Pantolonumdaki kırışıklıkları ütüledim?I ironed out the wrinkles in my pants.
Onun pantolonlarının hepsi kırışık.His slacks are all wrinkled.
O, gözlerinin etrafında birkaç kırışıklık edinmeye başladı.She has started to get a few wrinkles around her eyes.
Kırışıklıklar sadece gülüşlerin nerede olduğunu göstermelidir.Wrinkles should merely indicate where smiles have been.
Kırışıklıkları nasıl önleyeceğini bilmek istiyor musun?Would you like to know how to prevent getting wrinkles?
Tom alnında birkaç kırışıklık edinmeye başladı.Tom has started to get a few wrinkles on his forehead.
Kırışıklarımı gizlemeye çalışıyordum.I was trying to hide my wrinkles.
Ben kırışıklıklarımı örtbas etmeye çalışıyordum.I was trying to cover up my wrinkles.
Kırışıklıkların var.You've got wrinkles.
Gömleğin oldukça kırışık.Your shirt is pretty wrinkled.
Gunter'in tüm kırışıklıkları gitmişti.All of Gunter's wrinkles were gone.
Köpek bir şeye dikkat kesildiğinde hafif kırışıklıklar görülebilir.When the dog is alert, the forehead may be slightly wrinkled.
Akne tedavisi ve kırışıklıkları azaltmak için kullanılır.It was used as a remedy for colds and cuts.
Buradaki sorun şu: Nasıl olur da böylesi bronz bir tende hiç kırışıklık olmaz.Now, how can you have a deep tan and have no wrinkles?
Bunlar, kırışıklıkların yapmak için kullanılır.They used to make wrinkles.
Anatomik açıdan düzgün olan kadınların hepsinde de dekolte kırışıklıkları görülebilir.All anatomically well endowed women at some time develop cleavage wrinkles.
Bunlar 6 aya kadar dekolte kırışıklıklarını önemli derecede yok edebilirler.They can significantly improve cleavage wrinkles for up to 6 month or longer.
Fakat kuantum teorisi yepyeni bir kırışıklık ekliyor.But quantum theory adds a whole new wrinkle.
Yüz hatlarınızın kırışıklıkları ve görünüşü de o denli iyileşecektir. en azından bir süreliğine.If increasing the moisture content of your skin can slightly increase its volume\'85 \ \
Kaşlardaki kırışıklığı görebilirsiniz ve mikro yapının nasıl değiştiğini görebilirsiniz.You can see the furrows in the brow and how the microstructure changes there.
Animasyonu yapıldığında farklı kırışıklıkların gerçekten ortaya çıktığını görebilirsiniz.And you can see those different wrinkles actually show up as she animates.
Orada oluşan kırışıkların hepsini görebilirsiniz.You can see all the wrinkles happening there.
Tüm bunların kıvrım, kırışık ve çukurlarına ihtiyacımız vardı.We needed creases and dimples and wrinkles and all of those things.
Ama gerçek gülümseme gözlerdedir, göz kenarındaki kırışıklıktadır.But the real smile's in the eyes, the crow's feet of the eyes.
Eşarbı takar mısın, çünkü çok güzel ya da kırışık boynunu örtmek?Do you wear the scarf, because it's pretty or to cover your wrinkly neck?
Küçük renksiz gözlerinin altında kırışık dolu torbalar vardı." diyor.There were puffs under the little colorless eyes with creases running from them."
Esere bir çok kırışıklık ekliyor, daha fazla kıvrım yaratıyor.[BENKE] He's adding a lot of wrinkles to the piece, making more of the creases...
"Eğer sebzelerin yanında zeytinyağı yerseniz, cildinizde daha az kırışık olacaktır.""If you eat olive oil and vegetables, you'll have fewer skin wrinkles."
Ve bulduğunuz şey de şu, sebze ve zeytinyağı yiyen insanlarda daha az kırışıklık var.And what you find is, of course, people who eat veg and olive oil have fewer skin wrinkles.
Bu, kırışıkları azaltan şeyin sebze ve zeytinyağı olduğu anlamına gelmiyor.That doesn't mean that it's the vegetables or the olive oil.
Kırışık KağıtCrinkled Paper
Tek kullanımlık çocuk bezi durumunda, bu cazibe kırışık plastik sırtlarına olacaktır.In the case of disposable diapers, this attraction would be to their crinkly plastic backing.
1957 - Stephen Smale, kırışıksız küre eversiyonu (ters çevrilmesi) için varoluş kanıtı sağladı.1957 – Stephen Smale provides the existence proof for crease-free sphere eversion.
Kırışık olduklarında güçlü bir koku verirler.They exhale a strong smell when they are wrinkled.
Bir filin ayağına benzeyen kırışık görünümü nedeniyle bu şekilde adlandırılmıştır.It is named for its wrinkly appearance, resembling the foot of an elephant.
Bölümün adı, Zamanda Kırışıklık adlı romana yapılan bir kelime oyunudur.The title of the episode is a pun to the novel, A Wrinkle in Time.
"Zamanında Kırışıklık", mizahı ve ayrıntılı hikayesi ile büyük beğeni toplamıştır."A Rickle in Time" received critical acclaim for its humor and elaborate storyline.
Ütü, kumaşların kırışıklıklarını düzeltmek için kullanılan alet.Mais juste le réparer, à la façon dont on répare les vases brisés.
Kırışıklıkları azalmış, dinçleşmiş hatta cinsel iştahı da artmıştır.Pérdida o aumento de peso o disminución o incremento del apetito.
Köpek bir şeye dikkat kesildiğinde hafif kırışıklıklar görülebilir.При виде змеи один человек может ощущать легкий дискомфорт.
Ütü, kumaşların kırışıklıklarını düzeltmek için kullanılan alet.Имеет привычку ремонтировать поломанные ей вещи скотчем.
Kırışıklıkları azalmış, dinçleşmiş hatta cinsel iştahı da artmıştır.Увеличение веса, увеличение или снижение аппетита.
Köpek bir şeye dikkat kesildiğinde hafif kırışıklıklar görülebilir.Při postižení sliznice jícnu se pozoruje obtížné polykání.
Solunum deliği sola kayıktır, derisi genelde kırışıktır ve üst çenesinde diş yoktur.Kuoren suuaukkoa ympäröivä huuli ei ole paksuuntunut eikä suuaukossa yleensä ole hampaita.
Ütü, kumaşların kırışıklıklarını düzeltmek için kullanılan alet.壊れたひみつ道具を直すときに使う。
Köpek bir şeye dikkat kesildiğinde hafif kırışıklıklar görülebilir.토성 고리의 밝은 부분 안을 자세히 보면, 좀 더 두드러지게 밝은 줄무늬들을 볼 수 있다.
Solunum deliği sola kayıktır, derisi genelde kırışıktır ve üst çenesinde diş yoktur.Кожата обикновено е набръчкана и няма зъби на горната челюст.
Köpek bir şeye dikkat kesildiğinde hafif kırışıklıklar görülebilir.При поразяване на лигавицата се наблюдават малки подутини.
Ama gerçek gülümseme gözlerdedir, göz kenarındaki kırışıklıktadır.Ale opravdový úsměv se skrývá v očích, ve vráskách okolo očí.
Ama gerçek gülümseme gözlerdedir, göz kenarındaki kırışıklıktadır.Ale prawdziwy uśmiech jest w oczach, w zmarszczkach.
Ama gerçek gülümseme gözlerdedir, göz kenarındaki kırışıklıktadır.Dar zâmbetul sincer se vede în cutele din jurul ochilor.
Ama gerçek gülümseme gözlerdedir, göz kenarındaki kırışıklıktadır.De az igazi mosoly a szemekben rejlik, a szarkalábakban.
Ama gerçek gülümseme gözlerdedir, göz kenarındaki kırışıklıktadır.하지만 진짜 미소는 눈에, 눈가의 까마귀발이라는 주름에 있습니다
Ama gerçek gülümseme gözlerdedir, göz kenarındaki kırışıklıktadır.Maar de echte glimlach is in de ogen, de kraaienpootjes.
Ama gerçek gülümseme gözlerdedir, göz kenarındaki kırışıklıktadır.Ma il vero sorriso è negli occhi, nelle 'zampe di gallina'.
Ama gerçek gülümseme gözlerdedir, göz kenarındaki kırışıklıktadır.Mais le vrai sourire est dans les yeux, les pattes d'oie des yeux.
Ama gerçek gülümseme gözlerdedir, göz kenarındaki kırışıklıktadır.Mas o sorriso real é nos olhos, nos pés de galinha dos olhos.
Ama gerçek gülümseme gözlerdedir, göz kenarındaki kırışıklıktadır.Men det rigtige smil er i øjnene, øjnenes kragetæer.
Ama gerçek gülümseme gözlerdedir, göz kenarındaki kırışıklıktadır.Men det riktiga leendet sitter i ögonen, kråkfötterna vid ögonen.
Ama gerçek gülümseme gözlerdedir, göz kenarındaki kırışıklıktadır.Namun senyuman sebenarnya ada di mata.