kış ile cümle
kış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Konuşmacı konuyu çok kısa bir sürede işledi.The speaker treated the subject very briefly.
Konuşmacı hızlı konuştuğu için az sayıda kişi onu izleyebildi.Because the lecturer speaks quickly few people could follow him.
Bunun bizim yirmi yıl içerisinde yaşadığımız en soğuk kış olduğunu duydum.This is the coldest winter we have had in twenty years, I hear.
Bu kış çok soğuk.It's very cold this winter.
Bu kış çok az kar vardı.We have had little snow this winter.
Bu yıl şiddetli bir kış var.We have a severe winter this year.
Bu kış sıcaklık ortalamanın üzerinde.The temperature is above average this winter.
Bu yıl hafif bir kış var.We have a mild winter this year.
Bu kış öncekinden daha az kar var.We had less snow this winter than last.
Bu kış çok az kar olacak.We'll have little snow this winter.
Biz bu yıl çok soğuk bir kış bekliyoruz.We expect a very cold winter this year.
Bu kış ılık.This winter is warm.
Bu, otuz yıl içerisinde yaşadığımız en soğuk kıştır.This is the coldest winter that we have had in thirty years.
Bilgisayarda oturum açan son kişi kimdi?Who was the last person to log on to the computer?
Ayrılacak son kişi soluk yüzlü,düz siyah saçlı, uzun bir adamdı.The last to leave was a tall man, with a pale face and smooth, black hair.
Karım kısa süreli çalışıyor.My wife works part time.
Hakim kısa sürede davayı tamamladı.The judge disposed of the case in short order.
İşçiler saçlarını kısa kestirmeli.Workers must have their hair cut short.
İşçiler, saçlarını kısa kestirmiş olmalılar.Workers must have their hair cut short.
Bu eteği dün alan kişi Mary'ydi.It was Mary that bought this skirt yesterday.
Dün saat 10.00'da dışarıda yüzlerce kişi vardı.At 10 o'clock yesterday, there were hundreds of people outside.
Dün toplantıya epeyce kişi geldi.Quite a few people came to the meeting yesterday.
Dün hayvanat bahçesine kaç kişi geldi?How many people came to the zoo yesterday?
Dün yeni bir kişisel bilgisayar satın aldım.I bought a new personal computer yesterday.
Çalışma bağımlısı bir kişiye işkolik denilir.A person who is addicted to work is called a workaholic.
Çocuk kısa sürede yatakta uykuya daldı.The child soon fell asleep in the bed.
O açık sözlü bir kişi.She's an outspoken person.
Uluslararası aramaları kişiden kişiye yapmak en iyisidir.It's best to make international calls person to person.
Yönetici en kısa sürede bütün odaların temiz süpürülmesini emretti.The manager ordered all the rooms to be swept clean as soon as possible.
Bildiğim kadarıyla, o, güvenilir bir kişidir.As far as I know, he is a reliable person.
Bize göre, okul en kısa sürede kurtulacak bir yerdi.To us, school was a place to get away from as soon as possible.
Londra'da kalışımız çok kısa idi.Our stay in London was too short.
Toplumdaki değişiklikler kişilerden gelir.Changes in society come from individuals.
Bu kış şehrimizde kar yağıp yağmayacağını merak ediyorum.I wonder if it will snow in our town this winter.
Harcamalarımızı kısmalıyız.We must cut down our expenses.
Şubat ayında kısa bir tatil yaptık.We had a short vacation in February.
Bu şimdiye kadar yaşadığımız en hafif kış.This is the mildest winter that we have ever experienced.
Kısa sürede onların hızına yetiştim.I caught up with them soon.
Rehber en kısa sürede yola çıkmamız gerektiğini söyledi.The guide said that we had better set out as soon as possible.
Biz Tom'u dürüst bir kişi olarak düşünüyoruz.We think of Tom as an honest man.
En kısa sürede işimizi yapmak zorundayız.We have to catch up on our work as soon as possible.
Biz kış aylarında yünlü giyeriz.We wear wool in winter.
Lütfen en kısa sürede bana cevap ver.Please reply to me as soon as possible.
Kuzenim sözünü kıracak son kişidir.My cousin is the last person to break his promise.
Köpeğimi bulan kişiyi burada bir ödül bekliyor.There will be a reward for the person who finds my dog.
Evim yansa bile kısa sürede söndürülürdü.Even if my house catches fire it would soon be put out.
Ailemde dört kişi var.There are four members in my family.
Benim kişisel işlerime burnunu sokma.Don't stick your nose into my personal affairs.
Benim kız kardeşim senden daha kısadır.My sister is shorter than you.
Arabam beş kişi taşıyacak kadar büyük.My car is large enough to carry five people.
Amcam Amerika'ya gittiğinde, birçok kişi havaalanında onu görmeye geldi.When my uncle left for America, many people came to see him off at the airport.
Amcam araba kazasında yaralanan tek kişiydi.My uncle was the only person injured in the car accident.
Benim büyükbabam kısmen Hintliydi.My grandfather was part Indian.
Büyük annem on kişilik bir aile yetiştirdi.My grandmother raised a family of ten.
Bildiğim kadarıyla, o güvenilir bir kişi.To the best of my knowledge, he is a reliable person.
Bildiğim kadarıyla o bu okuldaki en kısa öğrenci.As far as I know, he is the shortest student in this school.
Kasabam yaklaşık 30,000 kişilik bir nüfusa sahiptir.My town has a population of about 30,000 people.
Erkek kardeşim kısa sürede Tokyo'da yalnız yaşamaya alıştı.My brother soon got used to living alone in Tokyo.
Saçımı çok kısa kestin.You've cut my hair too short.
Benim adım Robert, bu nedenle bana kısaca Bob derler.My name is Robert, so they call me Bob for short.