kırk ile cümle
kırk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
11
ORT. KELİME
Tamara, ‹‹Kayınbaban sürüsünü kırkmak için Timnaya gidiyor›› diye haber verdiler.In sporoče Tamari, govoreč: Glej, tast tvoj gre gori v Timno strič ovce svoje.
Tamara, ‹‹Kayınbaban sürüsünü kırkmak için Timnaya gidiyor›› diye haber verdiler.I oznajmiono to Tamarze, mówiąc: Oto, świeker twój idzie do Timnat, aby strzygł owce swoje.
Tamara, ‹‹Kayınbaban sürüsünü kırkmak için Timnaya gidiyor›› diye haber verdiler.I oznámeno jest Támar těmito slovy: Aj, tchán tvůj vstupuje do Tamnas, aby střihl ovce své.
Tamara, ‹‹Kayınbaban sürüsünü kırkmak için Timnaya gidiyor›› diye haber verdiler.혹이 다말에게 고하되 네 시부가 자기 양털을 깎으려고 딤나에 올라왔다 한지라
Tamara, ‹‹Kayınbaban sürüsünü kırkmak için Timnaya gidiyor›› diye haber verdiler.När man nu berättade för Tamar att hennes svärfader gick upp till Timna för att klippa sina får,
Tamara, ‹‹Kayınbaban sürüsünü kırkmak için Timnaya gidiyor›› diye haber verdiler.Người ta cho nàng Ta-ma hay điều đó mà rằng: Nầy, ông gia ngươi đi khiến Thim-na đặng hớt lông chiên.
Tamara, ‹‹Kayınbaban sürüsünü kırkmak için Timnaya gidiyor›› diye haber verdiler.Người_ta cho nàng Ta-ma hay điều đó mà rằng : Nầy , ông_gia ngươi đi khiến Thim-na đặng hớt lông chiên .
Tamara, ‹‹Kayınbaban sürüsünü kırkmak için Timnaya gidiyor›› diye haber verdiler.Niin tuotiin Taamarille tämä sanoma: "Katso, appesi menee Timnaan keritsemään lampaitaan".
Tamara, ‹‹Kayınbaban sürüsünü kırkmak için Timnaya gidiyor›› diye haber verdiler.Og da Tamar fik at vide, at hendes Svigerfader var på Vej op til Fåreklipningen i Timna,
Tamara, ‹‹Kayınbaban sürüsünü kırkmak için Timnaya gidiyor›› diye haber verdiler.On en informa Tamar, et on lui dit: Voici ton beau-père qui monte à Thimna, pour tondre ses brebis.
Tamara, ‹‹Kayınbaban sürüsünü kırkmak için Timnaya gidiyor›› diye haber verdiler.Tamar mendapat kabar bahwa Yehuda mertuanya akan datang ke Timna untuk menggunting bulu domba-dombanya
Tamara, ‹‹Kayınbaban sürüsünü kırkmak için Timnaya gidiyor›› diye haber verdiler.Y avisaron a Tamar diciendo: --He aquí que tu suegro sube a Timnat a esquilar sus ovejas
Tamara, ‹‹Kayınbaban sürüsünü kırkmak için Timnaya gidiyor›› diye haber verdiler.И известиха на Тамар, казвайки: Ето, свекърът ти отива в Тамна, за да стриже овците си.
Tamara, ‹‹Kayınbaban sürüsünü kırkmak için Timnaya gidiyor›› diye haber verdiler.И уведомили Фамарь, говоря: вот, свекор твой идет в Фамну стричь скот свой.
Tamara, ‹‹Kayınbaban sürüsünü kırkmak için Timnaya gidiyor›› diye haber verdiler.ויגד לתמר לאמר הנה חמיך עלה תמנתה לגז צאנו׃
Tamara, ‹‹Kayınbaban sürüsünü kırkmak için Timnaya gidiyor›› diye haber verdiler.فاخبرت ثامار وقيل لها هوذا حموك صاعد الى تمنة ليجزّ غنمه.
Tamara, ‹‹Kayınbaban sürüsünü kırkmak için Timnaya gidiyor›› diye haber verdiler.有 人 告 訴 他 瑪 說 、 你 的 公 公 上 亭 拿 剪 羊 毛 去 了
Tamara, ‹‹Kayınbaban sürüsünü kırkmak için Timnaya gidiyor›› diye haber verdiler.有 人 告訴 他 瑪說 、 你 的 公公 上 亭 拿 剪羊毛 去了
Tanrı kimlere kırk yıl dargın kaldı? Günah işleyip cesetleri çöle serilenlere değil mi?또 하나님이 사십 년 동안에 누구에게 노하셨느뇨 범죄하여 그 시체가 광야에 엎드러진 자에게가 아니냐
Tanrı kimlere kırk yıl dargın kaldı? Günah işleyip cesetleri çöle serilenlere değil mi?Men på hvem harmedes han i fyrretyve År? Mon ikke på dem, som syndede, hvis døde Kroppe faldt i Ørkenen?
