Ana içeriğe geç
Sözlük

kırmız ile cümle

kırmız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Kırmızı ışıkta geçtin.You ran a red light.
Balık ve kırmızı şarap birlikte gitmez.Fish and red wine don't go together.
Kırmızı lamba tehlike halinde yanar.The red lamp lights up in case of danger.
Turistler bütün kenti kırmızıya boyadılar.The tourists painted the whole town red.
Ekibimiz kırmızı gömlekler giyiyordu.Our team were wearing red shirts.
Yangın durumunda, camı kırın ve kırmızı düğmeye basın.In case of fire, break the glass and push the red button.
Garip bir şey olursa kırmızı düğmeye bas.Press the red button if something strange happens.
Çatısı kırmızı olan şu ev benim amcamındır.That house, the roof of which is red, is my uncle's.
Kırmızı çatılı eve bak.Look at the house with the red roof.
Kırmızı çatısı olan ev Tom'un evidir.That's Tom's house with the red roof.
Biri kırmızı ve diğeri beyaz.One is red and the other is white.
Karanlıkta bir kırmızı ışık parlıyordu.A red light was glowing in the dark.
Kırmızı yeşilin aksine bir tehlike işaretidir.Red, as opposed to green, is a sign of danger.
Fransız bayrağı mavi, beyaz ve kırmızı.The French flag is blue, white and red.
Nancy bir çift kırmızı ayakkabı istiyor.Nancy wants a pair of red shoes.
Tom orada kırmızı bir şey gördü.Tom saw something red there.
Neden bankı kırmızıya boyadın?Why did you paint the bench red?
Kırmızı biber dilimi yaktı.The chili burnt my tongue.
Bir sürü küçük kırmızı kuş her zaman ağaçlarda neşeyle şarkı söylüyor.Many little red birds always sing merrily in the trees.
Onun rengi kırmızıdır.Its color is red.
Yapraklar sonbaharda kırmızıya döner.The leaves turn red in the fall.
Oda kırmızı ışıklarla aydınlatıldı.The room was illuminated with red lights.
Bebek masadaki kırmızı mumu almaya çalıştı.The baby tried to get at the red candle on the table.
Kızın üzerinde büyük bir kırmızı şapka vardı.The girl had a large red hat on.
Ev kırmızı tuğladan yapılmıştır.The house is built of red bricks.
Evin çatısı kırmızı.The roof of the house is red.
Bilgisayarın rengi kırmızıdır.The computer's color is red.
Bifteğe çoğu zaman kırmızı şarap eşlik eder.Steak is often accompanied by red wine.
Biftek ve kırmızı şarap iyi bir kombinasyon yapar.Steak and red wine make a good combination.
Şu sekiz kırmızı elmayı bana verir misiniz lütfen?Give me these 8 crimson apples please.
Bu elma çok kırmızı.This apple is very red.
Bu kutunun dışı yeşildir ama içi kırmızıdır.The outside of this box is green, but the inside is red.
Bu gömleğin o kırmızı kravatla uyacağını sanmıyorum.I don't think this shirt goes with that red tie.
Yeşil kırmızı ile gitmez.Green doesn't go with red.
Şu kırmızı binaya bak.Look at that red building.
O kırmızı kravat takım elbisene uymuyor-Niçin yeşil olanını takmıyorsun?That red tie doesn't go with your suit. Why don't you wear the green one?
O kırmızı elbise ona yakışıyor.That red dress becomes her.
O kırmızı kazak üzerinde iyi görünüyor.That red sweater looks good on you.
O kırmızı kazağın içinde hoş görünüyorsun.You look nice in that red sweater.
"Kırmızı elbise giymesen iyi olur." "Neden?""You had better not wear the red dress." "Why not?"
Bir tişört istiyor musun?" "Evet, kırmızı olanı istiyorum.""Do you want a T-shirt?" "Yes, I want a red one."
Kan, kırmızı aktı.The blood ran red.
Kan parlak kırmızıydı.The blood was bright red.
Kırmızı beyaz bayrak rüzgarda uçuyordu.A red and white flag was flying in the wind.
Galiba bu kırmızı kazağı giyeceğim.I think I will wear this red sweater.
Evimin çatısı kırmızıdır.The roof of my house is red.
Yeni Alfa Romeo arabam açık kırmızıdır.My new Alfa Romeo convertible is light red.
O mağazadan kırmızı bir kazak aldım.I bought a red sweater at that shop.
Doğum günüm için takvimde kırmızı bir işaret koydum.I put a red mark on the calendar for my birthday.
Raftaki kırmızı olanları seviyorum.I like the red ones on the shelf.
Bir sürü çiçeğim var. Bazıları kırmızı ve bazıları da sarı.I have a lot of flowers. Some are red and some are yellow.
Kırmızı bir spor araba aldım.I bought a red sports car.
Ben kırmızı bir spor otomobil satın aldım.I bought a red sports car.
Ben kırmızı gülleri severim.I like red roses.
Ben beyaz gülleri kırmızı olanlardan daha çok severim.I like white roses better than red ones.
Çatısı kırmızı olan bir ev gördüm.I saw a house whose roof was red.
Ben kırmızı ayakkabıları istedim.I wanted red shoes.
Yeni bir kırmızı arabam var.I have a new red car.
Beyaz şarabı kırmızıdan daha çok severim.I like white wine better than red.
Koyu kırmızıyı daha çok severim.I like dark red better.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod