kılıyor ile cümle

kılıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Onun yeteneği iş için onu yeterli kılıyor.His skill qualifies him for the job.
Onun oğlu, hayatı yaşamaya değer kılıyor.Her son makes life worth living.
Onun büyük geliri ona her yıl yurt dışında seyahat etmesini mümkün kılıyor.His large income makes it possible for him to travel overseas every year.
Namaz kılıyorum.I am praying.
Camide ilk kez namaz kılıyorum.It's the first time I pray in a mosque.
Aşk, hayatı daha çekilir kılıyor.Love makes life easier.
Sami ve Leyla günde beş kez namaz kılıyorlar.Sami and Layla pray five times a day.
Bu seni çok özel kılıyor.It makes you very special.
Bu üç nitelik seni benim gözümde eşsiz kılıyor.These three qualifications make you, in my opinion, very nearly unique.
Her şeyi eğlenceli kılıyor diyor.She thinks that everything is fun.
Ama kendi evimde başım açık da kılıyorum namazımı.So what I’m really doing is preaching to MYSELF.
Anarşi her yerdedir; ki bu onu yenilmez kılıyor.He is a deity who gets angry easily and takes revenge on whoever made him upset.
Bir takım olarak, bireysel becerilerinin uyumu onları yenilmez kılıyor.Leading the fight: one man fate has made indestructible.
"Alsancak Garı: 150 yıldır uzakları yakın kılıyor"."Afkoop Scheldetol 150 jaar".
Bir görgü tanığına göre öldürülenler her gece camiye gelip namaz kılıyorlardı.It was believed that the souls of the dead would come and serve themselves at night.
Ve bu sayede tul dairesini belirliyebilmeyi olası kılıyordu.In time, he managed to find out his particular location.
Bu ise onları daha alçakgönüllü, daha savunmasız ve insana daha yakın kılıyor.That should make them more humble, more vulnerable and more human.
Pirate Bay bireylerin material paylaşımını mümkün kılıyor.The Pirate Bay makes it possible for individuals to share material.
Bu da uyum sağlama özelliği açısından bizi diğer varlıklara göre daha avantajlı kılıyor.And this gives us a leg up on adaptability.
Peki bu caddeleri daha fazla mı daha az mı güvenli kılıyor?Does that make streets more or less safe?
Ancak, bunları mecbur olduğum için yapıyorum, çünkü öz coğrafyam bunu mecbur kılıyor.But I do them because I have to, because the geography of self mandates it.
Ve bu beni muazzam bir şekilde serbest kılıyordu.And that was enormously liberating to me.
Ama bu bir soruyu kaçınılmaz kılıyor, neden hepimizin evinde birer tane yok?But then it begs the question, why don't we all have one in our home?
Kalabalığın oluşturduğu verileri birleştirip görünmezi görünüz kılıyorlar.They have collated crowd-sourced data and rendered the invisible visible.
Bu fikre dokunduğun anda, onu varoluşun içinde var kılıyorsun.If you touch this idea, you believe it instantly into existence.
Beni güçlü kılIyor.They make me strong.
Her öğretmenin meslektaşlarını gözlemlemelerini ve geribildirim vermelerini bile zorunlu kılıyorlar.They even require each teacher to observe and give feedback to their colleagues.
Ve bu ekonomik güçlenme bir kadının şu cümleyi söyleyebilmesi mümkün kılıyor:And it's economic empowerment and the ability for a woman to say,
Bu gerçekten gelecek ile ilgili tahminler yapmamı zorunlu kılıyor.So that really means I have to make predictions of the future.
Teknolojinin neleri yapabileceğini bilmek içinde bulunduğumuz durumu kabul edilemez kılıyor.Knowing what technology is capable of such a situation is inexcusable.
Bu başarısızlığı görünmez, anlaşılmaz ve kaçınılmaz kılıyor.It makes failure invisible, inconceivable and inevitable.
İnsani bir hareket-- iki eli kullanarak veri girişi yapmayı da imkansız kılıyor.Human gesture -- which made the fabulous two-handed data input completely impossible.
Ve Bernstein bunu mümkün kılıyor.And Bernstein enables that.
Bu, her şeyi mümkün kılıyor. Herşeyi akla uygun hale getiriyor.And it makes anything possible, makes anything rationalizable.
Bu kareler, gözle görülemeyeni görülür kılıyor.The images make the invisible visible.
Bir başka deyişle Fıskiye ve Yağmurun her zman pozitif olmasını mecbur kılıyoruz.In other words, we're constraining Sprinkler and Rain to always be positive.
Bu da, hangisi insanları daha uzun süreli daha mutlu kılıyor, demek.That is, which ones actually make people lastingly happier?
Huysuzlarla uğraşacağım, çünkü benim görüşümü daha iyi ve daha güçlü kılıyorlar.I'm going to take on the naysayers, because they'll make my argument better and stronger.
Düşük ücretler, diğer seçenekleri imkansız kılıyor.The low wages render other options impossible.
RAB Yusufla birlikteydi ve onu başarılı kılıyordu. Yusuf Mısırlı efendisinin evinde kalıyordu.Yahweh was with Joseph, and he was a prosperous man. He was in the house of his master the Egyptian.
Biz sizi sınamak için şerre de hayra da müptela kılıyoruz. Ve (sonunda) bize döndürüleceksiniz.We tempt you with evil and with good as a trial; and to Us you will return.
Bilgiden nasipli bir topluluk için biz, ayetleri böyle ayrıntılı kılıyoruz.That is how We explain Our signs to those who know.
Biz, ayetleri işte bu şekilde ayrıntılı kılıyoruz ki, hakka dönebilsinler.That is how We explain Our signs distinctly so that they may come back (to the right path).
Bilgiyle donanmış bir topluluk için ayetleri ayrıntılı kılıyor.He distinctly explains His signs for those who can understand.
Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz?You live by calling it a lie.
Sonra nasıl Güneş'i ona delil kılıyoruz?He could have kept it motionless if He liked.
Sonra kurumaya başlar, böylece onu sararmış görürsün. Sonra da onu kurumuş kırıntılar kılıyor.Thereafter it wirhereth, and thou beholdest it turn yellow; then He maketh it chaff.
Biz sizi sınamak için şerre de hayra da müptela kılıyoruz.We burden you with adversity and prosperity—a test.
Ey peygamber niçin, Allah'ın sana helal kıldığı şeyi, eşlerinin, hatırı için haram kılıyorsun?O prophet! Why do you prohibit what God has permitted for you, seeking to please your wives?
Halbuki meyvelerinde birini öbürüne üstün kılıyoruz.We make some taste better than others.
Her nefis, ölümü tadacaktır. Biz sizi sınamak için şerre de hayra da müptela kılıyoruz.Every soul must taste of death, and We try you with evil and with good, for ordeal.
Sonra da onu kurumuş kırıntılar kılıyor.Then He turns them into chaff.
Dileseydi onu hareketsiz kılardı. Sonra nasıl Güneş'i ona delil kılıyoruz?Had it been His will, He could have made it constant.
Belgrad'ın çıkarları da gerçekte bunu gerekli kılıyor, diye düşünüyorum.I think the interests of Belgrade dictate this, actually.
Kayalık vahşi dağlar ve bunların içinden akan sular manzarayı nefes kesici kılıyor.The rocky, wild mountains and the waters that run through them make the view breathtaking.
Den Ruyter, "Birisine ait olmuş olması onu daha değerli kılıyor." diyor."It's more valuable that it was treasured by someone," she said.
Uluslararası yönetmelikler ülkeyi kalıcı bir tesis inşa etmeye mecbur kılıyor.International regulations compel the country to construct a permanent facility.
Makedonya, ülkedeki yatırım ortamını daha cazip kılıyorMacedonia sweetens investment climate
Ekonomik büyüme ülke çapında daha hızlı ve daha kolay bir taşımacılığı gerekli kılıyor.Economic growth demands faster and easier cross-country transit.
Günümüz finans piyasası araçlarının karmaşıklığı, klasik modelleri güvenilmez kılıyor.The complexity of today's financial market instruments render the models unreliable.

İlgili Sayfalar