kırk ile cümle
kırk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
10
ORT. KELİME
Önümde belki de kırk yıllık daha çalışma hayatı var.Μου μένουν ίσως άλλες τέσσερις δεκαετίες δουλειάς.
Önümde belki de kırk yıllık daha çalışma hayatı var.Все още имам, може би, около 4 десетилетия работа пред мен.
Önümde belki de kırk yıllık daha çalışma hayatı var.Можливо мені доведеться писати ще сорок років.
Önümde belki de kırk yıllık daha çalışma hayatı var.Я способна работать ещё, пожалуй, лет 40.
Önümde belki de kırk yıllık daha çalışma hayatı var.יש לפני בערך עוד ארבעה עשורים של עבודה.
Önümde belki de kırk yıllık daha çalışma hayatı var.وما يزال أمامي ربما أربعة عقود لأعمل فيها.
Önümde belki de kırk yıllık daha çalışma hayatı var.今から先 書き上げるものは間違いなく-
Ortodoks Kilisesi (ortodoksinen kirkko) veyadans une église orthodoxe (ortodoksinen kirkko) ou
Ortodoks Kilisesi (ortodoksinen kirkko) veyaortodoksisessa kirkossa tai
Ortodoks Kilisesi (ortodoksinen kirkko) veyaortodoxa kyrkan (ortodoksinen kirkko) eller
Ortodoks Kilisesi (ortodoksinen kirkko) veyaв православной церкви (ortodoksinen kirkko) или
Ortodoks Kilisesi (ortodoksinen kirkko) veyaالكنيسة الأرثوذكسية (ortodoksinen kirkko) أو
Ortodoks Kilisesi (ortodoksinen kirkko) veya东正教教堂 (ortodoksinen kirkko),及
O zaman bire kırk verir.في ذلك الوقت انه سبحانه وتعالى ويعطي أربعين مقابل واحد ،
Pasifik Okyanusu, en az kırk yıl önce. "A Csendes-óceán, nem kevesebb, mint negyven évvel ezelőtt. " - Ugyanott.
Pasifik Okyanusu, en az kırk yıl önce. "태평양 바다에 말고, 덜도 말고 사십 이상 년 전. "
Pasifik Okyanusu, en az kırk yıl önce. "Tyynellämerellä, vähintään neljäkymmentä vuotta sitten. "
Pasifik Okyanusu, en az kırk yıl önce. "באוקיינוס השקט, לא פחות מאשר לפני ארבעים שנה. "
Pasifik Okyanusu, en az kırk yıl önce. "في المحيط الهادئ ، ما لا يقل عن أربعين عاما مضت. "
Pasifik Okyanusu, en az kırk yıl önce. "- 同上
RAB, ‹Sizi kırk yıl çölde dolaştırdım; ne üzerinizdeki giysi eskidi, ne ayağınızdaki çarık.A gdy je wam Pan poda, tedy im uczynicie według każdego przykazania, jakom wam przykazał.
RAB, ‹Sizi kırk yıl çölde dolaştırdım; ne üzerinizdeki giysi eskidi, ne ayağınızdaki çarık.Jeg lot eder vandre firti år i ørkenen; eders klær blev ikke utslitt, og skoen blev ikke utslitt på din fot.
RAB, ‹Sizi kırk yıl çölde dolaştırdım; ne üzerinizdeki giysi eskidi, ne ayağınızdaki çarık.주께서 사십년 동안 너희를 인도하여 광야를 통행케 하셨거니와 너희 몸의 옷이 낡지 아니하였고 너희 발의 신이 해어지지 아니 하였으며
RAB, ‹Sizi kırk yıl çölde dolaştırdım; ne üzerinizdeki giysi eskidi, ne ayağınızdaki çarık.Quarenta anos vos fiz andar pelo deserto; não se envelheceu sobre vós a vossa roupa, nem o sapato no vosso pé.
RAB, ‹Sizi kırk yıl çölde dolaştırdım; ne üzerinizdeki giysi eskidi, ne ayağınızdaki çarık.Сорок лет водил вас по пустыне, и одежды ваши на вас не обветшали,и обувь твоя не обветшала на ноге твоей;
RAB, ‹Sizi kırk yıl çölde dolaştırdım; ne üzerinizdeki giysi eskidi, ne ayağınızdaki çarık.ואולך אתכם ארבעים שנה במדבר לא בלו שלמתיכם מעליכם ונעלך לא בלתה מעל רגלך׃
RAB, ‹Sizi kırk yıl çölde dolaştırdım; ne üzerinizdeki giysi eskidi, ne ayağınızdaki çarık.فقد سرت بكم اربعين سنة في البرية لم تبل ثيابكم عليكم ونعلك لم تبل على رجلك.
RAB, ‹Sizi kırk yıl çölde dolaştırdım; ne üzerinizdeki giysi eskidi, ne ayağınızdaki çarık.我 領 你 們 在 曠 野 四 十 年 、 你 們 身 上 的 衣 服 並 沒 有 穿 破 、 腳 上 的 鞋 也 沒 有 穿 壞
RAB, ‹Sizi kırk yıl çölde dolaştırdım; ne üzerinizdeki giysi eskidi, ne ayağınızdaki çarık.我 領 你 們 在 曠野 四十 年 、 你 們 身上 的 衣服 並沒 有 穿破 、 腳上 的 鞋 也 沒有 穿壞
‹‹RAB sizi yok edeceğini söylediği için, kırk gün kırk gece Onun önünde yere kapanıp kaldım.그 때에 여호와께서 너희를 멸하겠다 하셨으므로 내가 여전히 사십 주야를 여호와 앞에 엎드리고
‹‹RAB sizi yok edeceğini söylediği için, kırk gün kırk gece Onun önünde yere kapanıp kaldım.ואתנפל לפני יהוה את ארבעים היום ואת ארבעים הלילה אשר התנפלתי כי אמר יהוה להשמיד אתכם׃
‹‹RAB sizi yok edeceğini söylediği için, kırk gün kırk gece Onun önünde yere kapanıp kaldım.فسقطت امام الرب الاربعين نهارا والاربعين ليلة التي سقطتها لان الرب قال انه يهلككم.
