kırıyor ile cümle
kırıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Şu çocuk sık sık bir top ile pencerelerimizi kırıyor.That boy often breaks our windows with a ball.
Kes, kalbimi kırıyorsun.Stop, you're breaking my heart.
Bu gerçekten kalbimi kırıyor.It really breaks my heart.
Kalbimi kırıyorsun.You're breaking my heart.
Kalbimi kırıyorsunuz.You're breaking my heart.
İkiniz de her gün odun kırıyorsunuz, değil mi?You both chop wood every day, don't you?
Tom neredeyse bir kolunu kırıyordu.Tom came close to breaking an arm.
Kalbini kırıyor muyum?Am I hurting you?
Tom yakacak odun kırıyor.Tom is chopping firewood.
Tom her zaman bir şeyler kırıyor.Tom is always breaking things.
Tom bana sarıldığında neredeyse kaburgalarımı kırıyordu.Tom almost cracked my ribs when he hugged me.
Tom küvette ayağı kayınca az kalsın çömleği kırıyordu.Tom almost broke his butt slipping in the bathtub.
Tom röveşata denemesi yaparken az daha kolunu kırıyordu.Tom nearly broke his arm trying to do a bicycle kick.
Tom az daha bacağını kırıyordu.Tom almost broke his leg.
Burası insanın burnunun direğini kırıyor.It stinks to high heaven in here.
Başka şeyler buluyorsunuz, kırıyorsunuz ve taşıyorsunuz yeniden.And you find other things, and you break that up, and you haul those away.
Aah Sammy, kalbimi kırıyorsun!Aww Sammy, you're breaking my heart!
Ve ayrılık duvarlarını kırıyor olursunuz.And that breaks down the walls of separateness.
Ve eğer gerçekten zekiyseler, ( o zaman) neden kabukları açılmış fındıkları hala taşla kırıyorlar?And if they really were intelligent, why would they crack open nuts with a rock?
Belli ki bununla acaip para kırıyorlar.And they obviously make a lot of money off of them.
Bir diğeri de tabakları fırlatıp kırıyor.There's another one that throws plates and breaks them.
Bölgecilik ve saldırganlık... ...ve baskın hiyerarşi düzeni gibi sınırlamaları kırıyoruz.Territoriality and aggression... ...and dominance hierarchies.
Kitaplar zamanın zincirlerini kırıyor.Books break the shackles of time.
İyi para kırıyorum lan.Make a fat stash, yo.
Onlarda bu ince şerite doğru sonsuza kadar kırıyor.Onlarda bu ince şerite doğru sonsuza kadar kırıyor.
Halkına dedi ki: "Sizden önce hiç kimsenin kıramadığı bir günahın rekorunu mu kırıyorsunuz?"You commit the shameful acts which no one in the creation has ever done before you?”
Suriye yaratıcılığıyla ve mültecileriyle rekor kırıyor.Syrians break records in art and in refugees.
Bu malzeme görünür ışığı kırıyordu.This material refracts visible light.
Tom bana sarıldığında neredeyse kaburgalarımı kırıyordu.Tom hätte mir fast die Rippen gebrochen, als er mich umarmte.
Kesiyor, seviyor, kırıyor gibi.Verehrt, verwöhnt, verklärt.
Nakarat kısmı "Sen beni onarıp onarıp neden kırıyorsun?Das bekannte Bonmot „Warum rülpset und furzet ihr nicht?
Öğrencilerin hevesini kırıyorsun.Tu décourageais les étudiants.
Buna benziyor ve bu kalbimi kırıyor.C'est à ça qu'ils ressemblent tous, et ça me brise le cœur.
Buna benziyor ve bu kalbimi kırıyor.A eso se parecen todos ellos, y me rompe el corazón.
Mehmet Emin Kardeş (Mardin doğumlu): Dövüyorlar, muhakkak dövdüğü kişinin bir tarafını da kırıyorlardı.Il popolo insorse contro ʿAbbās e Abū Muhammad, considerati traditori, ma Sulaymān b. Hishām sedò la rivolta.
Buna benziyor ve bu kalbimi kırıyor.Quella vita ti spezza il cuore.
Kesiyor, seviyor, kırıyor gibi.Тоже задира, любит баловаться, хулиганить.
Albüm satış rekorları kırıyor.No entanto o disco falha em termos de vendas.
Buna benziyor ve bu kalbimi kırıyor.Maar ik voel het gebeuren en het verscheurt me .
Kalbimi kırıyorsun.Je breekt mijn hart.
Kesiyor, seviyor, kırıyor gibi.I Kocha, lubi, szanuje...
Babasını sevse de çoğu zaman babası onun kalbini kırıyor.När han är hemma får han ofta stryk av sin pappa.
Kesiyor, seviyor, kırıyor gibi.Älskar, älskar och älskar.
Nakarat kısmı "Sen beni onarıp onarıp neden kırıyorsun?Декомунізація: що і чому перейменовувати й демонтувати.
Buna benziyor ve bu kalbimi kırıyor.«Коли я побачила це, моє серце розбилося.
Babasını sevse de çoğu zaman babası onun kalbini kırıyor.Přes veškeré váhání se pomalu musel podřídit i její otec.
Kesiyor, seviyor, kırıyor gibi.Értsd, csináld, szeresd!
Babasını sevse de çoğu zaman babası onun kalbini kırıyor.Useasti hänen siskonsa kuitenkin rauhoittelevat häntä.
Buna benziyor ve bu kalbimi kırıyor.אז כך גם אם יש לי לב שבור.
Aah Sammy, kalbimi kırıyorsun!aaah Sammy, tu me fends le coeur !
Aah Sammy, kalbimi kırıyorsun!Ach Sammy, du brichst mir das Herz!
Aah Sammy, kalbimi kırıyorsun!Ah, Sammy, je breekt mijn hart!
Başka şeyler buluyorsunuz, kırıyorsunuz ve taşıyorsunuz yeniden.A najdete i další věci, které rozbijete a odtáhnete je taky.
Başka şeyler buluyorsunuz, kırıyorsunuz ve taşıyorsunuz yeniden.Bạn tìm thấy những thứ khác, bạn cũng đập vỡ rồi bán đi.
Başka şeyler buluyorsunuz, kırıyorsunuz ve taşıyorsunuz yeniden.Dann finden Sie ein anderes Ding und Sie zerschlagen auch dies und schleppen es weg.
Başka şeyler buluyorsunuz, kırıyorsunuz ve taşıyorsunuz yeniden.Encontram outras coisas, partem-nas e arrastam-nas para fora.
Başka şeyler buluyorsunuz, kırıyorsunuz ve taşıyorsunuz yeniden.És találnak más dolgokat, és összetörik, és széthordják azokat is.
Başka şeyler buluyorsunuz, kırıyorsunuz ve taşıyorsunuz yeniden.E trovate altre cose, e le fate a pezzi, e le portate via.
Başka şeyler buluyorsunuz, kırıyorsunuz ve taşıyorsunuz yeniden.Et vous trouvez d'autres choses, et vous les cassez, puis vous les tirer à l'extérieur.
Başka şeyler buluyorsunuz, kırıyorsunuz ve taşıyorsunuz yeniden.Je vindt andere dingen, je slaat die in stukken en je sleept die weg.