kütüphaneye ile cümle
kütüphaneye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Burada Astinus ona yardımcı olmuş kütüphaneye almıştır.אסטינוס מוסר להם את הספר האחרון בספריה.
Milli kütüphaneye gidiyordum.Тогава започва да сътрудничи на националната библиотека.
Bunun üzerindeki birinci kat bütünüyle kütüphaneye ayrılmıştır.Големият салон на първия етаж е бил предназначен да побере библиотеката.
Kütüphaneye gidecek miyiz?Работи в библиотеката.
Bunun ölçü olarak kullanılmasını istedi ve kütüphaneye kaldırttı.Uspio ga je obnoviti, i povećati biblioteku.
Örneğin; kendileri kütüphaneye adapte olmak yerine kütüphanenin onlara adapte olmasını isterler.Osobito se zalagao za to da Split dobije knjižnicu.
Milli kütüphaneye gidiyordum.Niesla aj označenie národnej knižnice.
Kütüphaneye gittim yoktu, başka kütüphanelere baktım yoktu.S knjigami, ki jih v knjižnici ni, se ne ukvarja.
Milli kütüphaneye gidiyordum.Yra nacionalinė biblioteka.
Bunların dışında şahısların elinde kütüphaneye ait kitaplar mevcuttur, bazıları da satılmıştır.Ir atvirkščiai, kai kurie perskaitytų knygų knygynai prekiauja ir naujomis knygomis.
Kütüphaneye gidiyorum.Aš einu į biblioteką.
Daha sonra bu notu, kütüphaneye teslim etmiştir.Nende kirjavahetus anti hiljem välja raamatuna.
"Beni korkutuyorsun" dedi biri ve Rebel ile Val kütüphaneye geri döndü.'Bạn đang làm tôi thấy sợ đấy,' một trong số họ đã nói như vậy, và Rebel và Val đã quay đầu trở lại thư viện.
"Beni korkutuyorsun" dedi biri ve Rebel ile Val kütüphaneye geri döndü.'Du skrämmer mig', sa den ena, och Rebel och Val skyndade sig tillbaka till biblioteket.
"Beni korkutuyorsun" dedi biri ve Rebel ile Val kütüphaneye geri döndü.'Estás a assustar-me' - disse um deles e aí o Rebel e o Val voltaram para a biblioteca.
"Beni korkutuyorsun" dedi biri ve Rebel ile Val kütüphaneye geri döndü."Je maakt me bang", zei iemand, en Rebel en Val gingen terug de bibliotheek in.
"Beni korkutuyorsun" dedi biri ve Rebel ile Val kütüphaneye geri döndü.L'un d'eux a dit : " Tu me fais peur, " et Rebel et Val sont retournés à la bibliothèque.
"Beni korkutuyorsun" dedi biri ve Rebel ile Val kütüphaneye geri döndü.'Megijesztesz', mondta egyikük, aztán Rebel és Val visszaindultak a könyvtárba.
"Beni korkutuyorsun" dedi biri ve Rebel ile Val kütüphaneye geri döndü.'Mi stai spaventando', disse una di loro, e Rebel e Val tornarono in biblioteca.
"Beni korkutuyorsun" dedi biri ve Rebel ile Val kütüphaneye geri döndü."Naháníš mi strach," řekla Rebel nebo Val a vydaly se zpět do knihovny.
"Beni korkutuyorsun" dedi biri ve Rebel ile Val kütüphaneye geri döndü."Με τρομάζεις" είπε η μια, και η Ρέμπελ και η Βαλ γύρισαν πίσω στην βιβλιοθήκη.
"Beni korkutuyorsun" dedi biri ve Rebel ile Val kütüphaneye geri döndü."Плашиш ме," каза един от тях и Ребел и Вал се отправиха обратно в библиотеката.
Bunu al ve sessizce kütüphaneye git, tamam mı?Fogd és csendben ülj be a könyvtárba olvasni, értetted?
Bunu al ve sessizce kütüphaneye git, tamam mı?Διάβασε το και κάτσε ήσυχα στο αναγνωστήριο. Κατάλαβες;
Bunu al ve sessizce kütüphaneye git, tamam mı?ادهبي الى غرفتك ودرسي بهدوء فهمتي؟
Bu yüzden bu şeyin nasıl çalıştığını öğrenmek için kütüphaneye gittim.Also ging ich in die Bücherei, um herauszufinden, wie dieses Ding funktionierte.
Bu yüzden bu şeyin nasıl çalıştığını öğrenmek için kütüphaneye gittim.Așa că m-am dus la bibliotecă pentru a îmi da seama cum funcționează.
Bu yüzden bu şeyin nasıl çalıştığını öğrenmek için kütüphaneye gittim.Así que fui a la biblioteca para entender cómo funcionaba esa cosa.
