Ana içeriğe geç
Sözlük

küsur ile cümle

küsur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Eflatun kusursuz form kavramlarıyla hala aramızda olacak.Platónnak tökéletes formáról vallott elképzelései köszönnek vissza.
Eflatun kusursuz form kavramlarıyla hala aramızda olacak.Platón se siga saliendo con la suya respecto a su noción de las ideas.
Eflatun kusursuz form kavramlarıyla hala aramızda olacak.Plato ons nog steeds in de ban van zijn ideale vormen heeft.
Eflatun kusursuz form kavramlarıyla hala aramızda olacak.Plato vẫn nói với chúng ta những khuôn mẫu hoàn hảo của ông.
Eflatun kusursuz form kavramlarıyla hala aramızda olacak.Платон ще бъде още популярен с неговата идея за съвършените форми.
Eflatun kusursuz form kavramlarıyla hala aramızda olacak.אפלטון עדיין משיג את שלו ברעיון של צורות מושלמות.
Eflatun kusursuz form kavramlarıyla hala aramızda olacak.سيظل أفلاطون له نفس الطريقة معنا فى فكرته عن الأشكال المثاليه.
Eflatun kusursuz form kavramlarıyla hala aramızda olacak.曰く 私たちは頭の中で
‹‹ ‹Egemen RAB şöyle diyor: Birinci ayın birinci günü kusursuz bir boğa alacak, tapınağı arındıracaksın.나 여호와가 말하노라 정월 초 하룻날에 흠없는 수송아지 하나를 취하여 성소를 정결케 하되
‹‹ ‹Egemen RAB şöyle diyor: Birinci ayın birinci günü kusursuz bir boğa alacak, tapınağı arındıracaksın.Så säger Herren, HERREN: På första dagen i första månaden skall du taga en felfri ungtjur och rena helgedomen.
‹‹ ‹Egemen RAB şöyle diyor: Birinci ayın birinci günü kusursuz bir boğa alacak, tapınağı arındıracaksın.Tako pravi Gospod Jehova: Prvi dan prvega meseca vzemi mladega junca brez madeža in očisti svetišče greha.
‹‹ ‹Egemen RAB şöyle diyor: Birinci ayın birinci günü kusursuz bir boğa alacak, tapınağı arındıracaksın.כה אמר אדני יהוה בראשון באחד לחדש תקח פר בן בקר תמים וחטאת את המקדש׃
‹‹ ‹Egemen RAB şöyle diyor: Birinci ayın birinci günü kusursuz bir boğa alacak, tapınağı arındıracaksın.هكذا قال السيد الرب في الشهر الاول في اول الشهر تأخذ ثورا من البقر صحيحا وتطهّر المقدس.
‹‹ ‹Egemen RAB şöyle diyor: Birinci ayın birinci günü kusursuz bir boğa alacak, tapınağı arındıracaksın.主 耶 和 華 如 此 說 、 正 月 初 一 日 、 你 要 取 無 殘 疾 的 公 牛 犢 、 潔 淨 聖 所
‹‹ ‹Egemen RAB şöyle diyor: Birinci ayın birinci günü kusursuz bir boğa alacak, tapınağı arındıracaksın.主 耶和華 如此 說 、 正月 初 一 日 、 你 要 取無 殘疾 的 公牛犢 、 潔淨 聖所
‹‹ ‹Eğer biri günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kuzu dişi ve kusursuz olmalı.A jeźliby owcę przywiódł na ofiarę swoję za grzech, samicę zupełną niech przywiedzie.
‹‹ ‹Eğer biri günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kuzu dişi ve kusursuz olmalı.Als iemand een schaap als zondoffer brengt, moet hij een vrouwelijk dier zonder gebreken nemen.
‹‹ ‹Eğer biri günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kuzu dişi ve kusursuz olmalı.Če pa prinese ovco kot darilo svoje v žrtev za greh, naj bode brez hibe samica, ki jo bo daroval.
‹‹ ‹Eğer biri günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kuzu dişi ve kusursuz olmalı.Dacă va aduce ca jertfă de ispăşire un miel, să aducă o parte femeiască fără cusur.
