Satış fiyatlarının kırmızı mürekkeple yazıldığını fark ettim.I noticed the sale prices were written in red ink.
Kırmızı şarabı beyazdan daha çok severim.I like red wine better than white.
Kırmızı şarabı beyaza tercih ederim.I prefer red wine to white.
Mor bir halı bu kırmızı perde ile gitmeyecek.A purple carpet will not go with this red curtain.
Kız bana bir kırmızı ve bir beyaz gül getirdi.The girl brought me a red and a white rose.
Kız bana bir kırmızı beyaz gül getirdi.The girl brought me a red and white rose.
Çocuğun kırmızı bir yüzü vardı.The boy had a red face.
Trafik ışığı kırmızıya döndü.The traffic light changed to red.
Işığın kırmızıya döndüğüne dikkat etmedim.I didn't notice the light turn red.
Trafik ışığı kırmızıya dönünce arabasını durdurdu.The signal turning red, he stopped his car.
Sinyal kırmızıydı.The signal was red.
Işık kırmızıya döndü.The light turned red.
Trafik ışıklarının hepsi kırmızıydı.The traffic lights were all red.
Mavi takım, beyaz gömlek ve kırmızı kravat tüm erkek işçiler için gereklidir.A blue suit, white shirt and red tie are essential for all male workers.
Bana iki kırmızı karanfil daha verin.Please give me two more of the red carnations.
Vazoda kırmızı bir gül var.There is a red rose in the vase.
Kırmızı bir gül aşk anlamına gelir.A red rose means love.
Bana iki kırmızı ve üç beyaz gül ver.Give me two red roses and three white ones.
Vücudunun her tarafında kırmızı benekler var.He has red spots all over his body.
Bazıları kırmızı ve diğerleri beyazdır.Some are red and others are white.
Kırmızı mürekkeple yazma.Don't write in red ink.
Mavi boya ile kırmızı boyayı karıştırın.Blend the red paint with the blue paint.
Kırmızı şemsiye ona büyükannesini hatırlattı.The red umbrella reminded her of her grandma.
Kırmızı bir elbise onun üzerinde iyi görünüyor.A red dress looks good on her.
Kırmızı şarap mı mı yoksa beyaz şarap mı istersin?Would you like red wine or white wine?
Kırmızı bayrak tehlikenin varlığını gösterdi.The red flag indicated the presence of danger.
Kırmızı moda değil.Red is out of fashion.
Işık kırmızıdan yeşile dönüştü.The light changed from red to green.
Kırmızı ışıkta durdun mu?Did you stop at the red light?
Işık kırmızıyken caddeyi geçmen tehlikelidir.It's dangerous for you to cross the street when the light is red.
Kırmızı ışıkta caddeyi geçmen tehlikelidir.It's dangerous for you to cross the street when the light is red.
Polis kırmızı ışıkta caddeyi geçmememizi söyledi.The policeman told us not to cross the street against the red light.
Kırmızı trafik ışığı "dur" gösterir.The red traffic light indicates "stop".
Bir kırmızı ve benekli beyaz havlu, lütfen.A red and spotted white towel, please.
Ben önde kırmızı bir araba görüyorum.I see a red car ahead.
Yüzü kırmızıydı ve o sıcak ve rahatsız hissediyordu.His face was red and he felt hot and uncomfortable.
Harita üzerindeki kırmızı daireler okulları gösterir.Red circles on the map mark schools.
Satış fiyatlarının kırmızı mürekkeple yazılmasına dikkat ediyorum.I notice the sale prices are written in red ink.
Kırmızı şarap etle birlikte beyazdan daha iyidir.They say red wine is better with meat than white.
Kırmızı etle en iyi hangi şarap gider?Which wine goes best with red meat?
Beyaz şarap mı yoksa kırmızı şarap mı istersin?Would you like white wine or red?
Kutuda çok sayıda elma var. Bazıları kırmızı, diğerleri sarıdır.There are many apples in the box. Some are red and others are yellow.
O, kırmızı arabada karar verdi.He decided on the red car.
Kırmızı arabaya karar verdi.He decided on the red car.
Kararı kırmızı arabadan yana oldu.He decided on the red car.
O, kırmızı ceketi giydi.He put on the red jacket.
O, kırmızı pantolon giydi.He wore red pants.
O kırmızı bir arabada karar kıldı.He decided on a red car.
O kırmızı bir taş aldı.He picked up a red stone.
Kırmızı ışıkta arabasını durdurmadı.He did not stop his car at the red light.
O bir bardak kırmızı şarap içti.He drank a glass of red wine.
Akşam yemeğinde bir şişe kırmızı şarap içtiler.They drank a bottle of red wine at dinner.
Onun üç arabasından biri mavi ve diğerleri kırmızıdır.One of her three cars is blue and the others are red.
Onun yanakları kırmızıydı.Her cheeks were red.
O kırmızı elbiseyi seçti.She chose the red dress.
Duvarı kırmızıya boyadı.She painted the wall red.
O gözyaşları içindeki kırmızı gözleri ile filmi izliyordu.She was watching the film with her eyes red in tears.
O, şemsiyesine bir işareti olarak kırmızı bir kurdele koydu.She put a red ribbon on her umbrella as a mark.
O, kırmızı bir etek giyiyordu.She was wearing a red skirt.
O kırmızı bir elbise giydi.She wore a red dress.