Bu yüzden bu şeyin nasıl çalıştığını öğrenmek için kütüphaneye gittim.Così andai in biblioteca per capirne il funzionamento.
Bu yüzden bu şeyin nasıl çalıştığını öğrenmek için kütüphaneye gittim.CPUがメモリー(RAM)と演算回路(ALU)との間で
Bu yüzden bu şeyin nasıl çalıştığını öğrenmek için kütüphaneye gittim.Donc je suis allé à la bibliothèque pour comprendre comment cette chose marchait.
Bu yüzden bu şeyin nasıl çalıştığını öğrenmek için kütüphaneye gittim.Ik ging naar de bibliotheek om erachter te komen hoe dit ding werkte.
Bu yüzden bu şeyin nasıl çalıştığını öğrenmek için kütüphaneye gittim.이 기계가 어떻게 작동하는지 알아보기 위해 도서관에 갔습니다.
Bu yüzden bu şeyin nasıl çalıştığını öğrenmek için kütüphaneye gittim.Poszedłem więc do biblioteki, żeby dowiedzieć się jak to działa.
Bu yüzden bu şeyin nasıl çalıştığını öğrenmek için kütüphaneye gittim.Vì thế tôi đã vào thư viện để tìm hiểu xem nó hoạt động thế nào.
Bu yüzden bu şeyin nasıl çalıştığını öğrenmek için kütüphaneye gittim.И пошёл в библиотеку, чтобы выяснить, как эта штука работает.
Bu yüzden bu şeyin nasıl çalıştığını öğrenmek için kütüphaneye gittim.І я пішов у бібліотеку, щоб дізнатися, як працює ця річь.
Bu yüzden bu şeyin nasıl çalıştığını öğrenmek için kütüphaneye gittim.Така че отидох в библиотеката за да разбера как работи това нещо.
Bu yüzden bu şeyin nasıl çalıştığını öğrenmek için kütüphaneye gittim.אז הלכתי לספריה להבין איך הדבר הזה עובד.
Bu yüzden bu şeyin nasıl çalıştığını öğrenmek için kütüphaneye gittim.لذلك ذهبت إلى المكتبة لمعرفة كيف يعمل هذا الشيء.
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."Azt mondta: "Most Hans, bepakoltuk a mosógépet, a gép fog dolgozni. És most elmehetünk a könyvtárba."
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."Ea a spus: "Acum Hans, am încărcat rufele, mașina face treaba. Iar noi putem merge la bibliotecă."
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."Ela disse: "Hans, já pusemos a roupa a lavar; "a máquina vai fazer o resto.
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."Hon sa, "Nu Hans, har vi ladda tvätten; maskinen kommer göra jobbet. Och nu kan vi gå till biblioteket."
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."Hun sagde, "Så Hans, vi har puttet vasketøjet ind; maskinen gør arbejdet. Og nu kan vi gå på biblioteket."
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."어머니가 말했죠. "자, 한스. 우리가 세탁물을 넣고, 세탁기는 세탁을 할거란다.
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."Me dijo: "Ahora, Hans, metemos la ropa, y la lavadora hará el trabajo. Y nosotros podemos ir a la biblioteca."
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."Povedala, "Hans, zapli sme práčku, ona za nás operie. A my môžeme ísť do knižnice."
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."Powiedziała, "Hans, włożyliśmy pranie, a pralka zacznie prać. Teraz możemy iść do biblioteki."
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."Rekla je, "Zdaj Hans, sva naložila perilo. Stroj bo opravil svoje delo. In midva greva lahko v knjižnico."
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."Řekla: "Tak, Hansi, my jsme tam dali prádlo, pračka udělá to hlavní. A teď můžeme jít do knihovny."
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."Ze zei: "Hans, we hebben de was ingeladen. De machine zal het werk doen.
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."Вона сказала, "Гансе, ось ми заклали брудні речі; машинка зробить все решту. А ми підемо до бібліотеки".
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."היא אמרה, "עכשיו הנס, מילאנו את הכביסה, המכונה תעשה את העבודה.
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."قالت لي " هانس .. كل ما علينا فعله هو وضع الغسيل .. في هذه الآلة وهي سوف تقوم بالعمل
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."洗濯物を入れたから あとは洗濯機がやってくれる その間図書館に行けるのよ」と
Ders yapalım. Kütüphaneye gel.لنبدأ الدرس, هيا الى المكتبة
Kütüphaneye gel.Gyere a könyvtárba.
Kütüphaneye gel.Έλα στο αναγνωστήριο.
Kütüphaneye gidip Wright Kardeşlerle ilgili bir kitap ödünç aldım.Così sono andato in biblioteca e ho preso un libro sui fratelli Wright.