kütüphaneye ile cümle

kütüphaneye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
7
ORT. KELİME
Dijital kütüphane kullanıcıları kütüphaneye gitmek zorunda değildirler.Bibliotheekmedewerkers zijn dan echter niet beschikbaar.
Bu kitabı bugün kütüphaneye iade etmem lâzım.Ik moet dit boek vandaag terugbrengen naar de bibliotheek.
Bu kitabı bugün kütüphaneye geri götürmeliyim.Ik moet dit boek vandaag terugbrengen naar de bibliotheek.
O, kitabı kütüphaneye geri götürdü.Ze bracht het boek terug naar de bibliotheek.
Haftada en az bir kere kütüphaneye giderim.Ik ga naar de bibliotheek ten minste een keer per week.
Haftada en az bir kere kütüphaneye giderim.Ik ga minstens één keer per week naar de bibliotheek.
Haftada en az bir kez kütüphaneye giderim.Ik ga naar de bibliotheek ten minste een keer per week.
Haftada en az bir sefer kütüphaneye giderim.Ik ga naar de bibliotheek ten minste een keer per week.
Haftada en az bir kez kütüphaneye giderim.Ik ga minstens één keer per week naar de bibliotheek.
Haftada en az bir sefer kütüphaneye giderim.Ik ga minstens één keer per week naar de bibliotheek.
Ben bir kitap okumak için kütüphaneye gittim.Ik ging naar de biblotheek om een boek te lezen.
Milli kütüphaneye gidiyordum.Pracował w Bibliotece Narodowej.
Dijital kütüphane kullanıcıları kütüphaneye gitmek zorunda değildirler.Bibliotek nie należy mylić z bibliotekami DLL.
Kafeteryadan sonra kütüphaneye giderler.Do biblioteki wchodzi woźny.
Bu sürüm doğal pogramlama sürecine ve geniş bir kütüphaneye sahiptir.W swej kolekcji miał znaczne zbiory przyrodnicze, oraz dużą bibliotekę.
Kütüphaneye gittim yoktu, başka kütüphanelere baktım yoktu.Nie spotkała się ona z uznaniem ze strony innych biblistów.
17 laboratuvar ve bir kütüphaneye ev sahipliği yapar.Instytucja ta składała się z biblioteki wiodącej i 17 filii bibliotecznych.
Daha sonra bu notu, kütüphaneye teslim etmiştir.Han skänkte sedan denna tavla till församlingen.
1997 yılında kütüphaneye Türkmenistan Devlet başkanı Saparmurat Niyazov'un adı verildi.Den dåvarande turkmenske presidenten, Saparmurat Niyazov, deltog i invigningen.
17 laboratuvar ve bir kütüphaneye ev sahipliği yapar.На судні знаходиться 17 лабораторій та бібліотека.
Milli kütüphaneye gidiyordum.Діяла сільська бібліотека.
Bu sürüm doğal pogramlama sürecine ve geniş bir kütüphaneye sahiptir.Тут він збирає цінну колекцію об'єктів живої природи та бібліотеку.
Daha önceleri ise tamamen bu kütüphaneye özgü bir sistem kullanılıyordu.Усе працює за принципом звичайнісінької бібліотеки.
Bunun ölçü olarak kullanılmasını istedi ve kütüphaneye kaldırttı.Її це не лякало, адже вона виховувалася на Біблії.
Dijital kütüphane kullanıcıları kütüphaneye gitmek zorunda değildirler.У каталогах бібліотек немає їх бібліографії.
Her öğrencinin kütüphaneye erişimi vardır.Кожен студент має доступ до бібліотеки.
Milli kütüphaneye gidiyordum.Pracuje v Národní knihovně.
Kazanan altın bir madalya ile seçecekleri bir kütüphaneye £500 değerinde kitap vermektedir.Vítěz obdrží zlatou medaili a a 500 liber na nákup knih, jež může darovat vybrané knihovně.
Bunun üzerindeki birinci kat bütünüyle kütüphaneye ayrılmıştır.Întregul etaj al doilea găzduiește biblioteca.
1997 yılında kütüphaneye Türkmenistan Devlet başkanı Saparmurat Niyazov'un adı verildi.În anul 1993, sub președintele Saparmurat Niyazov, orașul a primit numele actual.
Angel kütüphaneye gidip Vampir Willow'un yaptıklarını anlatır.Renfield scapă din celula sa și ascultă bărbații cum discută despre vampiri.