‹‹ ‹Eğer biri günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kuzu dişi ve kusursuz olmalı.Er det et får han fører frem som syndoffer, så skal han komme med en hun uten lyte.
‹‹ ‹Eğer biri günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kuzu dişi ve kusursuz olmalı.Ha pedig bárányt visz az õ bûnért való áldozatául, nõstényt és épet vigyen.
‹‹ ‹Eğer biri günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kuzu dişi ve kusursuz olmalı.Keď dovedie svoj obetný dar ovcu, za hriech, dovedie to samicu bez vady.
‹‹ ‹Eğer biri günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kuzu dişi ve kusursuz olmalı.그가 만일 어린 양을 속죄 제물로 가져 오려거든 흠 없는 암컷을 끌어다가
‹‹ ‹Eğer biri günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kuzu dişi ve kusursuz olmalı.Men om någon vill offra ett lamm till syndoffer, så skall han föra fram ett felfritt djur av honkön.
‹‹ ‹Eğer biri günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kuzu dişi ve kusursuz olmalı.Mutta jos hän tuo uhrilahjanaan karitsan syntiuhriksi, niin tuokoon virheettömän uuhen
‹‹ ‹Eğer biri günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kuzu dişi ve kusursuz olmalı.Nếu của lễ chuộc tội người bằng chiên con , thì_phải dâng một con_cái chẳng tì vít chi ,
‹‹ ‹Eğer biri günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kuzu dişi ve kusursuz olmalı.Nếu của lễ chuộc tội người bằng chiên con, thì phải dâng một con cái chẳng tì vít chi,
‹‹ ‹Eğer biri günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kuzu dişi ve kusursuz olmalı.Ou, se pela sua oferta trouxer uma cordeira como oferta pelo pecado, sem defeito a trará;
‹‹ ‹Eğer biri günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kuzu dişi ve kusursuz olmalı.Pakli by z ovcí přinesl obět svou za hřích, samici bez poškvrny přinese.
‹‹ ‹Eğer biri günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kuzu dişi ve kusursuz olmalı.Se porta una pecora come offerta per il peccato, porterà una femmina senza difetto
‹‹ ‹Eğer biri günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kuzu dişi ve kusursuz olmalı.S`il offre un agneau en sacrifice d`expiation, il offrira une femelle sans défaut.
‹‹ ‹Eğer biri günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kuzu dişi ve kusursuz olmalı.Si trae una oveja como su sacrificio por el pecado, traerá una hembra sin defecto
‹‹ ‹Eğer biri günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kuzu dişi ve kusursuz olmalı.Wird er aber ein Schaf zum Sündopfer bringen, so bringe er ein weibliches, das ohne Fehl ist,
‹‹ ‹Eğer biri günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kuzu dişi ve kusursuz olmalı.Εαν δε φερη προβατον δια προσφοραν αυτου περι αμαρτιας, θελει φερει αυτο θηλυκον αμωμον
‹‹ ‹Eğer biri günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kuzu dişi ve kusursuz olmalı.А если из стада овец захочет он принести жертву за грех, пусть принесет женского пола, без порока,
‹‹ ‹Eğer biri günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kuzu dişi ve kusursuz olmalı.Или ако принесе агне в принос за грях, то да принесе женско без недостатък;
‹‹ ‹Eğer biri günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kuzu dişi ve kusursuz olmalı.ואם כבש יביא קרבנו לחטאת נקבה תמימה יביאנה׃
‹‹ ‹Eğer biri günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kuzu dişi ve kusursuz olmalı.وان أتى بقربانه من الضأن ذبيحة خطية يأتي بها انثى صحيحة
‹‹ ‹Eğer biri günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kuzu dişi ve kusursuz olmalı.人 若 牽 一 隻 綿 羊 羔 為 贖 罪 祭 的 供 物 、 必 要 牽 一 隻 沒 有 殘 疾 的 母 羊
‹‹ ‹Eğer biri günah sunusu olarak bir kuzu getirirse, kuzu dişi ve kusursuz olmalı.人 若 牽一隻綿 羊羔 為贖 罪 祭 的 供物 、 必要 牽一隻沒 有 殘疾 的 母羊
Eğer kusursuz bir şekilde dengelemişsen Cismin hızını elde edeceksindir.Daca tu echilibrezi aceasta forta in mod perfect, tu vei fi instare sa mentii velocitatea obiectului.
Eğer kusursuz bir şekilde dengelemişsen Cismin hızını elde edeceksindir. Eğer onu ivmelendirmek istersen,Wenn du sie ganz genau ausgleichst, kannst du die Geschwindigkeit konstant halten.
Eğer kusursuz bir şekilde dengelemişsen Cismin hızını elde edeceksindir. Eğer onu ivmelendirmek istersen,האינטואציה והניסיון שלנו אומרים כי באם אנו רוצים שגוף ינוע לעד
Eğer kusursuz bir şekilde dengelemişsen Cismin hızını elde edeceksindir.Jeśli zrównoważysz to idealnie będziesz w stanie utrzymać tę prędkość.
Eğer kusursuz bir şekilde dengelemişsen Cismin hızını elde edeceksindir.Se la bilanci perfettamente, potrai mantenere la sua velocità
Eğer kusursuz bir şekilde dengelemişsen Cismin hızını elde edeceksindir.Αν το σώμα καταφέρεις να το ισορροπήσεις, θα μπορείς να διατηρήσεις την ταχύτητά του.
Eğer kusursuz bir şekilde dengelemişsen Cismin hızını elde edeceksindir.Ако я балансирате перфектно, ще успеете да поддържате неговата скорост.
Eğer kusursuz bir şekilde dengelemişsen Cismin hızını elde edeceksindir.Якщо ви повністю її врівноважуєте, то ви може зберігати швидкість телевізора.
Eğer kusursuz bir şekilde dengelemişsen만약, 완벽하게 균형을 이룬다면
Eğer kusursuz bir şekilde dengelemişsenあなたはその速度を維持することができるでしょう。
Eğer o ilk antlaşma kusursuz olsaydı, ikincisine gerek duyulmazdı.Ako bi namreč ona prva zaveza bila brez pogreška, ne bi se iskalo mesto drugi.
Eğer o ilk antlaşma kusursuz olsaydı, ikincisine gerek duyulmazdı.Andaikata tidak ada kekurangan pada perjanjian yang pertama, maka tidak perlu diadakan perjanjian yang kedua
Eğer o ilk antlaşma kusursuz olsaydı, ikincisine gerek duyulmazdı.Bo gdyby ono pierwsze było bez przygany, tedyćby wtóremu nie szukano miejsca.
Eğer o ilk antlaşma kusursuz olsaydı, ikincisine gerek duyulmazdı.Denn so jenes, das erste, untadelig gewesen wäre, würde nicht Raum zu einem andern gesucht.
Eğer o ilk antlaşma kusursuz olsaydı, ikincisine gerek duyulmazdı.For hadde hin første vært ulastelig, da var det ikke søkt rum for en annen;
Eğer o ilk antlaşma kusursuz olsaydı, ikincisine gerek duyulmazdı.저 첫 언약이 무흠하였더면 둘째 것을 요구할 일이 없었으려니와
Eğer o ilk antlaşma kusursuz olsaydı, ikincisine gerek duyulmazdı.Lebo ak by tamtá prvá bola bývala bezúhonná, nehľadalo by sa miesto druhej.
Eğer o ilk antlaşma kusursuz olsaydı, ikincisine gerek duyulmazdı.Mert ha az az elsõ kifogástalan volt volna, nem kerestetett volna hely a másodiknak.
Eğer o ilk antlaşma kusursuz olsaydı, ikincisine gerek duyulmazdı.Nebo kdyby ona první byla bez úhony, nebylo by hledáno místa druhé.
Eğer o ilk antlaşma kusursuz olsaydı, ikincisine gerek duyulmazdı.Pois, se aquele primeiro fora sem defeito, nunca se teria buscado lugar para o segundo.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod