kırk ile cümle

kırk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
11
ORT. KELİME
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.Dan dia benar.
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.Ed aveva ragione.
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.E ela tinha razão.
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.En ze had gelijk. Ik was erg gefrustreerd tot op één dag.
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.Et elle avait raison.
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.I miała racje. Byłem bardzo sfrustrowany, aż do pewnego dnia.
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.할머니 말이 맞았습니다. 저는 심한 좌절감을 느꼈죠.
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.(Nevetés) Végülis igaza volt.
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.Şi avea dreptate. Am fost extrem de frustrat până într-o zi.
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.Und Sie hatte recht. Ich war sehr frustriert bis zu einem gewissen Tag.
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.Và bà đã đúng. Tôi đã rất nản chí cho đến một ngày.
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.Y tenía razón. Estaba muy frustrado, hasta cierto día.
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.Και είχε δίκιο.
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.И беше права.
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.И она была права. Я был очень расстроен, пока однажды...
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.І вона була права.
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.והיא צדקה. הייתי מאוד מתוסכל, עד שיום אחד,
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.وقد كانت على حق. كنت محبط جداً، حتى أحد الأيام
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.ある日ロンドンに来てシルク・ド・ソレイユのショーを見た時
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.A hol a ti atyáitok próbára tevéssel megkísértének engem és látták az én cselekedeteimet negyven esztendeig.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.da mich eure Väter versuchten; sie prüften mich und sahen meine Werke vierzig Jahre lang.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.där edra fäder frestade mig och prövade mig, fastän de hade sett mina verk i fyrtio år.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.donde vuestros padres me pusieron a gran prueba y vieron mis obras durante cuarenta años
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.dove mi tentarono i vostri padri mettendomi alla prova, pur avendo visto per quarant'anni le mie opere
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.Gdzie mię kusili ojcowie wasi i doświadczali mię, i widzieli sprawy moje przez czterdzieści lat.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.hvor eders Fædre fristede mig ved at sætte mig på Prøve, og de så dog mine Gerninger i fyrretyve År.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.hvor eders fedre fristet mig ved å sette mig på prøve, enda de så mine gjerninger i firti år;
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.kde ma pokúšali vaši otcovia, zkúsili ma a videli moje skutky štyridsať rokov;
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.Kdežto pokoušeli mne otcové vaši, zkusiliť jsou mne, a viděli skutky mé po čtyřidceti let.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.kjer so me izkušali očetje vaši s preizkušanjem in gledali dela moja štirideset let.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.거기서 너희 열조가 나를 시험하여 증험하고 사십 년 동안에 나의 행사를 보았느니라
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.Là nơi tổ phụ các ngươi thấy công việc ta làm trong bốn mươi năm, Mà còn thử để dò xét ta!
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.Là nơi tổ_phụ các ngươi thấy công_việc ta làm trong bốn mươi năm , Mà_còn thử để dò_xét ta !
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.onde vossos pais me tentaram, pondo-me � prova, e viram por quarenta anos as minhas obras.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.Où vos pères me tentèrent, Pour m`éprouver, et ils virent mes oeuvres Pendant quarante ans.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.unde părinţii voştri M'au ispitit, şi M'au pus la încercare, şi au văzut lucrările Mele patruzeci de ani!
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.οπου οι πατερες σας με επειραααν, με εδοκιμασαν και ειδον τα εργα μου τεσσαρακοντα ετη
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.где искушали Меня отцы ваши, испытывали Меня, и видели дела Мои сорок лет.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.де спокутували мене батьки ваші, досьвідчалиеь про мене, й виділи дїла мої сорок років.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.На кои още се закле, че няма да влязат в Неговата почивка? Не на ония ли, които бяха непокорни?
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.אשר נסוני אבותיכם בחנוני גם ראו פעלי ארבעים שנה׃
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.حيث جربني آبائكم. اختبروني وابصروا اعمالي اربعين سنة.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.在 那 裡 、 你 們 的 祖 宗 試 我 探 我 、 並 且 觀 看 我 的 作 為 、 有 四 十 年 之 久
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.在 那裡 、 你 們 的 祖宗 試 我 探 我 、 並且觀 看 我 的 作為 、 有 四十 年 之久
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.der hatte vierzig Söhne und dreißig Enkel, die auf siebzig Eselsfüllen ritten; er richtete Israel acht Jahre
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.Ebbe quaranta figli e trenta nipoti, i quali cavalcavano settanta asinelli. Fu giudice d'Israele per otto anni
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.Él tenía cuarenta hijos y treinta nietos que montaban setenta asnos. Juzgó a Israel durante ocho años
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.Han hadde firti sønner og tretti sønnesønner, som red på sytti asenfoler; han dømte Israel i åtte år.
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.그에게 아들 사십과 손자 삼십이 있어서 어린 나귀 칠십 필을 탔었더라 압돈이 이스라엘의 사사가 된지 팔 년이라
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.Ten měl čtyřidceti synů a třidceti vnuků, kteříž jezdili na sedmdesáti mezcích; i soudil Izraele osm let.
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.Tinha este quarenta filhos e trinta netos, que cavalgavam sobre setenta jumentos. E julgou a Israel oito anos.
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.Той имаше четиридесет сина и тридесет внуци, които яздеха на седемдесет ослета; и съди Израиля осем години.
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.ויהי לו ארבעים בנים ושלשים בני בנים רכבים על שבעים עירם וישפט את ישראל שמנה שנים׃
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.وكان له اربعون ابنا وثلاثون حفيدا يركبون على سبعين جحشا قضى لاسرائيل ثماني سنين.
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.他 有 四 十 個 兒 子 、 三 十 個 孫 子 、 騎 著 七 十 匹 驢 駒 . 押 頓 作 以 色 列 的 士 師 八 年
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.他 有 四十 個 兒子 、 三十 個 孫子 、 騎著 七十 匹 驢駒 . 押頓 作 以色列 的 士師 八年
Avşalom krala gelip, ‹‹Koyunlarımı kırktırıyorum›› dedi, ‹‹Lütfen kral ve görevlileri de kuluna katılsın.››왕께 나아와 말하되 이제 종에게 양털 깎는 일이 있사오니 청컨대 왕은 신복들을 데리시고 이 종과 함께 가사이다
Avşalom krala gelip, ‹‹Koyunlarımı kırktırıyorum›› dedi, ‹‹Lütfen kral ve görevlileri de kuluna katılsın.››ויבא אבשלום אל המלך ויאמר הנה נא גזזים לעבדך ילך נא המלך ועבדיו עם עבדך׃
Avşalom krala gelip, ‹‹Koyunlarımı kırktırıyorum›› dedi, ‹‹Lütfen kral ve görevlileri de kuluna katılsın.››وجاء ابشالوم الى الملك وقال هوذا لعبدك جزّازون. فليذهب الملك وعبيده مع عبدك.
Avşalom krala gelip, ‹‹Koyunlarımı kırktırıyorum›› dedi, ‹‹Lütfen kral ve görevlileri de kuluna katılsın.››押 沙 龍 來 見 王 、 說 、 現 在 有 人 為 僕 人 剪 羊 毛 、 請 王 、 和 王 的 臣 僕 、 與 僕 人 同 去
İlgili Sayfalar