Bir bardak kırmızı şarap istiyorum, lütfen.I'd like a glass of red wine, please.
Mary güzel bir kırmızı elbise giyiyor.Mary is wearing a beautiful red dress.
Ben kırmızı meyveleri çok beğenirim.I like red fruits a lot.
Işık kırmızıdan yeşile doğru değişiyor.The light is changing from red to green.
Ağaçtaki yapraklar kırmızı renge dönüştü.The leaves on the tree have turned red.
Ağaçtaki yaprakların rengi kırmızıya döndü.The leaves on the tree have turned red.
Ağaçlardaki yapraklar kırmızıya döndü.The leaves on trees have turned red.
Kaç tane kırmızı çiçek var?How many red flowers are there?
Gözlerim kırmızı.My eyes are red.
Elma kırmızı mı?Is the apple red?
Elmalar kırmızı.The apples are red.
O, ona bir kalp şeklinde kırmızı bir pasta pişirdi.He baked her a red cake shaped like a heart.
Kırmızı biberi seviyorum.I love chili.
O göğsüne kırmızı bir fular taktı.He wore a red sash across his chest.
Kırmızı alarm!Red alert!
Kırmızı şarap ısmarlamadın mı?Didn't you order red wine?
Kırmızı şapkalı olan bayan kim ?Who's the woman with the red hat?
Onu ateşli kırmızı saçlarından tanıdım.I recognized her by her fiery red hair.
Bir çay kaşığı kırmızı biber ekle.Add one teaspoon of paprika.
Kırmızı şarap için çok mu erken?Is it too early for red wine?
Gök kırmızıydı.The sky was red.
O kırmızı giyiyor.She's wearing red.
Bir şişe kırmızı şarap istediğini biliyorum.I know you'd prefer a bottle of red wine.
Mavi ve kırmızıyı karıştırırsan mor elde edersin.If you mix blue and red, you'll get purple.
O kırmızı ışıkta yolu yaya geçti.He crossed the road on foot at the red light.
Işık kırmızıyken o, yolu yaya geçti.He crossed the road on foot when the light was red.
Bir şişe kırmızı şarap açtım.I opened a bottle of red wine.
O kırmızı elma yemez.She doesn't eat the red apple.
Bu kitap kırmızıdır.This book is red.
O, saçını parlak kırmızıya boyadı.She dyed her hair bright red.
Kırmızı biber tozu genellikle Hint mutfağında kullanılır.Chili powder is often used in Indian cooking.
Kırmızı etten hoşlanırım.I like red meat.
Karatavuk çimin içinde küçük kırmızı bir solucan buldu.The blackbird found a little red worm in the green grass.
Kırmızı elmaları yedim.I ate the red apples.
Mary'nin saçında kırmızı bir kurdelesi var.Mary has a red ribbon in her hair.
Ben kırmızı şaraptan nefret ettiğini sanıyordum.I thought you hated red wine.
Tom'un burnu kırmızıydı.Tom's nose was red.
Onlar kırmızı.They're red.
Güneşte mi yandın? Burnunun ucu tamamen kırmızı.Did you get a sunburn? The tip of your nose is completely red.
Benim arabam kırmızı.My car is red.
Kırmızı saçları var bu yüzden ona "Havuç" lakabını taktılar.She has red hair, so they gave her the nickname "Carrot".
Onun saçları kırmızımsı. Bu yüzden onun lakabı Havuç.She has reddish hair. That's why her nickname is Carrot.
Kırmızı gözlerim var.I have red eyes.
Kırmızı balonu istiyorum.I want the red balloon.
Tom kırmızı düğmeye mi yoksa mavi olana mı basacağından emin değildi.Tom wasn't sure whether to press the red button or the blue one.
Tom kırmızımsı turuncu bir kravat takıyor.Tom is wearing a reddish-orange tie.
Kırmızı bayrağı görmedin mi?Didn't you see the red flag?
Kırmızı bayrağı görmediniz mi?Didn't you see the red flag?
Bir kırmızı ayakkabım var.I have a pair of red shoes.
Onun arabası maviydi. Onun arabası kırmızıydı.His car was blue. Her car was red.
Onun arabası maviydi ve onunki kırmızıydı.His car was blue and hers was red.
Gri, kırmızı ile iyi gider.Gray goes well with red.
Sadece bir şişe kırmızı şarap kaldı.There's only one bottle of red wine left.
Evet, elma kırmızı.Yes, the apple is red.
Kırmızı bir evim var.I have a red house.
Bir cenaze için kırmızı mini etek giymek uygun değildir.It's not appropriate to wear a red miniskirt to a funeral.
Masa kırmızıdır.The table is red.
O, parlak kırmızıya döndü.She turned bright red.
Benim kanım seninkinden daha kırmızı değil.My blood is no redder than yours.
O, dudaklarını asla kırmızıya boyamaz.She never paints her lips red.