kırdım ile cümle
kırdım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ben de iğneyi kırdım, onu sanki Hulk kırmış görüntüsünü verdim.Entonces corté la aguja. E hice que pareciera que Hulk la había roto.
Ben de iğneyi kırdım, onu sanki Hulk kırmış görüntüsünü verdim.그래서 저는 바늘 구멍을 부러뜨리고 마치 헐크가 부숴 버린 것처럼 만들었습니다.
Ben de iğneyi kırdım, onu sanki Hulk kırmış görüntüsünü verdim.Quindi ho spezzato l'ago. E ho fatto sembrare come se fosse stato Hulk a romperlo.
Ben de iğneyi kırdım, onu sanki Hulk kırmış görüntüsünü verdim.Thế nên tôi bẻ cây kim. Và làm nó trở nên như thể là Hulk đã bẻ gãy nó.
Ben de iğneyi kırdım, onu sanki Hulk kırmış görüntüsünü verdim.Złamałem więc ją tak, aby wydawało się, że to Hulk ją złamał.
Ben de iğneyi kırdım, onu sanki Hulk kırmış görüntüsünü verdim.Zlomil som ihlu a naaranžoval ju tak, akoby ju zlomil Hulk.
Ben de iğneyi kırdım, onu sanki Hulk kırmış görüntüsünü verdim.Затова счупих иглата. И придадох на иглата вид, като че ли Хълк я е счупил.
Ben de iğneyi kırdım, onu sanki Hulk kırmış görüntüsünü verdim.Ну, я сломал иголку. А сделал так, чтобы выглядело, как будто это сломал Халк.
Ben de iğneyi kırdım, onu sanki Hulk kırmış görüntüsünü verdim.אז שברתי את המחט, וגרמתי למחט להראות כאילו הענק שבר אותה.
Ben de iğneyi kırdım, onu sanki Hulk kırmış görüntüsünü verdim.فكسرت الإبرة وجعلتها تبدو وكأن اﻟ"الهَلْك" هو من كسرها.
Ben de iğneyi kırdım, onu sanki Hulk kırmış görüntüsünü verdim.いかにもハルクが 折ったようにした 足を入れるために
Benim için önemli bir vazoyu kırdım.He roto este jarrón y era muy importante para mí.
Benim için önemli bir vazoyu kırdım.Ho rotto un vaso importante per me.
Benim için önemli bir vazoyu kırdım.Jag har en trasig vas som betyder mycket för mig.
Benim için önemli bir vazoyu kırdım.Jeg har en ødelagt vase, der betyder meget for mig.
Benim için önemli bir vazoyu kırdım.Parti um vaso que é importante para mim.
Benim için önemli bir vazoyu kırdım.Potłukłam wazon, który jest dla mnie cenny.
Benim için önemli bir vazoyu kırdım.Rikoin minulle tärkeän maljakon.
Benim için önemli bir vazoyu kırdım.Έσπασα ένα βάζο που είναι σημαντικό για εμένα.
Benim için önemli bir vazoyu kırdım.Я разбила вазу, которая была мне очень дорога.
Ben kırdım.Écoute... Je... C'est moi qui l'ai cassée.
Ben kırdım.Én... Én rontottam el.
Ben kırdım.لقد كسرته
Ben sizi Mısırda köle olmaktan kurtaran Tanrınız RABbim. Boyunduruğunuzu kırdım. Sizi başı dik yaşattım.› ››A jeźliby je kto odkupić chciał, przyda piątą część nad szacunek twój.
Ben sizi Mısırda köle olmaktan kurtaran Tanrınız RABbim. Boyunduruğunuzu kırdım. Sizi başı dik yaşattım.› ››나는 너희를 애굽 땅에서 인도하여 내어 그 종된 것을 면케 한 너희 하나님 여호와라 내가 너희 멍에 빗장목을 깨뜨리고 너희로 바로 서서 걷게 하였느니라
Ben sizi Mısırda köle olmaktan kurtaran Tanrınız RABbim. Boyunduruğunuzu kırdım. Sizi başı dik yaşattım.› ››אני יהוה אלהיכם אשר הוצאתי אתכם מארץ מצרים מהית להם עבדים ואשבר מטת עלכם ואולך אתכם קוממיות׃
Ben sizi Mısırda köle olmaktan kurtaran Tanrınız RABbim. Boyunduruğunuzu kırdım. Sizi başı dik yaşattım.› ››انا الرب الهكم الذي اخرجكم من ارض مصر من كونكم لهم عبيدا وقطع قيود نيركم وسيّركم قياما
Ben sizi Mısırda köle olmaktan kurtaran Tanrınız RABbim. Boyunduruğunuzu kırdım. Sizi başı dik yaşattım.› ››我 是 耶 和 華 你 們 的 神 、 曾 將 你 們 從 埃 及 地 領 出 來 、 使 你 們 不 作 埃 及 人 的 奴 僕 、 我 也 折 斷 你 們 所 負 的 軛 . 叫 你 們 挺 身 而 走
Ben sizi Mısırda köle olmaktan kurtaran Tanrınız RABbim. Boyunduruğunuzu kırdım. Sizi başı dik yaşattım.› ››我 是 耶和華 你 們 的 神 、 曾將你們從 埃及 地領 出來 、 使 你 們不作 埃及人 的 奴僕 、 我 也 折斷 你 們所負的軛.叫你 們 挺身 而 走
Bir bileytaşı aldım, bir kenarını kırdım.Alors, j'ai pris une pierre à huile. J'ai cassé le bord d'une pierre à huile.
Bir bileytaşı aldım, bir kenarını kırdım.Arranjei uma pedra de afiar. Parti-lhe uma das arestas.
Bir bileytaşı aldım, bir kenarını kırdım.Asa ca am luat o piatra de ascutit unsa cu ulei. I-am spart marginea de tot.
Bir bileytaşı aldım, bir kenarını kırdım.Dus ik nam een slijpsteen en brak er een stuk af.
Bir bileytaşı aldım, bir kenarını kırdım.Entonces tomé una piedra de afilar. Partí el borde de una piedra de afilar.
Bir bileytaşı aldım, bir kenarını kırdım.Ho preso una pietra per affilare, e le ho tolto un'estremità.
Bir bileytaşı aldım, bir kenarını kırdım.숯돌의 모서리를 잘라 내서
Bir bileytaşı aldım, bir kenarını kırdım.Rồi tôi lấy cục đá mài dao. Bẻ một góc của nó.
Bir bileytaşı aldım, bir kenarını kırdım.Vzal som brúsny kameň a odlomil z neho kúsok.
Bir bileytaşı aldım, bir kenarını kırdım.Was ich machte, ich holte einen Schleifstein. Ich brach das Ende eines Schleifsteines ab.
Bir bileytaşı aldım, bir kenarını kırdım.Wziąłem więc osełkę i odłamałem jej brzeg.
Bir bileytaşı aldım, bir kenarını kırdım.Взех един брус. Отчупих ръба от един брус.
Bir bileytaşı aldım, bir kenarını kırdım.И я взял точильный камень. Отломал от него кусочек.
Bir bileytaşı aldım, bir kenarını kırdım.אז השגתי משחזת שמן. ושברתי למשחזת את הקצה.
Bir bileytaşı aldım, bir kenarını kırdım.فجلبت حجر الصقل وكسرت حافتها
Bir bileytaşı aldım, bir kenarını kırdım.ガラス片をこすり始めた
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,Ako sem ubožcem odrekel, kar so želeli, in povzročil, da so vdovine oči medlele,
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,Ak som uňal z toho, čo si priali chudobní, a dal som hynúť očiam vdovy
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,Als ik de armen verdriet heb gedaan en weduwen reden tot huilen heb gegeven;
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,Belum pernah aku tak mau menolong orang yang papa, atau membiarkan para janda hidup berputus asa
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,Dacă n'am dat săracilor ce-mi cereau, dacă am făcut să se topească de plîns ochii văduvei,
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,Ha a szegények kivánságát megtagadtam, és az özvegy szemeit epedni engedtem;
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,Habe ich den Dürftigen ihr Begehren versagt und die Augen der Witwe lassen verschmachten?
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,Har jag vägrat de arma vad de begärde eller låtit änkans ögon försmäkta?
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,Har jeg afslået ringes Ønske, ladet Enkens Øjne vansmægte,
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,Har jeg nektet fattigfolk det de ønsket, og latt enkens øine tæres bort?
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,Jeźliżem odmówił ubogim, czego chcieli, a oczy wdowy jeźliżem zasmucił;
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,내가 언제 가난한 자의 소원을 막았던가 과부의 눈으로 실망케 하였던가
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,Mai ho rifiutato quanto brama il povero, né ho lasciato languire gli occhi della vedova
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,Nếu tôi từ chối điều kẻ nghèo khổ ước ao, Gây cho mắt người góa bụa bị hao mòn,
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,Nếu tôi từ_chối điều kẻ nghèo_khổ ước_ao , Gây cho mắt người góa_bụa bị hao_mòn ,