Tanrı kimlere kırk yıl dargın kaldı? Günah işleyip cesetleri çöle serilenlere değil mi?Na které se pak hněval čtyřidceti let? Zdali ne na ty, kteříž hřešili, jejichžto těla padla na poušti?
Tanrı kimlere kırk yıl dargın kaldı? Günah işleyip cesetleri çöle serilenlere değil mi?Εις τινας δε παρωργισθη τεσσαρακοντα ετη; ουχι εις τους αμαρτησαντας, των οποιων τα κωλα επεσον εν τη ερημω;
Tanrı kimlere kırk yıl dargın kaldı? Günah işleyip cesetleri çöle serilenlere değil mi?На кого ж Він гнівив ся сорок років? Чи не на тих, що грішили, котрих кости полягли в пустинї?
Tanrı kimlere kırk yıl dargın kaldı? Günah işleyip cesetleri çöle serilenlere değil mi?На кого же негодовал Он сорок лет? Не на согрешившихли, которых кости пали в пустыне?
Tanrı kimlere kırk yıl dargın kaldı? Günah işleyip cesetleri çöle serilenlere değil mi?ובמי התקוטט ארבעים שנה הלא בחטאים אשר נפלו פגריהם במדבר׃
Tanrı kimlere kırk yıl dargın kaldı? Günah işleyip cesetleri çöle serilenlere değil mi?ومن مقت اربعين سنة. أليس الذين اخطأوا الذين جثثهم سقطت في القفر.
Tanrı kimlere kırk yıl dargın kaldı? Günah işleyip cesetleri çöle serilenlere değil mi?神 四 十 年 之 久 、 又 厭 煩 誰 呢 . 豈 不 是 那 些 犯 罪 屍 首 倒 在 曠 野 的 人 麼
Tanrı kimlere kırk yıl dargın kaldı? Günah işleyip cesetleri çöle serilenlere değil mi?神 四十 年 之久 、 又 厭煩誰 呢 . 豈 不 是 那些 犯罪 屍 首 倒 在 曠野 的 人麼
Tufan kırk gün sürdü. Çoğalan sular gemiyi yerden yukarı kaldırdı.Był tedy potop przez czterdzieści dni na ziemi, i wezbrały wody i podniosły korab, i był podniesiony od ziemi.
Tufan kırk gün sürdü. Çoğalan sular gemiyi yerden yukarı kaldırdı.Da kom Vandfloden over Jorden i fyrretyve Dage, og Vandet steg og løftede Arken, så den hævedes over Jorden.
Tufan kırk gün sürdü. Çoğalan sular gemiyi yerden yukarı kaldırdı.Il diluvio durò sulla terra quaranta giorni: le acque crebbero e sollevarono l'arca che si innalzò sulla terra
Tufan kırk gün sürdü. Çoğalan sular gemiyi yerden yukarı kaldırdı.홍수가 땅에 사십일을 있었는지라 물이 많아져 방주가 땅에서 떠 올랐고
Tufan kırk gün sürdü. Çoğalan sular gemiyi yerden yukarı kaldırdı.Nước lụt phủ mặt đất bốn mươi ngày; nước dưng thêm nâng hỏng tàu lên khỏi mặt đất.
Tufan kırk gün sürdü. Çoğalan sular gemiyi yerden yukarı kaldırdı.Nước lụt phủ mặt_đất bốn mươi ngày ; nước dưng thêm nâng hỏng tàu lên khỏi mặt_đất .
Tufan kırk gün sürdü. Çoğalan sular gemiyi yerden yukarı kaldırdı.Четиридесет дни трая потопът на земята; и водите дойдоха та подеха ковчега и той се издигна над земята.
Tufan kırk gün sürdü. Çoğalan sular gemiyi yerden yukarı kaldırdı.ויהי המבול ארבעים יום על הארץ וירבו המים וישאו את התבה ותרם מעל הארץ׃
Tufan kırk gün sürdü. Çoğalan sular gemiyi yerden yukarı kaldırdı.وكان الطوفان اربعين يوما على الارض. وتكاثرت المياه ورفعت الفلك. فارتفع عن الارض.