Kütüphaneye geçtim ve kendime ilginç bir kitap aldım.Am trecut pe la libărie și mi-am cumpărat o carte interesantă.
Milli kütüphaneye gidiyordum.A nemzeti könyvtárnál nyert alkalmazást.
Kütüphaneye gider ve durumu hayaletlere anlatır.Elbújik, és elolvassa a könyvet, ami Fantázia világáról szól.
Milli kütüphaneye gidiyordum.Kaikki tallella Kansalliskirjastossa.
Kütüphanenin ilk yıllarında kütüphaneye büyük ilgi gösterilmekte idi.Alkuvuosina kirjaston käyttö oli maksullista.
Kitabı okumayı bitirdiysen kütüphaneye iade et.Jos olet lukenut kirjan loppuun, palauta se kirjastoon.
Bu olay sırasında Peyton, bacağından vurulur ve Lucas tarafından kütüphaneye götürülür.Πυροβολεί την Πέητον στο πόδι και εκείνη φιλά τον Λούκας που την προσέχει στην βιβλιοθήκη.
Kütüphaneye gider ve durumu hayaletlere anlatır.Στη συνέχεια πηγαίνει στα Σάλωνα και συνεννοείται με τον Πανουργιά.
Üniversite ayrıca 5 milyon üzerinde yapıt içeren bir kütüphaneye de sahiptir.Παράλληλα, διατηρεί μια βιβλιοθήκη με πάνω από 5000 τόμους.
Kütüphaneye erişim için sadece randevu gereklidir.Η πρόσβαση στη βιβλιοθήκη είναι δυνατή μόνο κατόπιν ραντεβού.
Milli kütüphaneye gidiyordum.Utgaven fra hos Nasjonalbiblioteket.
Milli kütüphaneye gidiyordum.Parepare: Perpustakaan Nasional.
17 laboratuvar ve bir kütüphaneye ev sahipliği yapar.Trong số các khí tài trên tàu có 17 phòng thí nghiệm và một thư viện.
Milli kütüphaneye gidiyordum.Ban Thư viện quốc gia.
Günümüzde halka açık bir kütüphaneye dönüştürülmüştür.Ngày nay, nơi đây là một thư viện công cộng.
Graham, Ağustos 2005'te Charlotte, North Carolina'daki bir kütüphaneye gitmek için yürüteç kullanmıştır.Tháng 8 năm 2005, Graham đến dự buổi lễ đặt viên đá đầu tiên cho thư viện của ông tại Charlotte, Bắc Carolina.
Bu kütüphaneye kendi koleksiyonundan 5.000 kadar kitap bağışlamıştır.Vua này đã định chỉ tiêu 500.000 cuộn sách cho Thư viện.
Kütüphaneye gittim yoktu, başka kütüphanelere baktım yoktu.Không có phòng nghiên cứu, thư viện thì không đầy đủ.
Kütüphaneye gidecek miyiz?私は図書館へ行く。
Günümüzde halka açık bir kütüphaneye dönüştürülmüştür.現在、建物は公立図書館となっている。
Kütüphaneye gittim yoktu, başka kütüphanelere baktım yoktu.(中略)わざわざ図書館で調べたりはしなかったよ。
Üzerinde kütüphane binası ve kütüphaneye gelir sağlayacak tesisler inşa edilmesi için arsa tahsis etti.その経験から図書館の有用さを体験し、地域への奉仕のために図書館建設の意志をあらわにした。
Kütüphaneye gidecek miyiz?(我去图书馆。
Kafeteryadan sonra kütüphaneye giderler.總是在放學後到圖書館看書。
Bu girişim sonuç vermiş ve köyün erkekleri kütüphaneye gelmeye başlamıştır.後來,家計會成立首間婦女會並設立參考圖書館。
Dijital kütüphane kullanıcıları kütüphaneye gitmek zorunda değildirler.המשתמש של ספרייה דיגיטלית לא צריך ללכת לספרייה פיזית.
Milli kütüphaneye gidiyordum.מאוסף הספרייה הלאומית.
Kütüphaneye gittim yoktu, başka kütüphanelere baktım yoktu.עבדתי בספרייה בצהריים כי לא היו לי חברים אמיתיים.
Graham, Ağustos 2005'te Charlotte, North Carolina'daki bir kütüphaneye gitmek için yürüteç kullanmıştır.באוגוסט 2005, הופיע גרהאם בטקס חנוכת הספרייה שלו בשארלוט, צפון קרוליינה.

İlgili Sayfalar