bölgeden.History proves that it doesn't matter whether you come from a council estate or a country estate.
Yaklaşık üçte ikisi ise kırsal bölgelerde yaşıyor.Nearly two thirds live in rural areas.
Aşırı merkezileşme kentleri doldurarak kırsal bölgeleri boşalttı ve dev farklılıklara yol açtı.Overcentralisation has filled up the cities, emptied outlying areas and led to huge disparities.
Otterson: Kültür, tarih ve kırsal bölgelerin güzelliği.Otterson: The culture, the history and the beauty of the countryside.
Sorun, özellikle kırsal bölgeler ve Roman nüfusu arasında şiddetleniyor.The problem is especially severe in rural areas and among the country's Roma.
Bazı kırsal bölgelerde sel hıncını mahsul ve hayvanlardan çıkardı.In some rural areas, the flood damage took its toll on crops and livestock.
Karışıklık özellikle kırsal bölgelerde belirgin.The confusion is especially pronounced in rural areas.
Tahminler, kırsal bölgelerdeki idarelerin çoğunu Sosyalistlerin kazandığını gösteriyor.Estimates show that the Socialists won most of the rural mandates.
Kuzeyde pek çok kırsal bölgede ve küçük kentlerde yoksulluk hakim.In the north, many rural areas and smaller cities are impecunious.
Kırsal bölgelerden geçen birisi verandadan sarkan tütün yapraklarını görebilir.In rural areas, a passerby can see stringed tobacco leaves hanging on the porch.
Ayrıca, kırsal bölgelerde de daha fazla kadın hastalıkları ve doğum klinikleri kurulması gerekiyor.Also, more obstetric and gynecological clinics need to be built throughout the countryside.
Projede kırsal bölgelerdeki temel hizmetler ve perakende merkezlerini iyileştirmeyi de amaçlıyor.The project also aims to improve basic services and retail centers in the rural regions.
Bu arada kırsal bölgelerde, Katolikler çok eskiden kalma bazı gelenek ve törenleri uyguluyorlar.In rural areas, meanwhile, Catholics observe some very old traditions and rites.
Krivtsovka en yakın kırsal bölgedir. [1]Krivtsovka is the nearest rural locality.[3]
Pakistan ordusu, Taliban'ı şehirlerin dışı ve kırsal bölgelere sürmüştü.The Pakistani military had pushed the Taliban out of the cities and into the countryside.
Ancak bu ayrımı, sadece kırsal bölgelerde görmek mümkündür.Cette faction n'est visible qu'au cours de la campagne.
İkilinin dönüşünün hemen ardından kırsal bölgede ayaklanmalar başlar.La reconstruction effective de la ville commence probablement après la révolte.
Özelikle kırsal bölgede yapılan savaş köylüler için yıkım olmuştu.Nos costó mucho trabajo hacer Bandidos rurales.
Kırsal bölge şehirden daha sessizdir.В сельской местности тише, чем в городе.
Kırsal bölge güzeldir.Сельская местность прекрасна.
Ayrıca hem kentli insanları hem de kırsal bölge insanlarını korumak için bir yedek ordu planlamaya başladı.بالإضافة لذلك بدأ الجيش الاحتياطي في تنفيذ خطة لحماية أهالي المنطقة وما يحيط بها من مناطق ريفية .
Kırsal bölgeleri korur.واضطر المناطق الريفية.
Aynı zamanda hapishanelerde ve kırsal bölgelerde vaizlik yapmaktaydı.Odbywały się również w budynku więzienia oraz w okolicznych wsiach.
Toplam nüfusun %48'i kentsel, %52'si ise kırsal bölgede yaşamaktadır.58 % av befolkningen bor i städer mot 42 % på landsbygden.
Özelikle kırsal bölgede yapılan savaş köylüler için yıkım olmuştu.Це були здебільшого непідготовлені до боїв селяни.
Ancak bu ayrımı, sadece kırsal bölgelerde görmek mümkündür.Această practică se mai păstrează doar în zonele rurale.
Başkurtlar daha çok kentsel yörelerde değil kırsal bölgelerde yerleşiktirler.Είναι δυσκολότερο να βρεθούν χορτοφαγικές επιλογές στα επαρχιακά εστιατόρια απ'ό,τι στα αστικά.
Kırsal bölgeleri korur.Landdistrikternes urbanisering.
Bu fare kırsal bölgelerde yaşar ve ancak şehirlere ulaştığında insanlar için bir tehlike oluşturur.ヒト種が都市国家を作り出すも都市間の行き来は危険が伴う。
Kırsal bölgelerde kendi evlerinde yaşayanların oranı daha yüksektir.因此,生活在农村地区的人的自杀率更高。
İkilinin dönüşünün hemen ardından kırsal bölgede ayaklanmalar başlar.工人的到来开启了骚乱的下一阶段。
Japonya'da evlerin %58 kırsal bölgede yer almaktadır.82% от населението ѝ обитава селските райони.
Daha çok ormanlarda ve kırsal bölgelerde yaşarlar, ama şehirlerin içinde de görüldükleri olur.Najviše obitavaju u šumama, ali isto tako mogu živjeti u poljima i gradovima.
Kırsal bölgeleri korur.Chránené krajinné oblasti .
Depremin ardından ulaşım yetersizlikleri nedeniyle kırsal bölgelere yardımların ulaştırılması gecikti.Vėliau gyvenvietės augimą stabdė maisto trūkumas.
Bu ona Tanzanya'nın kırsal bölge ve ilçelerinde halk tabanında çalışma fırsatı verdi.See andis talle võimaluse töötada rohujuuretasandil Tansaania maapiirkondades.
Ayrıca Çin'in kırsal bölgelerinde finansal reformalar yapıldı.Ada juga reformasi finansial di daerah pedesaan Cina.
Ayrıca Çin'in kırsal bölgelerinde finansal reformalar yapıldı.Auch im ländlichen China gibt es Finanzreformen.
Ayrıca Çin'in kırsal bölgelerinde finansal reformalar yapıldı. Çin'de kırsal girişimcilik devrimi de yapıldı.Tu so tudi finančne reforme podeželske Kitajske in revolucija podeželskega podjetništva.
Ayrıca Çin'in kırsal bölgelerinde finansal reformalar yapıldı.Ci sono anche riforme finanziarie nella Cina rurale.
Ayrıca Çin'in kırsal bölgelerinde finansal reformalar yapıldı.Có các cải cách tài chính ở cách vùng nông thôn Trung Quốc.
Ayrıca Çin'in kırsal bölgelerinde finansal reformalar yapıldı.Er zijn ook financiële hervormingen op het platteland van China.
Ayrıca Çin'in kırsal bölgelerinde finansal reformalar yapıldı.Există și reforme financiare în China rurală.
Ayrıca Çin'in kırsal bölgelerinde finansal reformalar yapıldı.Il y a aussi des réformes financières dans la Chine rurale.
Ayrıca Çin'in kırsal bölgelerinde finansal reformalar yapıldı.Kínában vidéken pénzügyi reformok is vannak.
İlgili Sayfalar