Tufan kırk gün sürdü. Çoğalan sular gemiyi yerden yukarı kaldırdı.洪 水 氾 濫 在 地 上 四 十 天 、 水 往 上 長 、 把 方 舟 從 地 上 漂 起
Tufan kırk gün sürdü. Çoğalan sular gemiyi yerden yukarı kaldırdı.洪水 氾濫 在 地上 四十 天 、 水 往上 長 、 把 方舟 從 地上 漂起
Tutun, kırk ducats var: bana zehir dram atalım; yakında hız vites잠깐 만요, 40 돈있다 : 내가 독약의 DRAM을하자, 같은 곧 속도 기어
Tutun, kırk ducats var: bana zehir dram atalım; yakında hız vitesAttesa, c'è quaranta ducati: dammi un sorso di veleno, come presto eccesso di velocità ad ingranaggi
Tutun, kırk ducats var: bana zehir dram atalım; yakında hız vitesDrži, da je štirideset dukatov: Dovolite mi, da je DRAM strupa, tako hitro hitrosti orodja
Tutun, kırk ducats var: bana zehir dram atalım; yakında hız vitesEspera, hay cuarenta ducados: dame un trago de veneno, como pronto-exceso de velocidad de engranajes
Tutun, kırk ducats var: bana zehir dram atalım; yakında hız vitesEspera, não é de quarenta ducados: deixe-me ter um trago de veneno; engrenagem logo de velocidade, tais
Tutun, kırk ducats var: bana zehir dram atalım; yakında hız vitesHåll det är fyrtio dukater: låt mig få ett glas av gift, så snart fortkörning växel
Tutun, kırk ducats var: bana zehir dram atalım; yakında hız vitesHalten Sie es sind vierzig Dukaten: gib mir einen Schluck von Gift; so bald beschleunigen Getriebe
Tutun, kırk ducats var: bana zehir dram atalım; yakında hız vitesHold, có bốn mươi ducat cho tôi có một đơn vị chất độc, thiết bị sớm đẩy nhanh tiến độ như vậy
Tutun, kırk ducats var: bana zehir dram atalım; yakında hız vitesHold, der er fyrre dukater: Lad mig få en dram af gift, så snart hurtigere gear
Tutun, kırk ducats var: bana zehir dram atalım; yakında hız vitesHold, je čtyřicet zlatých: Dovolte mi, abych si doušek jedu, například brzy rychlosti zařízení
Tutun, kırk ducats var: bana zehir dram atalım; yakında hız vitesHold, je štyridsať zlatých: Dovoľte mi, aby som si dúšok jedu, napríklad čoskoro rýchlosti zariadenia
Tutun, kırk ducats var: bana zehir dram atalım; yakında hız vitesHold, nie ma czterdzieści dukatów: daj mi dram trucizny, takie wkrótce przyspieszenia biegu
Tutun, kırk ducats var: bana zehir dram atalım; yakında hız vitesHold, siellä on neljäkymmentä dukaatin: haluan olla DRAM myrkkyä, niin pian-ylinopeus vaihde
Tutun, kırk ducats var: bana zehir dram atalım; yakında hız vitesHouden, is er veertig dukaten: laat mij een dram van gif; dergelijke binnenkort snelheidsoverschrijding gear
Tutun, kırk ducats var: bana zehir dram atalım; yakında hız vitesTahan, ada empat puluh dukat: biarkan aku memiliki A seteguk racun; seperti segera-ngebut gigi
Tutun, kırk ducats var: bana zehir dram atalım; yakında hız vitesTartsa van negyven arany: hadd egy kortynyi méreg, mint hamarosan gyorshajtás sebességváltó
Tutun, kırk ducats var: bana zehir dram atalım; yakında hız vitesTenez, il ya quarante ducats: laissez-moi un petit verre de poison; tels bientôt accélérant vitesse
Tutun, kırk ducats var: bana zehir dram atalım; yakında hız vitesЗадържане, четиридесет дуката; позволете ми да имат драм на отрова; скоро превишена скорост предавка
Tutun, kırk ducats var: bana zehir dram atalım; yakında hız vitesУдержание, есть сорок дукатов: дай мне глоток яда, такие скоро ускорения передачи
Tutun, kırk ducats var: bana zehir dram atalım; yakında hız vitesחכה, יש ארבעים דוקאטים: תן לי טיפה אחת של רעל; ציוד כזה בקרוב, נהיגה במהירות מופרזת
Tutun, kırk ducats var: bana zehir dram atalım; yakında hız vitesالانتظار ، هناك أربعون ducats : اسمحوا لي أن يكون الدرهم من السموم ؛ مثل هذه السرعة والعتاد قريبا
İlgili Sayfalar