‹‹RAB sizi yok edeceğini söylediği için, kırk gün kırk gece Onun önünde yere kapanıp kaldım.我 因 耶 和 華 說 要 滅 絕 你 們 、 就 在 耶 和 華 面 前 照 舊 俯 伏 四 十 晝 夜
‹‹RAB sizi yok edeceğini söylediği için, kırk gün kırk gece Onun önünde yere kapanıp kaldım.我 因 耶和華 說要 滅絕 你 們 、 就 在 耶和華 面前 照 舊 俯伏 四十 晝夜
Sana şerefim üzerine yemin ederim ki... ...daha kırkın çıkmadan, ölümünün intikamı alınacak.Ik zweer op mijn eigen bloed, binnen 40 dagen zullen wij U wreken.
Sana şerefim üzerine yemin ederim ki... ...daha kırkın çıkmadan, ölümünün intikamı alınacak.Přísahám na vlastní krev... ...do 40 dní... ...tě pomstím.
Sana şerefim üzerine yemin ederim ki... ...daha kırkın çıkmadan, ölümünün intikamı alınacak.Prisahám na vlastnú krv... ...do 40 dní... ...ťa pomstím.
Sana şerefim üzerine yemin ederim ki... ...daha kırkın çıkmadan, ölümünün intikamı alınacak.Te lo giuro sul mio sangue, prima che siano passati 40 giorni, vendicheremo la tua morte.
Şansıma Kirk beni görmüş, bana doğru yüzüp beni yukarı çekti.Din fericire, Kirk m-a vazut si a inotat si m-a scos la suprafata.
Şansıma Kirk beni görmüş, bana doğru yüzüp beni yukarı çekti.Felizmente, Kirk reparou, mergulhou e levou-me para cima.
Şansıma Kirk beni görmüş, bana doğru yüzüp beni yukarı çekti.Fortunatamente Kirk mi vide mi raggiunse a nuoto e mi riportò a galla.
Şansıma Kirk beni görmüş, bana doğru yüzüp beni yukarı çekti.Gelukkig had Kirk me gezien en hij zwom naar me toe en trok me eruit.
Şansıma Kirk beni görmüş, bana doğru yüzüp beni yukarı çekti.Glücklicherweise sah mich Kirk, schwamm zu mir und zog mich heraus.
Şansıma Kirk beni görmüş, bana doğru yüzüp beni yukarı çekti.Heldigvis havde Kirk set mig og han svømmede over og hev mig op.
Şansıma Kirk beni görmüş, bana doğru yüzüp beni yukarı çekti.Luckily Kirk 가 저를 보고 헤엄쳐 와 저를 끌어올렸습니다.
Şansıma Kirk beni görmüş, bana doğru yüzüp beni yukarı çekti.May thay Kirk đã nhìn thấy tôi và anh ta bơi ra và kéo tôi lên.
Şansıma Kirk beni görmüş, bana doğru yüzüp beni yukarı çekti.Našťastie Kirk ma videl a priplával a vytiahol ma.
Şansıma Kirk beni görmüş, bana doğru yüzüp beni yukarı çekti.Naštěstí mě Kirk viděl, připlaval ke mně a vytáhl mě ven.
Şansıma Kirk beni görmüş, bana doğru yüzüp beni yukarı çekti.Na szczęście widział to Kirk, przypłynął i mnie wyciągnął.
Şansıma Kirk beni görmüş, bana doğru yüzüp beni yukarı çekti.Onneksi Kirk oli nähnyt minut, ja hän ui luokseni ja veti minut ylös.
Şansıma Kirk beni görmüş, bana doğru yüzüp beni yukarı çekti.Par chance, Kirk m'avait vu et il a nagé jusqu'à moi, et m'a sorti de là.
Şansıma Kirk beni görmüş, bana doğru yüzüp beni yukarı çekti.Por suerte Kirk se dio cuenta y se lanzó a sacarme.
Şansıma Kirk beni görmüş, bana doğru yüzüp beni yukarı çekti.Som tur var hade Kirk sett mig så han simmade ut och drog upp mig.
Şansıma Kirk beni görmüş, bana doğru yüzüp beni yukarı çekti.Szerencsére Kirk meglátott, odaúszott, és felhúzott.
Şansıma Kirk beni görmüş, bana doğru yüzüp beni yukarı çekti.Ευτυχώς ο Κιρκ με είχε δει και βούτηξε για να με τραβήξει πάνω.
Şansıma Kirk beni görmüş, bana doğru yüzüp beni yukarı çekti.За щастие Кърк ме беше видял, гмурна се и ме е извади.
Şansıma Kirk beni görmüş, bana doğru yüzüp beni yukarı çekti.По счастью, Кирк меня увидел, подплыл и вытянул.
Şansıma Kirk beni görmüş, bana doğru yüzüp beni yukarı çekti.למזלי קירק ראה אותי ושחה לעברי ומשך אותי החוצה
Şansıma Kirk beni görmüş, bana doğru yüzüp beni yukarı çekti.وقد رآني " لكيلي كيرك " وسبح لكي يخرجني خارج الماء
Şansıma Kirk beni görmüş, bana doğru yüzüp beni yukarı çekti.泳いで来て私を引き上げてくれました 集中力をフルにしだしたのはこの時期です
İlgili Sayfalar