Bu kusurlar bebeklik dişlerini de kalıcı dişleri de etkileyebilir.Estes problemas podem afetar dentes primários quanto dentes permanentes.
Kusursuz Cinayet (film), Andrew Davis'in yönettiği 1998 tarihli ABD filmi.Collateral Damage é um filme de ação norte-americano de 2002 dirigido por Andrew Davis.
Ancak bu eserler tamamen kusursuz değildiler.Tais histórias eram completamente falsas.
LT-35 çok karmaşık ve kusurları olan bir tanktı.De LT-35 was te complex en had vele tekortkomingen; zijn betrouwbaarheid was gering.
Anatomik kusurlar dış çevre ile sinir sistemi arasında devamlılığa sebep olabilir.Door anatomische defecten kan er een open verbinding bestaan tussen de buitenomgeving en het zenuwstelsel.
Kusursuz cinayete dair ebedi arayış.Ze plegen een schijnbaar perfecte moord.
Wimshurst'un ise bu kusurları yoktur.De machine van Wimshurst had dit gebrek niet.
Onun tüm eserleri kusursuz ve mükemmeldir.Allen zijn ze buitengewoon mooi en volmaakt.
Mükemmellik, eksiksiz ve kusursuz olma durumunu ifade eden bir kavramdır.Het perfecte aspect dient met name te worden onderscheiden van het imperfectief en perfectief aspect.
"Kusura bakma.Ik heb er spijt van.
Kusursuz Cinayet (film) bu filmin yeniden çevrimidir.“Living It Up” is een remake van deze film.
Altı sayısı kusuru simgeler.Eén voor SIGINT.
Repertuarını kusursuz çalar.Ze bouwde haar repertoire behoedzaam uit.
Ayrıca kusursuz perde ve mükemmel perde olarak da bilinir.Hij staat bekend als een zeer goede klimmer en keurig ronderenner.
400 küsur hektar alana yayılmıştır.400 hectare gaat verloren.
Bu sayede kusursuz bir atış yapılmasını sağlar.Zo kan heel precies gebombardeerd worden.
Kusurlu olmalarını istedim."Het eindproduct moest perfect zijn."
Ancak bu eserler tamamen kusursuz değildiler.Al deze studies waren niet exact.
Çok büyük bir aruz kusurudur.Enorm veel spijt hebben.
Her güzelin bir kusuru vardır.Het beste paard struikelt wel eens.
Kusursuz iş olmaz.Het beste paard struikelt wel eens.
Kusura bakmayın ama, siz ne yapıyorsunuz?Wat doet u, als ik vragen mag?
Öylesine uğrayıverdiğim için kusuruma bakma, ama cebin kapalıydı.Het spijt me dat ik zomaar binnenval, maar je gsm stond uit.
Kusura bakma, ama Tom haklı.Het spijt me, maar Tom heeft gelijk.
Kusura bakmayın ama, anlattıklarınızın hiçbir önemi yok.Neemt u mij niet kwalijk, maar alles wat u heeft verteld, is niet van belang.
Bu kadar kusur kadı kızında da bulunur.Geen goud zonder schuim.
2 Kusurlu bir kompozisyon.Niewygodna prawda II.
Örneğin cesaret erdemi, korkaklık ve deli cesareti gibi kusurların ortasında yer alır.Np. odwaga mieści się między zuchwalstwem i tchórzostwem.
Silah her ne kadara başarılı bir silah olsa da önemli kusurları bulunuyordu.Mimo że dysponowali o wiele słabszą bronią, odnosili znaczące sukcesy.
Bunun nedeni Tanrı değildir, varlıkların eksik ve kusurlarıdır.Ponieważ pochodzi on od Boga, nie może zawierać błędu ani pomyłki.
Objektif kusurları (fotoğrafçılık) Teleobjektif (fotoğrafçılık)Zobacz: this (programowanie obiektowe).
Atıl İnaç) SİYAD En İyi Film Ödülü: Kusursuzlar (Yön.Jury nagradza najlepsze filmy (m.in.
Adeta kusursuz bir tekniği vardır.Dysponował doskonałą techniką.
O kusursuz biri.To jest człowiek doskonały.
Çok büyük bir aruz kusurudur.Przepraszam, przepraszam bardzo.
"Malzeme kusurları".Wybór materiałów."
Diğer 6 ve 7. pozisyonlarda da kusurlar vardır.Tak samo jest z punktami 5 oraz 6.
İnsana ait kusurları taşımaz, fakat onun tüm erdemlerine sahiptir."Tout homme est faillible. → Wszyscy ludzie są omylni (nie ma nieomylnych).
McAleer'a göre Moby Dick'teki Ahab'ın kusurlu karakteri, Usher Evi'nin Çöküşü'nden ilhamla oluşturulmuştur.McAleer pisał, że nowela Zagłada domu Usherów była inspiracją dla trudnego charakteru Ahaba z Moby-Dicka.
Büyük bir kusuru vardı ki, o da, paraya karşı olan zaafıydı.Miała problemy z gangsterami, którym była winna pieniądze.
Kusursuz cinayete dair ebedi arayış.Zawsze pragnął popełnić morderstwo wyjątkowe, doskonałe.
2000 serisi, 30 küsur bölümden sonra 2000 yılının Temmuz ayında sona ermiştir.Żydów, na jesieni tego roku już tylko 10 tys.
Bu sayede kusursuz bir atış yapılmasını sağlar.Umożliwiało to wygodne strzelanie z konia.
Kusursuz bir anlatım.Kompletna opowieść.
Kurduğu tasarım şirketi hâlen günümüzde dünyanın en kusursuz tasarımlarını üretmektedir.Wyroby sygnowane nazwą tej miejscowości do dziś zaliczają się do najlepszych fajek świata.
Ancak bu eserler tamamen kusursuz değildiler.Mechanizmy te nie są idealne.
Ancak miğferin kusurları da vardı.Występowały również problemy z migawką.
"Kırma kusurları". (yardım)"O tych paniach"), rez.
İnsana ait kusurları taşımaz, fakat onun tüm erdemlerine sahiptir."Människornas handlingar, inte deras ord, avslöjar dem."
"Kusura bakma.Förlåt!"
Falanca kimse çok iyidir, ibâdette şu kusuru olmasa, dahâ iyi olurdu demek, gıybet olur.Tänk om vi inte är bäst, när allt kommer till kritan...
Anatomik kusurlar dış çevre ile sinir sistemi arasında devamlılığa sebep olabilir.Anatomiska defekter tillåter kontinuitet mellan yttermiljön och nervsystemet.
Kusursuz bir anlatım.Skickligt berättat.
Yaşam ve ölüm: Yazılım kusurları öldürebilir.Ordets makt och vanmakt: mitt skrivande liv.
Diğer kusurlar gibi lokalize değildirler ve kararsızdırlar.Вони не локалізовані, як інші топологічні дефекти, і нестійкі.
"Kusura bakma.«Вибачте.
Kusursuz Cinayet (film), Andrew Davis'in yönettiği 1998 tarihli ABD filmi.Ідеальне вбивство (англ. A Perfect Murder) — американський художній фільм від режисера Ендрю Девіса 1998 року.
Kusursuz cinayete dair ebedi arayış.І він задумує ідеальне вбивство.
Yirmi küsur atı çaldılar.У них взяли участь двадцять велогонщиків.
"Malzeme kusurları".Композитні матеріали».