kırk ile cümle

kırk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Muhtemelen o kırk yaşının üstünde.She is probably over forty.
Kato'nun sınıfı kırk tane oğlan ve kızdan oluşur.Kato's class consists of forty boys and girls.
Kırk dereden su getirme.Don't beat about the bush.
Kral kırk yıl boyunca halkı üzerinde hüküm sürdü.The king reigned over his people for forty years.
Otobüs en fazla kırk kişi taşıyabilir.The bus can carry a maximum of forty people.
Bu kitap kırk fotoğraf içerir.This book contains forty photographs.
Bu tapınak kırk altı yılda yapıldı.It has taken forty-six years to build this temple.
Bu tapınağı yapmak kırk altı yıl sürdü.It has taken forty-six years to build this temple.
Bu yapılar nadiren, kırk yılda bir, konuşma İngilizcesinde olurlar.These structures would rarely, if ever, occur in spoken English.
Bu okulda kırk bir öğretmen ve yaklaşık sekiz yüz öğrenci var.There are forty-one teachers and about eight hundred students in this school.
Bu sınıf kırk öğrenciden oluşur.This class consists of forty pupils.
Profesör Kay kırk yıldır böcekleri araştırmaktadır.Professor Kay has been studying insects for forty years.
Bizim sınıfta kırk beş öğrenci vardır.Our class has forty-five students.
Wellington'un nüfusu Tokyo'nunkinin sadece kırkta biridir.The population of Wellington is only about one fortieth that of Tokyo.
Leydi en fazla kırk yaşında.The lady is forty years old at most.
Kırk dakika önce sipariş verdik.We ordered 40 minutes ago.
Kırk yıl geçti.Forty years passed.
O, yaklaşık kırk olmalı.He must be nearly forty.
Saat şimdi yedi kırk beş.It's quarter to eight now.
Japonca çalışmaya başlayalı kırk yıl oldu.It is forty years since I began studying Japanese.
Sınıfımızda kırk yedi öğrenci var.There are forty-seven students in our class.
Erkek kardeşim nadiren, kırk yılda bir, kiliseye gider.My brother seldom, if ever, goes to church.
Babam mayıs ayında kırk beş olacak.My father will be forty-five in May.
Mevcut kırk kişi vardı.There were forty people present.
Pasif insan nadiren, kırk yılda bir, kendini ifade eder.The passive man seldom, if ever, expresses himself.
O, nadiren, kırk yılda bir, karanlık çöktükten sonra dışarı çıkar.She seldom, if ever, goes out after dark.
Karanlıktan sonra nadiren, kırk yılda bir, dışarı çıkar.She seldom, if ever, goes out after dark.
O, nadiren, kırk yılda bir, sinemaya gider.He seldom, if ever, goes to the movies.
Nadiren, kırk yılda bir, sinemaya gider.He seldom, if ever, goes to the movies.
Ailesi kırk yıl önce anavatanından Brezilya'ya göç etti.His family emigrated from their mother country to Brazil forty years ago.
O yaklaşık kırk olmalı.He must be about forty.
O, kırk yaşındayken enerjisini kaybetmiş olduğunu söyledi.He said he had lost his vigor at forty.
O kırk yaşına geldi.He arrived at the age of 40.
O kırkı geçmiş.He is past forty.
O, kırk yaşını biraz geçti.He is a little over forty.
Randevularına nadiren, kırk yılda bir, geç kalır.He is rarely, if ever, late for appointments.
O, nadiren, kırk yılda bir sinemaya gider.He seldom, if ever, goes to the cinema.
O nadiren, kırk yılda bir, film seyretmeye gider.He seldom, if ever, goes to see the movies.
O nadiren, kırk yılda bir, gelir.He seldom, if ever, comes.
Çok nadir, kırk yılda bir, kiliseye gider.He seldom, if ever, goes to church.
Nadiren, kırk yılda bir, berbere gider.He seldom, if ever, goes to the barber's.
Nadiren, kırk yılda bir, güler.He seldom, if ever, laughs.
Genç görünüyor ama aslında kendisi kırkın üzerinde.He looks young, but actually he is over forty.
Kırklı yaşlarının başlarında işine başladı.He started his job in his early forties.
Nadiren, kırk yılda bir, bir kitap okur.He seldom, if ever, reads a book.
O, koyunları kırktı.He clipped the sheep.
Nadiren, kırk yılda bir, Fransızca konuşurlar.They seldom, if ever, speak in French.
Onlar nadiren, kırk yılda bir, birbirleriyle tartışırlar.They seldom, if ever, quarrel with each other.
Nadiren, kırk yılda bir, kendi başına sinemaya gider.She seldom, if ever, goes to movies by herself.
Nadiren, kırk yılda bir, şehrin dışına çıkar.She rarely, if ever, goes out of town.
Sınıfında kırk civarında öğrenci var.There are about forty students in her class.
O kırk ya da yaklaşık olmalı.She must be forty or so.
Kırk yaşındaydı, fakat daha yaşlı görünüyordu.She was forty, but she appeared older.
Kırklı yaşların ortalarında tekrar evlendi.She married again in her mid-forties.
Nadiren, kırk yılda bir, on birden önce yatmaya gider.She seldom, if ever, goes to bed before eleven.
O kesinlikle kırkın yukarısındadır.She is certainly above forty.
Babam kırkına geldiği zaman tamamen keldi.My father was completely bald by the time he was forty.
Babam kırk dokuz yaşında öldü.My father died at the age of forty-nine.
Babam yakında kırk yaşında olacak.My father will soon be forty years old.
Babam nadiren, kırk yılda bir, Pazar günleri dışarı çıkar.My father rarely, if ever, goes out on Sundays.
İlgili Sayfalar